Çağdaş Ertuna

Çağdaş Ertuna

cagdas.ertuna@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Bugüne iki öneriyle başlıyoruz.

Biri Tasarım Tomtom Sokakta (TTS), diğeri ise Yedi İstanbul.

Bugün ne yapmalı

Beyoğlu’nda Tom Tom Mahallesi’nde gerçekleşen TTS ilk günlerinden bugüne çok büyüdü, gelişti, artık yılda iki kez yapılıyor.

Milano’daki Zona Tortona’dan ilham alan sanat, tasarım, müzik ve alışveriş şenliği yarın akşama kadar devam ediyor.

Sırf bölgeye hareketlilik getirmesi açısından bile çok değerli.

Malum, Beyoğlu’nun durumu ortada.

Nesli tükenen hikâyeler

Gelelim günün ikinci önerisine, Yedi İstanbul bu yıl Sakıp Sabancı Müzesi’nde.

Haberin Devamı

Eşi Massimo Bottura ile birlikte gıda israfıyla mücadele veren ‘Food for Soul’ projesinin kurucusu Lara Gilmore’dan 1968’de yazdığı ‘A Book of Middle Eastern Food’ ile Batı’nın Ortadoğu mutfağına bakışını değiştiren Claudia Roden’e çok ilginç konuşmacılar var.

Bu yılın teması nesli tükenmek.

Bu konuda da iki çok sevdiğim yerli konuşmacı var, dinlemenizi tavsiye edebileceğim.

Biri Deniz Alphan, Alphan’ın hazırladığı ve yönettiği ‘Kaybolan Bir Dil, Kaybolan Bir Mutfak’ belgeseli, Türk Sefaradlarının artık çok az kişi tarafından konuşulan dili Ladino (Judeo Espanyol) ve Sefarad yemek kültürünü konu alıyor.

İlber Ortaylı, Aylin Öney Tan, Karen Gerşon Şarhon, Mario Levi, Eliza Pinhas, Yossi Yusuf Pinhas, Mari Benmayor, Gila Benmayor, Soli Özel, Claudia Roden, Yalçın Türkoğlu ve Mehmet Tanrıkulu değişen yaşam koşullarının yarattığı kültürel dönüşümü anlatıyor belgeselde.

Ayrıca Sefarad mutfağının öne çıkan yemeklerine de yer veriliyor.

Deniz Alphan’ın annesinin yemek tariflerinden yola çıkarak Türk Sefarad yemeklerini anlattığı ‘Dina’nın Mutfağı’ adlı kitabının devamı aslında bu belgesel.

Belgeselde ve kitapta yer alanlardan fazlasını canlı dinlemek mümkün olacak.

Akdeniz’i koruyor

Diğeri ise Zafer Kızılkaya, Akdeniz Koruma Derneği’nin kurucusu.

‘Yeşil Oscarları’ diye bilinen, dünyanın en önemli çevrecilik ödülü Whitley Gold’u İngiltere Kraliçesi Elizabeth’in kızı Prenses Anne’in elinden aldı.

Daha önce 2013’te de bir Whitley ödülü kazanmıştı Zafer Kızılkaya.

O zaman da ödülünü Prenses Anne’in elinden almıştı ve Prenses Anne tebrik ederken şu açıklamayı yapmıştı:

Haberin Devamı

“Whitley Doğa Fonu’nun sırrı sıra dışı korumacı liderleri ortaya çıkarmak.

Buradaki Whitley ödülüne layık görülenler, doğa-insan ilişkisinin yarattığı sorunları bilen ve bunlara pratik çözümler yaratırken, yerel insanları ve resmi yetkilileri işin içerisine katabilen ender yeteneklere sahip insanlardır. Gelin şunu kabul edelim, çoğumuz bu yetenekten yoksunuz ama Whitley ödül sahipleri bu alanın uzmanları.”

Haklıydı Prenses Anne, daha sonra çalışmalara son hızla devam etti Zafer Kızılkaya.

Tam 4 yıl sonra, bu yıl ise büyük ödüle layık görüldü.

Gökova ve Fethiye’den sonra Kızılkaya’nın hedefi tüm Akdeniz’i koruma altına almak.

Şimdiye kadar uzak bir hayal gibi geliyordu ama bu önemli ödülü ve hemen akabinde gelen uluslararası medya desteğini gördükçe artık hiç de uzak ve imkânsız gelmiyor.