BİR MODA İKONU BİLE GARDIROBUYLA VEDALAŞIRSA...

Bir moda editöründen çok, bir moda ikonu olarak tanınıyordu.

Moda haftasında defileler arası koştururken günde 5 kez kıyafet değiştiriyordu.

Her kıyafetiyle merak uyandırıyor, sokak modasına öncülük yapıyordu.

Tamamen giyinmek üzerinden kariyer yapan ‘influencer’ların da öncüsüydü aynı zamanda.

Kıyafetleri için evinin yan dairesini bile alıp tamamını gardırop haline getirdiğine kadar hakkında birçok şey konuşuldu.

İşbirliği yaptığı sokak modası markalarının koleksiyonları satışa çıkar çıkmaz tükendi.

Şimdi ne oldu da moda editörlüğünden moda ikonluğuna hızlı geçiş yapan Anna Della Russo bütün gardırobunu satışa çıkardı?

Üstelik bu satış öyle bildiğimiz ikinci el mağazalarında, internet sitelerinde ya da telefon aplikasyonlarında değil.

Christie’s müzayede evi Anna Della Russo’nun gardırobundan bir seçkiyi tepeden tırnağa giydiği şekliyle Milano Moda Haftası sırasında satışa çıkardı.

Etiket fiyatları kadar büyük paralara da değil, açılış fiyatı 50 euro’dan başlayan fiyatlarla.

Christie’s’e özel seçkiyi süpermodeller ve DJ Jodie Harsh podyumda birçok önemli moda evinin defilesiyle yarışacak bir şekilde sergiledi.

Swarovski Vakfı, bu satıştan elde edilecek geliri tamamen moda eğitimi almak isteyen öğrencilere aktaracak.

BİR MODA İKONU BİLE GARDIROBUYLA VEDALAŞIRSA...Daha sonra ise Anna Della Russo’nun gardırobundan başka bir seçki de Net-a-Porter’de satışa çıkacak.

Yine elde edilen gelirle eğitime destek sağlanacak.

Peki ama ne oldu da böyle bir moda ikonu kıyafetleriyle vedalaşmaya karar verdi?

“Modada nostaljiden nefret ediyorum” diyor Anna Della Russo.

“Artık bu kıyafetlerin değerlerini daha iyi bilecek birilerinin eline geçmesini istedim. Ben yeniliklerin bir parçası olmak istiyorum. Modada her şey hızla değişiyor, ben de zamanla değişiyorum. Artık eskisi gibi büyük ve önemli markaları giyme bağımlılığım yok. Ya da bir kıyafeti sadece bir kez giymeliyim takıntım da yok.

New York’taki son moda haftasında aynı kıyafeti üç kez giydim. Yaş aldıkça hafiflemeyi istiyorsun, fazla giyinmekten, fazla makyajdan sıkılıyorsun.”

Umalım sokak modası bu kez de Anna Della Russo’nun etkisinde kalsın.

Moda sanat mı?

Bir kısmımız hâlâ kabul etmesek de müzeler çoktan kabul etti, moda da artık bir sanat.

Yurt dışında birçok müze, couture koleksiyonerlerinin gardıroplarının peşinde.

Eskiden moda dergilerine gardıroplar açılırdı, şimdi ise sanat ve tasarım müzelerine ya da Christie’s gibi müzayede evlerine...

Kabul etmek lazım, müzeler moda ve kostüm sergileri sayesinde daha çok kişiye ulaşıyor.

Hatta sırf bu yüzden modaevleri bile kendi müzelerini açıyor.

Malum ‘ünlü’ kültürü aldı başını gidiyor, herkes ünlülerin giydiği kıyafetleri merak ediyor.

TV programları modaya olan ilgiyi artırıyor.

Moda, müzeler için de önemli bir gelir kaynağı, müze yöneticileri, küratörler, eleştirmenler arasında tartışmalar, anlaşmazlıklar hâlâ devam etse de.

Bakın moda tasarımcısı Oscar de la Renta ne diyor? “Kıyafetleri çöpe atılabilir sanat olarak görürdüm, bir gün bu kadar önemli olacaklarını düşünemezdim.”

Kim düşünebilirdi ki?