Fırtınada İstanbul Havalimanı’na iniş

Pazartesi akşamı fırtınanın en şiddetli olduğu anlarda THY’nin Phuket-İstanbul uçağındaydım.

11 saatlik uçuşta wifi’a bağlanmış, Whatsapp gruplarının mesajlarını okurken içimi bir korku kapladı, “Eyvah, inemeyeceğiz herhalde yeni havalimanına” dedim.
Whatsapp gruplarında fırtınanın şiddeti, uçakların pisti pas geçmesi vs konuşulurken uçakta olmak uçuştan korkmayan biri için bile sinir bozucu olabiliyor.
Yalan yanlış bilgilerle herkesin birbirini ürküttüğü sırada, biz son derece rahat indik İstanbul Havalimanı’na.

Evet, biraz sallandık ama o kadar.

Fırtınada İstanbul Havalimanı’na iniş


İşte o yüzden ertesi gün Sabiha Gökçen’de yaşananlara rağmen, İstanbul Havalimanı ile ilgili yerli yersiz söylentilere rağmen bugün yeniden İstanbul Havalimanı’ndan gönül rahatlığıyla uçuyorum.

Bir kez daha görüyoruz, her duyduğunuza inanmamayı öğrenmek ve tabii bilgi kirliliğine neden olmamak gerek.

Instagram’da paylaşmakla bitmiyor

Avustralya yanıyor, görüntüler karşısında kayıtsız kalmak mümkün değil.

Elbette derin üzüntü içindeyiz, içimiz yanıyor.

Ama bunu Instagram’da bir post’a indirgeyerek kimseye bir faydamız olmuyor.

Fırtınada İstanbul Havalimanı’na iniş


İklim krizinin etkisi bu biliyoruz, ama iklim değişikliğini engellemek için kendi üstümüze düşen görevleri yapmıyoruz.

İki parti, iki davet arasında Instagram hikâyelerine sıkıştırılan sözüm ona üzüntünün maalesef kimseye faydası yok.

Belki bunu anladığımız zaman kendi üstümüze düşeni de yerine getirebiliriz.

Sevinelim mi, üzülelim mi?

Bir eğitim kurumu, bir üniversite neden durup dururken öğrencilerin yemek düzenini bozmaya kalkar?

Öğrenciler haklı olarak isyan eder, karşılığı coplarla susturulmak olmamalı tabii.

Bu gereksiz tartışmadan ve gencecik bir kızın gerçek nedenini asla bilemeyeceğimiz intiharından sonra ani bir kararla yeniden eski düzene dönmeleri ise sevindirici mi, üzücü mü belli değil.

Madem aynı düzende devam edilebiliyordu, neden bütün bunlar yaşandı?

Değdi mi?

Tribünlere oynadı

Altın Küreler’de sunucu Ricky Gervais, “Bu salondakiler gerçek hayatla ilgili hiçbir şey bilmiyor. Okulda Greta Thunberg’den daha az vakit geçirmişlerdir, bağlı oldukları stüdyolardan dolayı. Ödül alınca siyasi konuşma yapmayın, bir şey bilmiyorsunuz, yapımcınıza ve menajerinize teşekkür edip defolun gidin” dedi ve çok beğenildi.

Konuşmasında dünya devleri Amazon ve Apple’ı da yerden yere vurdu, Altın Küreler jürisini de...

Fırtınada İstanbul Havalimanı’na iniş


“Menü de sebzelerden oluşuyor, ödülleri veren Hollywood Yabancı Basın Birliği üyeleri de sebze zaten” diyerek.

İşini kaybetme korkusu olmadan ağzına geleni söylediği için çok alkışlandı Ricky Gervais.

Oysa, kendisinin de ödül alanlardan ya da ödülü veren jüri üyelerinden pek farkı yok.

Hepsine tepeden bakıp tribünlere oynamak yerine kendisini de eleştirdikleriyle bir görseydi, işte asıl o zaman alkışı hak ederdi.