GÜLRİZ SURURİ'NİN NESİN VAKFI VASİYETİ

“Babamın sevgili dostları, benim ise çocukluğumdan beri hayranlıkla izlediğim Gülriz Sururi ve Engin Cezzar, bu dünyaya veda etmeden önce, bir dairesinde yaşadıkları Gümüşsüyu’ndaki beş katlı binayı bir kültür ve sanat evi yapılmak üzere Nesin Vakfı’na bıraktılar. Böylece hayatımıza yeni bir yön verdiler.”

Ali Nesin’in Nesin Vakfı dostlarına yazdığı mektup böyle başlıyor.

Daha sonra sözü eski Vakıf çocuğu, yeni Vakıf yöneticisi Süleyman Cihangiroğlu alıyor.

Gülriz Sururi’yi ilk kez 23 Nisan 1993’te TV programında Aziz Nesin ve iki vakıf öğrencisini konuk etmesiyle tanıdığını anlatarak başlıyor.

“Aradan yıllar geçti, Gülriz Hanım’ı bir daha görmedim. O sıralar pek sık olurdu bu; bir gelir, yüzünü bize gösterirdi, sonra da yok olurdu. Aziz Nesin’den sonra birçoğu hepten yok oldular, sanki hiç hayatımıza girmemişler gibi” diye devam ediyor.

Sonra Nisan 2016’da Gülriz Hanım bağış yapmak için arıyor ve buluşuyorlar.

“Uzun uzun sohbet ettik. 1993’teki televizyon programının yapıldığı günü konuştuk, benim de o sırada Vakıf’ta öğrenci olduğumu ve programa katılmayı çok istediğimi söylediğimde şaşırdı, gülümsedi. “Şimdi ise yöneticiliğini yapıyorum Vakfın” dedim, sevindi, ‘Demek Aziz Bey doğru bir şey yapmış’ dedi” diye anlatıyor o günü Süleyman Cihangiroğlu.

“Hepimizi ilk günden bu güne hazırladı. Hem de kırmadan dökmeden, üzmeden, incelikle. Nasıl defnedilmek istediğinden vasiyetinin nasıl olacağına kadar her bir ayrıntısını tasarladı” diye ekliyor.

GÜLRİZ SURURİNİN NESİN VAKFI VASİYETİ2016’dan bugüne kadarki süreçte kültür merkezinin de her bir ayrıntısını konuşmuş, logosunu tasarlamış, logodaki fotoğrafları beğenmemiş, yine kendi seçmiş, göndermiş, değiştirmiş Gülriz Sururi.

Merkeze yerleşecek özel eşyalar, tiyatro afişleri, kostümlerini de uzun uzun konuşmuşlar.

Ali Nesin ve Nesin Vakfı da Gülriz Hanım’ın vedasıyla birlikte isteklerini yerine getirmeye başladı bile.

Şimdi, Gümüşsuyu’ndaki binayı “Nesin Vakfı Gülriz Sururi ve Engin Cezzar Kültür Merkezi”ne dönüştürecekler.

Ayrıca Matematik ve Felsefe köylerini birleştiren ana yola Gülriz Sururi ve Engin Cezzar Sokağı ismini verdiler, hatta şu bir iki günde sokağın tabelalarını bile astılar.

Ali Nesin, Matematik Köyü ile Vehbi Koç Vakfı ödülünü aldığında, ‘Matematik Köyü’nün Delisi’nin yazarı Aslıhan Lodi’ye Nesin Vakfı için “Biraz arka planda mı kaldı acaba?” demişti.

Ardından eklemişti: “Vakfın geleceği artık benim varlığıma bağlı değil sanki. Oldukça iyi gidiyor. Sistem oturdu. Nitekim yönetimini Vakıf mezunlarına, yani oranın asıl sahiplerine bıraktım. Sadece uzaktan, çok ender olarak, ihtiyaç olursa müdahale ediyorum. Gelirimizin dörtte biri Nesin Yayınevi’nden, dörtte biri kiralardan, yarısı da bağışçılardan geliyor. Ne yazık ki bağışsız yaşayacak seviyeye gelemedik bir türlü ama çalışıyoruz. Umarım ben yaşarken bunu gerçekleştireceğiz. Nesin Vakfı toplumda çok saygı duyulan, çok iyi bilinen bir kurum ama sadece 40-50 öğrenciye sahip çıkıyor. Daha etkili olması gerekirdi. Bunu da sanırım Matematik Köyü sayesinde sağladık. Felsefe Köyü ve Sanat Köyü’nü de ekleyerek daha fazla genci etkileyeceğiz. Belki size iddialı gelecek ama Türkiye’nin geleceğini şekillendirdiğimizi düşünüyorum. Yarının bilim insanları, yöneticileri, sanatçıları matematik, sanat ve felsefe köylerimizden çıkacaklar.”

Umarım, Gülriz Hanım hayatın her alanında olduğu gibi zarif vedasıyla ve değerli vasiyetiyle de başkalarına da ilham kaynağı olur.