LONDRA’DA FRIEZE ETKİSİ

Çağdaş sanat sezonu hızlı başladı. İstanbul’dan sonra şimdi de Londra’da başta Frieze olmak üzere fuarları ve sergileri takipteyiz

Çağdaş sanat maratonu hız kesmeden devam ediyor.  Bu hafta Marina Abramovic İstanbul’daydı, 2020’de Sakıp Sabancı Müzesi’nde gerçekleşecek sergisini duyurmak için. İstanbullu sanatçılar ve koleksiyonerler ise bu hafta sonu Londra’da.

Peki ama neden? Frieze ve Frieze Masters sanat fuarları için. Dünyanın en önemli sanat markalarından biri Frieze.

Londra’da bir kültür-sanat dergisi olarak başladı, daha sonra ise her yıl farklı zamanlarda Londra ve New York’ta düzenlenen çok önemli bir sanat fuarı haline geldi. Hatta sanat koleksiyonerleri için eserleri Frieze’den almak da artık bir artı değer.

Koleksiyonerlerin bir sanat eserini neden özellikle Frieze’den almayı tercih ettiklerini, Frieze’in bir ölçü ya da sanatla tanışma aracı olup olmadığını daha önce kurucusu Matthew Slotover ile konuşmuştum.

“Türkiye’deki sanatçılar nasıl dünya çapında olabilir?” soruma Füsun Eczacıbaşı’nın kurduğu SAHA Derneği’ni örnek vermişti.

O zaman kendi kişisel koleksiyonu için stratejisini de sormuştum Matthew Slotover’a, bir stratejisi olmadığını, sanat eserlerini tamamen zevkine göre topladığını öğrendiğimde de şaşırmıştım.

LONDRA’DA FRIEZE ETKİSİ

Fuarları gezenlerin son durağı

Tıpkı son yıllarda Frieze’i gezerken Contemporary İstanbul’un açılışındaymış gibi hissetmeme şaşırdığım gibi. Türkiye’den koleksiyoner, galerici, sanatçı birçok tanıdık isimle karşılaşmış, hatta bir ara birbirimizle selamlaşmaktan eserlere bakamaz hale gelmiştik. Selamlaşma faslı bittiğinde de Stella McCartney’den David Bailey’ye kim var kim yok incelemiştik. Zaten galeri standları ve eserler kadar, hatta bazen daha da ilginç olan fuar ziyaretçilerinin kostümleri. Oyuncak tavşan kostümüyle dolaşanlar bile oluyor. Bu yıl ise Frieze’i ön izleme yerine ilk gününde gezebildim ve doğrusu ilk defa bir fuarı sakin sakin gezebilmek ne kadar keyifliymiş anladım. Malum, yurtdışındaki sanat fuarları bizdeki kadar kalabalık olmuyor.

Frieze’den sonra ise sırada Frieze Masters var. Frieze Masters’da sergilenen başyapıtların fiyatları 4 milyon euro ile 12 milyon euro arasında değişiyor çoğunlukla. Tabii çok daha değerli olan eserler de var burada.

Ama onları sormaya bile cesaret edemiyor insan. Frieze Masters’da Ai Weiwei konuşmasından The Standard’da Hüseyin Çağlayan konuşmasına Frieze programında tanıdık birçok isim var. Bu hafta, sadece Frieze ile değil, Phillips’ten Sothebys’e tüm müzayede evlerinde de dolu dolu geçiyor. Tasarım ve mobilya meraklıları Pad London’da alıyor soluğu.

Bir de Moniker Art Fair var, görülmesi gereken. Fuarları gezenlerin son durağı ise Royal Academy of Arts’daki Antony Gormley sergisi oluyor. Mikonos yakınındaki Delos Adası’ndaki sergisiyle de bu yaz çok konuşulan Antony Gormley’in Londra’daki sergisi 3 Aralık’a kadar devam edecek.