İtalyan-Katar ortak yapımı

Artık Katarlı olan ValentIno markasının 50 yıllık macerası Londra’daki Somerset House’ta...

Müzelerin yeni kurtarıcıları: Moda sergileri. Londra’da, önünde kuyruğun hiç azalmadığı Valentino sergisinden bildiriyorum bu hafta

Çoğu erkek hâlâ kabul etmese de, müzeler çoktan kabul etti, moda da artık bir sanat. Bugün köklü bir modaevinde, bir couture elbisenin fiyatı 25 bin dolardan başlıyor, milyon dolarlara kadar çıkabiliyor. 150 saatte dikilen bir elbiseye gönül rahatlığıyla 100 bin dolar verebilecek couture koleksiyonerleri var. Sayıları 100-200 arasında değişiyor.
Yurt dışında birçok müze şimdi bu koleksiyonerlerin gardıroplarının peşinde. Eskiden moda dergilerine gardıroplar açılırdı, şimdi ise sanat ve tasarım müzelerine. Müzeler moda ve kostüm sergileri sayesinde daha çok kişiye ulaşıyor. Hatta sırf bu yüzden modaevleri bile kendi müzelerini açıyor.
Bugün Londra’dan bildiriyorum. Şu anda şehrin her önemli müzesinde bir moda sergisi var. V&A Müzesi’nde “Hollywood Kostümleri”, Somerset House’ta ise “Valentino, Couture Ustası” sergisi... Biz çağdaş sanata boğulurken, Londra’da modanın yükselişi devam ediyor. Somerset House’taki çağdaş sanat sergilerinde in cin top oynarken Valentino sergisinde uzun bir kuyruk beni bekliyor.

858 milyon dolarlık jest
Malum Valentino’yu İtalyan markası olarak tanıdık, sık sık mavi yolculuk için Türkiye’ye geldiğinde bronz teni ve küllü saçlarıyla bağrımıza bastık. “Valentino kırmızısı” diye bir renk bile girdi hayatımıza. Geçen temmuz ayında Valentino modaevi birden el değiştirdi. Katar Şeyhi Hamid bin Halife El Tani, eşi ve yedi çocuğunun annesi Sheika Mozah sırf Valentino giyiyor diye zor durumda olan modaevini satın aldı. Tam 858 milyon dolara. Hâlâ böyle romantik erkekler var işte!
“Made in Italy” etiketiyle her zaman
övünen markanın artık bir Katar şirketi olması önemli bir gösterge. Sergiyi gezerken anlıyorum, Valentino günün birinde bunun olabileceğini
çok önceden görmüş.
Modada 50 yılını tam 130 couture elbiseyle özetliyor. 50 yılda her zevke uygun tasarım yapmış. Koleksiyonda mini elbiseler de var, harem pantalonu dedikleri şalvarlar da, türbanlı uzun elbiseler de. Valentino, 50 yıllık moda hayatında belli ki türbanı ve baş örtüsünü sık sık kullanmış. Arap müşterilerine türbanla da şık olunabileceğini göstermiş. Bkz. Katar Şeyhi’nin eşi Mozah. Sonuçta da en iyi müşterilerinden biri olan Katar Kraliyet Ailesi’nin modaevini almasına şaşırmamalı.

3 Mart’a kadar devam ediyor
Valentino’nun hayat arkadaşı, ortağı Giancarlo Giammetti, “Biz bir aile şirketiydik, kendi arkadaşlarımızla, kendi seçtiklerimizle çalıştık, başka kimseyle de çalışmak istemedik. İşte o yüzden 50 yılın sonunda şirketi satışımız, sonu mutlu biten bir masal gibiydi” diyor sergide gösterilen filmde. Ayrıca filmde www.valentinogaravani.com adresindeki sanal müze de detaylı anlatılıyor.
Sergi 3 Mart’a kadar Londra’da Somerset House’ta, İstanbul Doors Group’a ait İngiliz restoran zinciri Tom’s Kitchen’ın hemen yanında devam edecek. Yolunuz düşerse kaçırmayın.

İtalyan-Katar ortak yapımı

Sergi alanında mankenler kenarda duruyor, siz podyumda yürüyerek sergiyi geziyorsunuz.

Sergiyi önce kimler gezdi?

Victoria Beckham, Stella McCartney, Sarah Ferguson ile kızları Prenses Beatrice ve Prenses Eugene, Alexa Chung, Elizabeth Hurley, Olivia Palermo, Carolina Herrera, Yunan Prensesi Marie Chantel, Alexandra Shulman, Dita von Teese açılışta Valentino’nun yanındaydı. Sergi sonrası İtalyan Konsolosluğu’nda yemek yendi. Gecenin finali ise Türk imzalı bir mekanda, Rıfat Özbek’in dekore ettiği özel kulüp Lou Lou’s’da yapıldı.

Jackie O.’dan Julia Roberts’a hızlandırılmış gardırop turu

Şimdi sergiyi birlikte geziyoruz. Girişte 81 yaşındaki Valentino Garavani’nin 50 yıllık çizimleri yer alıyor. Valentino, tatil matil dinlememiş, otel odalarında bile elbise çizmiş. Çizim yaptığı Copacabana Palace kağıtları da burada sergileniyor. Valentino giyen ünlülerin süslediği dergi kapaklarından haber kupürlerine kadar birçok detay var. Bunları görünce “Eyvah, yine şişirme bir sergi!” diyorum. Neyse ki üst kata çıkınca fikrim değişiyor.
Burada Valentino’nun couture elbiseleri sergileniyor. Fotoğraf çekmek yasak. Elbiseleri yerleştirirken yeni doğmuş bir bebeği tutar gibi özenli davrandıklarını anlatıyor müze görevlileri.
En çok Jackie Kennedy’nin elbiseleri dikkatimi çekiyor. Boşuna stil ikonu olmamış Jackie Kennedy. Kamboçya’ya yaptığı resmi ziyarette bile tek omuzlu yeşil saten bir Valentino tercih etmiş. Aristotle Onassis ile evlenirken ise ekru renkte sade bir Valentino elbise giymiş. Bu elbise de sergide yer alıyor.
Son İran şahının karısı Farah Diba Pevlevi’nin gardırobundan parçalar da sergileniyor. En çok ilgi gören ise Julia Roberts’ın 2001’de Oscar Töreni’nde giydiği siyah kadife ve tülden oluşan vintage Valentino elbise. Doğrusu elbiseyi bulmakta güçlük çekiyorum. Önündeki siyah-beyaz V çok net gözümün önünde. Ama elbisenin numarası meğer arkasındaki kuyruktaymış ve o yüzden elbisenin arkasını sergilemeyi tercih etmişler. Hemen yanında Anne Hathaway’in 2011’de Oscar’lara giydiği kırmızı tafta elbise yer alıyor. Biraz ileride efsane moda editörü Diane Vreeland’ın pantolon ve tunikleri var. Audrey Hepburn’ün krem organze elbisesi de tam karşımda. Serginin en önemli parçalarından biri ise Yunan Prensesi Marie Chantal’ın dillere destan gelinliği. Tam yedi ayrı dantel kullanılmış, 4.5 metrelik bir duvağı var. Alt katta ise tasarımcının couture’e kazandırdığı özel teknikleri sergiliyorlar. İpek ve naylon tülden yaptığı gül detaylarda bir kez daha görüyoruz, Valentino tasarım kadar işçiliğiyle de öne çıkıyor.