Contemporary İstanbul’a kardeş geldi

Geleneksel sanatçıların işlerinin tanıtılacağı yeni bir sanat fuarımız var artık. “All Arts İstanbul”, 18-21 Nisan’da İstanbul Kongre Merkezi’nde. Öncesinde Ali Güreli ve Öner Kocabeyoğlu ile konuştuk

Contemporary İstanbul’a kardeş geldi

Nişantaşı’nın en güzel apartmanlarından biri Ralli Apartmanı.
Tarihi binanın asansöründen inince karşımda dev bir çelik kasa kapısı buluyorum. Bir Nişantaşı sakini olarak şaşkınım, burada böyle bir sanat galerisi olduğunu nasıl bilmiyorum diye. Bir yanda Seçkin Pirim’in heykelleri bir yanda Yaşam Şaşmazer’in insanları... Bir duvar ise tamamen Paris ekolüne ayrılmış. Modern Türk sanatçıların eserleri yan yana dizilmiş. Selim Turan’dan Mübin Orhon’a birçok imza göze çarpıyor.


“İstanbul’un hakkını başkalarına bırakmamalıyız”

Papko ne bir sanat galerisi, ne de bir müze. Sanat koleksiyoneri Öner Kocabeyoğlu burada koleksiyonunu sergiliyor ve sadece yakınlarıyla paylaşıyor. İstanbul Bienali sırasında Papko koleksiyonunun halka açılması planlanıyor. Daha önce Santralistanbul’da beş ay
süreyle sergilenmiş, 36 bin kişi tarafından ziyaret edilmiş.
Şimdi ise ‘All Arts İstanbul’da koleksiyondan 35 parçalık bölüm sergilenecek Prof. Dr. Hasan Bülent Kahraman küratörlüğünde. Fuarda ayrıca Remzi Gür’ün ferman koleksiyonu ve Yusuf İyilik’in hat koleksiyonu ilk kez sergilenecek.
Şimdi gelelim fuarın amacına. Kurucusu Ali Güreli’den dinliyorum. “En önemli amaç, geleneksel sanatlara olan ilginin hak ettiği seviyeye ulaşması. İçerik olarak her gün yeni bir şey öğreniyoruz. Eksik kalmış başka bir dünyayı keşfediyoruz, Türkiye’de neler varmış diye şaşırıyoruz. Biz bu kadar işin içindeyiz, geleneksel sanatçıları tanımıyoruz, ne yazık ki kimse tanımıyor. Geleneksel sanatçılar da çok heyecanlı böyle bir imkan buldukları için. Fuara 92 geleneksel sanatçı katılıyor. Toplam 140 katılımcı var, galeriler, antika ve müzayede evleri, kurumlar, yayınlar, kitabevleri, kültürel tasarım ve mücevher evleri de fuarda yer alacak. Biz durup dururken çıkmıyoruz, ihtiyacı ve eksikliği görüp karar veriyoruz. Contemporary İstanbul da böyle doğmuştu” diye başlıyor.
Peki ama Ali Güreli eleştirilere ne diyor? “Bir sürü insan ‘Türkiye muhafazakar bir dönem yaşıyor, bundan dolayı mı yapılıyor?’ diyor, ama hiç alakası yok. Biz gördüğümüz boşluğu doldurmak için, galeri mekanizması bile oluşmamış bir alanda geleneksel sanatçılarla alıcıları bir araya getireceğiz. Ekonomik ve siyasi güç yetmiyor, ülkenin kültürle de güçlenmesi önemli. Ortadoğu’da Louvre, Guggenheim müzeleri büyük yatırımlar yapıyor. Ne kadar para harcıyorlar diye izliyoruz ama ileride herkes bu yatırımları izlemeye o ülkelere gidecek. Başka ülkeler bizim tarihimizden gelen rolümüzü çalmaya çalışıyorlar, niye bunu bırakalım? Bu İstanbul’un hakkı değil mi?” Güreli “Katar Müzeler Birliği bu fuarı izleyecek ve beğenirlerse seneye katılacaklar” diye ekliyor.

“Bireysel müzeler yerine birleşilmeli”

Ali Güreli, şubat ayında yaptığı Los Angeles seyahatinde LACMA Müzesi’nden çok etkilenmiş. Sadece mimariden ve içerikten değil bir duvarı kaplayan bağışçı listesinden de. “Toplam 1 milyar dolarlık bağış yapılmış. 50 sene önce o bilince gelmiş, birleşip müze kurmuşlar, ortaya çıkan İstanbul Modern’in 30’la çarpılmışı. Benim müzem demek güzel ama asıl birleşip Ankara’nın da desteğiyle müze yapmak lazım. Bireysel müzeler o kişiden sonra nasıl yaşayacak, hiç düşünülmüyor” diyor.
Söz, galerilerin önemine geliyor. Malum, son zamanlarda sanat galerisi açan çok. Güreli galerilerin sanatçıların hayat sigortası olduğunu söylüyor: “Bu kadar çok galeri olması gerekmiyor. Sayı değil, nitelik önemli. Bize bu iş iyiymiş, biz de açalım mı diye soruyorlar. Ben tavsiye etmiyorum, işi bilmeden sıkıntı yaşayacakları belli.”

İki yeni sanat fuarı daha geliyor

“Contemporary İstanbul” ve “All Arts İstanbul”dan sonra Ali Güreli’nin iki yeni projesi daha var. Biri 2014’te yapılması planlanan bir organizasyon, yeni medya, fotoğraf ve dijital sanatlar üzerine. “Başta bir sergi boyutunda başlar, sonra fuara dönüşür” diyor Ali Güreli. Diğeri ise “Emerging Galleries and Artists” (Gelişmekte olan Galeriler ve Sanatçılar), daha genç galerileri ve sanatçıları desteklemek amacıyla yapılacak.

“Sanatta vergi sorununu konuşabilecek duruma geldik”

‘Türkiye’deki çağdaş sanat piyasası çok değişim içinde, kendi kurallarını yeni yeni keşfediyor, herkes çabuk öğreniyor” diye başlıyor Ali Güreli. Çağdaş sanat piyasasının ekonomiyle çok bağlantılı olduğunu ve en büyük sıkıntının vergilerde yaşandığını söylüyor.
Sonra da ekliyor, “Yeni Kültür ve Turizm Bakanımız Ömer Çelik çok doğru bir şey söyledi, artık sanattaki yüzde 18 KDV’den konuşabilecek bir duruma geldik, ekonomik olarak bu kadar geliştik. Eskiden ülkenin önemli sorunları arasında bununla kimse ilgilenmezdi.”
Ali Güreli’ye göre vergi kadar önemli bir diğer sorun da “uluslararası” olmak isteyen sanatçılarımızın kendilerinin uluslararası olmaması. “Sadece üretilen sanatın değil, sanatçının da uluslararası olması gerekiyor. İngilizce bilmek şart.”
Ali Güreli’yle daha önceki konuşmalarımızda piyasada şişkinlik olduğundan bahsetmişti. “Hâlâ birçok yönden şişkinlik var. Zamanla oturacak”
Şişmiş fiyatlardan sonra Bedri Baykam’ın boş çerçevesini soruyorum, hani Murat Ülker’in 125 bin dolara aldığı açıklanan boş çerçeveyi. Ali Güreli ve Öner Kocabeyoğlu gülerek “Yorum yok” diyorlar.