Asıl görgüsüzlük ne?

Altın, gastronomide Orta Çağ’dan beri kullanılan bir malzeme. Peki ama neden hâlâ Nusret’in Ribery’ye hazırladığı altın kaplama antrikotu konuşuyoruz?

Günlerdir yankısı sürüyor, Nusret’in Dubai’deki restoranında Ribery’nin yediği antrikotun altın kaplama olması.

Doğrusu, gastronomiyle az çok ilgisi olanlar bilir, altın yaprağı ya da diğer bir deyişle varağı mimaride ve sanatta olduğu gibi gastronomide de kullanılan bir malzeme.

Bu, Nusret’in buluşu ya da Ribery’nin keşfi değil.

Joel Robuchon’dan Massimo Bottura’ya dünyanın önde gelen birçok şefi altını yemeklerinde, tatlılarında kullanıyor.

Hatta ülkemizde de The Marmara’nın yaptığı cateringlerde sıkça görülmekte.

Alan memnun, satan memnunAsıl görgüsüzlük ne

Dubai’ye gelince, malum Dubai şaşaalı hayatı öne çıkarmasıyla diğer emirliklerden de ayrılıyor ve turizmde daha da öne çıkıyor.

Dolayısıyla Dubai’de Burj Al Arab’da yıllardır altınla süslenmiş kokteyller, som altın kadehlerde astronomik fiyatlara satılıyor.

Dünyanın en pahalı kokteyli olarak Guinness Rekorlar Kitabı’na giriyor ve doğrusu beğenseniz de beğenmeseniz de, görgüsüzlük olarak görseniz de görmeseniz de bu kokteyller alıcı buluyor.

Alan memnun, satan memnun, serbest piyasa…

Bu durumda nasıl sucuklu tost yiyeni yerden yere vurmuyorsak, altın kaplama et yiyeni de yerden yere vurmanın pek bir anlamı yok.

Dünyada bu kadar aç varken bu yapılır mı derseniz, işte bu da çok zor bir tartışma konusu.

Bu olayda adı geçenlerin yaptığı yardımları, hayır işlerini kimse bilemez, zaten yardımı başkalarının gözüne sokarak yaptıktan sonra anlamı da kayboluyor.

Tamamen kendi alın terleriyle hızla yükselen, dünya çapında başarılı olan ve büyük paralar kazananlar kazandıklarını diledikleri gibi harcayabilir. Zaten kazandıkları oranda harcamazlarsa ekonomiye de geri dönüşleri eksik kalır.

AB ve ABD’de onaylı besin maddesiAsıl görgüsüzlük ne

Söz konusu, Nusret ve Ribery olunca nedense tüm gözler onlara çevrildi ve dünyada ilk defa bir yemek altın yaprağıyla kaplı gelmiş gibi bir algı yaratıldı.

Buna ‘Görgüsüzlüğün mide bulandırıcı resmi’ diyen bile oldu.

Oysa, geçen yıl kaybettiğimiz dünyanın en çok Michelin yıldızlı şefi Robuchon’un altınlı tatlılarına ya da Fransız pastanesi Ladure’nin modaevi Marni ile işbirliğiyle yaptığı altınlı makaronlarına, 666 Burger’ın 666 dolarlık altın hamburgerine, 1000 dolarlık altın bagel’a, 1800 dolarlık altın suşiye, Cadbury’nin 1600 dolarlık altın çikolatasına, Kanada’daki altın kaplama pizzalara kimse bir şey demiyor.

Hem Avrupa Birliği’nde hem de ABD’de FDA tarafından altın yaprağı sağlığa uygun bir besin katkı maddesi olarak kabul ediliyor.

Hatta altın ve gümüş yapraklarının koşer sertifikaları bile var.

Tarihte örnek çok

Tarihe dönelim, Avrupalılar Rönesans’tan beri yemek ve içkilerine altın yaprağı ekliyor.

Asıl görgüsüzlük ne

Yemek uzmanı ve tarihçisi Dr. Heather Evans’a göre, Orta Çağ’da ziyafetlerde çok kullanılan bir malzemeydi altın yaprağı. Orta Avrupa’da 16. yüzyıldan beri içkilerde altın yaprağı kullanılıyor. Aynı şekilde Japonlar ve Güney Asyalılar da tarihleri boyunca altın yaprağını mutfaklarında kullanmışlar.
Hatta tamamen doğal ilaçlarla tedavi uygulayan homeopatlar altın yaprağını kalp ve damar hastalıkları ve depresyon tedavisinde bile tavsiye ediyor.Yenilebilen altın yaprağının tadı, kalorisi ya da son kullanma tarihi yok.

Gramı 650-870 lira arasında değişiyor.

Tarihe bakacak olursak burada tartışılacak olan, Nusret’in eti altınla kaplaması değil, Ribery’nin eleştirilere küfür ve hakaretle verdiği cevap. İşte asıl görgüsüzlük o.