Ferzan Özpetek ve Belçim Bilgin ile Londra’dayız

Eklenme Tarihi16.04.2018 - 23:21-Güncellenme Tarihi16.04.2018 - 23:21
Ferzan Özpetek, Belçim Bilgin ve BKM ekibinden Dilara Ömür ile ‘Cebimdeki Yabancı’yı konuşuyoruz.

Londra’da Soho House’daki üyelere özel film gösteriminden sonra yaptığımız soru-cevap bölümünde.

İzleyiciler arasında Türkiye’den tanıdık isimler de var, İngilizler ve İtalyanlar da...

İtalyanlarla arada İtalyanca da konuşuyor Ferzan Özpetek, sonra hepimizin anlaması için İngilizce ve Türkçeye dönüyor.

İzleyiciler arasındaki Hüseyin Çağlayan, Belçim Bilgin ve Ferzan Özpetek’e birer soru soruyor.

İki ülke, iki farklı kültür arasında gidip gelerek yaşamak üzerine...

Malum, artık uluslararası işler yapabilmek için, kendimizi dünyaya anlatmak için daha mobil yaşıyoruz, daha çok gidip geliyoruz özümüzden, ülkemizden hiç kopmadan, kökümüzü kültürümüzü daha da çok koruyarak...

Ferzan Özpetek, Türklerin İtalyanlardan daha çalışkan ve hızlı olduğunu anlatıyor.

“Türkiye’de bir şey istediğiniz anda oluyor, İtalya’da uzun süre beklemeniz lazım” diyor.

“İtalya’daki film setlerimde hep Türkleri örnek veriyorum, Türkiye’de olsa şimdi şöyle yaparlardı, böyle yaparlardı, hemen çözerlerdi diyorum. Türkleri o kadar çok örnek gösteriyorum ki herhalde sinir oluyorlardır” diye gülerek anlatıyor.

Hemen arkasından da ekliyor, “Türkiye’deki setlerimde de tam tersini yapıyorum, İtalyanları örnek veriyorum”.

İş yaptırmanın sırrı buradan geçiyor işte, karşılaştırmalarla örnek göstererek ekibi motive etmekten.

Ferzan Özpetek, ‘Cebimdeki Yabancı’nın yönetmenliğini değil, yapımcılığını üstlenmiş.

Filmle ilgili bazı sorulara “Filmin orijinalinin yazarı ve yönetmeni cevap vermeli” diyor.

Her ne kadar yönetmenliği yakın arkadaşı Serra Yılmaz’a teslim etmiş olsa da birlikte geçirdiğimiz çok kısa sürede nasıl kontrolü kimseye bırakmak istemeyeceğine ve ne kadar hassas ve titiz bir gözü olduğuna tanık oluyoruz.

“Karşınızda iflas etmiş bir yapımcı var” diyor gülerek, filmi ne kadar iyi şartlarda çektiklerini anlatıyor.

BKM ve tabii BKM’yi BKM yapan Zümrüt Arol Bekçe’ye teşekkür ederek.

Sette özel şef tarafından diyet yemeklerle beslendiklerinden tüm dış sahnelerin tamamen efekt olduğuna birçok detay paylaşıyor.

“Türkiye’de film sektöründe çalışanlar hâlâ amatör ruhla, aşkla çalışıyorlar” diyor, İtalya’da ise sinemanın artık sendikalaşmış olduğunu ve o amatör ruhun kaybolduğunu söylüyor.

Tabii Türkiye’deki çekim şartlarının da çok daha rahat olduğunun altını bir kez daha çizerek.

“Peki ama devamı olacak mı?” sorusuna, “Bu bizim filmimiz değil, bu kadarı yeterli” cevabını veriyor Ferzan Özpetek.

Arada ‘İstanbul Kırmızısı’nı da konuşuyoruz, Hekimbaşı Salih Efendi Yalısı’nın orijinal fotoğrafları ve filmleri ‘İstanbul Kırmızısı’nın çekimleri sırasında neyse ki kare kare çekilmiş, böylece yalıdaki hasar da daha kolay tespit edilebilecek.

Soho House’daki gösterimi ve soru-cevap bölümünü tamamladıktan sonra Levent-Rıza-Bülent Büyükuğur ve Berk Ekşioğlu’nun restoranı Hovarda’ya geçiyoruz.

En son tiyatro oyunu ‘Arzu Tramvayı’nda izlediğimiz Zerrin Tekindor katılıyor aramıza.

Belçim Bilgin’le sanatçıları desteklemek için yapmak istediği harika projeyi de konuşuyoruz laf arasında.

Doğrusu, bu proje de filmleri kadar heyecanlı, sürprizi bozmadan bir an önce gerçekleşmesini diliyorum.