MAYMUNLARIN ÖLÜMÜNE ‘ARAÇ’ OLMAYIN

13 Ocak 2014

Hayvan özgürlüğü aktivistleri geçen hafta hava yolu şirketi Air France ve KLM’nin İstanbul Beşiktaş’taki genel müdürlüğünün önünde bir eylem yaptı. Sebebi, şirketin deney laboratuvarlarında kullanılmak üzere doğal ortamlarından koparılan maymunların taşımacılığını yapması. Eylem, yıllardır dünya çapında devam eden Gateway to Hell/cehennemegidenyol.com isimli kampanyanın Türkiye uzantısı.
Peki neden Air France ve KLM? Cehennemegidenyol.com’a göre, bu iki hava yolu firması, deney hayvanı taşımacılığında lider. Asya ve Afrika’dan getirilen maymunların yüzde 80’i yakalanma ve taşınma esnasında ölüyor. Kampanya sayesinde, şu ana kadar Lufthansa’dan United Airlines’a, onlarca hava yolu şirketi laboratuvarlara hayvan taşımaktan vazgeçti.
Her yıl yüz milyondan fazla, kedi, köpek, tavşan, hamster, gine domuzu, fare ve maymun, anestezi kullanılmadan kesiliyor, dikiliyor, vücutlarına zehirli kimyasallar enjekte ediliyor. Oysa teknoloji fotokopi makinesinde böbrek üretilebilecek noktaya geldi. Alternatif yol çok. Artık hayvan deneyi için uyduracak bahane kalmadı.

ESNEMEK NE DEMEK?

Köpek davranışları üzerine bir makaleden öğrendiğime göre, köpekler yalnızca uykuları geldiğinde esnemiyor. Beklenmedik bir durumla karşılaştıklarında, korktuklarında, sabırsızlandıklarında, beklenti içinde olduklarında da esniyorlar. Bu, onlar için bir iletişim yolu.
Aynı zamanda esneyerek kendilerini sakinleştiriyorlar.
Diyelim ki, köpeğinizle dolaşırken bir tanıdığınıza rastladınız ve onunla sohbete daldınız. Köpeğinizin yüksek sesle esneyerek size bakması muhtemel. Bu, ufak çocuğunuzun ceketinizi çekirtirip “Hadi anne/baba gidelim” demesiyle aynı anlama geliyor.

Yazının devamı...

DÖRDÜNCÜ KATTAN KEDİ ATMAK

2 Aralık 2013

Bir kediyi alıp dördüncü kattan aşağı atmak için ne kadar kinlenmek gerekir? Ve o kin o bünyeyi bir daha terk eder mi?

CEO Muzaffer Bey, geçen hafta “İyi Girişim Zirvesi” sebebiyle Habertürk Gazetesi’ne verdiği röportajda ilk girişimcilik deneyiminin dördüncü kattan kedi atmak olduğunu söyledi. Ortaokuldayken güvercin beslermiş. Başkalarının geri dönmeyen güvercinlerini görünce kendininkileri uçurur, o güvercinleri de kendi kümesine dahil edermiş. Güvercinler çok para ediyormuş. Bir gün kümesin kapısını açık unutmuş. Kümese giren bir kedi de güvercinleri yemiş. Ama Muzaffer Bey o kediyi bulmuş ve intikamını almış. Kediyi dördüncü kattan atmış. Gerçi kedi ölmemiş, dört ayak üstüne düşüp uzaklaşmış. O yüzden bugün de kedileri sevmezmiş.
Tabii başlık “Kediyi 4. kattan attım” olunca haber bayağı ses getirdi. (Muzaffer Bey’in kulakları bir hayli çınlamıştır sanırım.) Sosyal medya çalkalandı. Birkaç gün sonra hayvanseverliğinden asla şüphe duymadığım ve hayvanlar için yaptıklarını haddim olmasa da kendimce takdir ettiğim bir köşe yazarı, Muzaffer Bey’i tanıdığını, beyefendinin evinde kedi köpek beslediğini, sokak hayvanlarına da pek yardım ettiğini yazdı. Dördüncü katın da lafın gelişi olduğunu söylmiş. Zaten “Kedi bu” diyor “Dokuz canlı...Yürüyüp gitmiş.”
Olumlu bakmak, isanların içindeki iyiyi görmek güzel tabii. Ancak bir canlıyı (eğer ki uçamıyorsa) dördüncü kattan atmanın tek amacı olabilir, hayatına son vermek. Ayrıca kafesin kapısını açık unutan eskinin güvercincisi, şimdinin CEO’su Muzaffer Bey. Ama sermaye gitti diye cezalandırılan kedi.
Bir hayvanı içgüdüsünden dolayı cezalandırmak zaten ilkel bir şey. Ama ne yazık ki Muzaffer Bey’lerden aramızda çok var.
O yüzden hayvansever olmak yetmiyor sanırım. Doğasını, içgüdüsünü de anlamaya çalışmak gerekiyor. Her sevgi gibi hayvan sevmek de emek istiyor. Hayvana insanca sıfatlar, görevler, duygular yükleyip sonra da aklımız sıra onlardan intikam almayı, “E bu da insan doğası” diye kabul etmek biraz kolaya kaçmak gibi.
Bir de merak ediyorum, bir kediyi alıp dördüncü kattan aşağı atmak için ne kadar kinlenmek gerekir? Ve o kin o bünyeyi bir daha terk eder mi?

Yazının devamı...

MÜKEMMEL ÖĞRETMEN

25 Kasım 2013

Mutlu ve dengeli bir köpek, çocuğunuza hayvan bakımından çok daha fazlasını öğretebilir. Araştırmalar, hayvanların çocukları bedensel, sosyal, duygusal ve zihinsel olarak geliştirdiğini gösteriyor

Bir ev hayvanıyla yaşayan çocukların özsaygıları, sosyal becerileri gelişiyor ve daha kolay arkadaş ediniyorlar. İşte çocuğunuzun köpeğinizden öğreneceği birkaç ders:

1-Sevgi ve sadakat: Köpek, doğası gereği bağlanmayı sever. Eve geldiğinde gülen bir surat ve sallanan bir kuyrukla karşılanmak çocuğunuzun kendine olan güvenini ve saygısını geliştirir.
2-Egzersiz: Evdeki köpek çocuğunuza hareket imkanı sunar. Yürüyüşe çıkarmak, birlikte koşup oynamak... Ayrıca egzersiz yapmanın önemini gösterir. Çünkü köpekler de tıpki insanlar gibi, duygusal ve zihinsel olarak sağlıklı olmak için düzenli fiziksel aktiviteye ihtiyaç duyar.
3-Ailenin önemi: Köpekler, sürü hayvanıdır. Araştırmalar insanın içindeki toplanma içgüdüsünü de harekete geçirdiğini gösteriyor. Hayvan sahiplenen aileler daha çok bir arada zaman geçiriyor.
4-Okuma: Yemek pişirmeniz lazım ve çocuğunuzun okuma ödeviyle ilgilenecek vaktiniz yok. Bu görevi köpeğiniz üstlenebilir. Hatta araştırmalar onun bu konuda çok daha iyi olduğunu gösteriyor. Özellikle de okuma zorluğu çeken çocuklarda. Neden? Çünkü köpekler onları yargılamadan ve yorum yapmadan dinliyor, çocuklar da strese girmiyor.

Yazının devamı...

SEVGİ BULAŞIYOR

18 Kasım 2013

Hayvan sevgisinin bulaşıcı olduğuna inanıyorum. Tıpkı nezle gibi. Yakınınızdaki biri hayvanseverse, ister istemez etkileniyorsunuz

Uzun yıllar birlikte çalıştığım ve hayatımda önemli yere sahip bir büyüğüm var. Abla gibidir benim için. Hayvan sevmezdi diyemem ama alakası yok(tu). Korkardı da. Hatta minicik bir köpek yavrusu yüzünden çığlıklar atıp, neredeyse kalp krizi geçirdiğini bilirim. Sanırım hayatında ilk kez kedili bir eve gelişi, babam vefat ettiğinde bana destek olmak içindi.
Ama beni sever. Benim hayvanları sevdiğimi bilir. Yıllar içinde önce sokaktaki köpeklere yemek artığı ayırmaya başladı. Sonra tatil fotoğraflarına köpekler girdi ufaktan. Geçen hafta telefonda, yavru bir köpeğin üç saat boyunca kucağında uyuduğunu anlattı. Şu ara yakın bir dostları kedi almış. Sanırım yakında kedili hikayelerini de dinleyeceğim.
Bir başka yakın arkadaşım korkmazdı, severdi ama, asla evinde beslemeyi düşünmezdi. Bize geldiğinde kucağına falan çıksınlar istemezdi. Şöyle bir okşasa hemen parmaklarını silkelerdi, sanki eline yapışan tüylerden iğrenir gibi. Sonra eşiyle Dalyan’a yerleşti. Önce kapıdaki kedileri, köpekleri baslemeye başladılar. Şimdi sanırım beş kedileri var. Eşi, “Görsen inanamazsın, kucağında uyuyorlar diye saatlerce kıpırdamadan duruyor” diye anlatıyor.
Yani herkes doğuştan hayvansever olmuyor. Bazıları sonradan öğreniyor hayvanı sevmeyi, dinleyerek, görerek. Ya da sizi sevenler, sizin sevdiklerinizi de sevmeye başlıyor.

KUYRUK ÖNEMLi

Yeni bir araştırma köpeklerin mutluyken kuyruklarını sağa, sinirliyken sola doğru salladıklarını ortaya çıkardı. İngiltere’deki Lincoln Üniversitesi’nden bir ekip de köpeklerin agresif bir köpeğe bakarken kafalarını sola, mutlu bir köpeğe bakarken sağa çevirdikleri sonucuna varmıştı.

Yazının devamı...