Marka’nın en’leri

İstanbul, bu hafta Marka Konferansı’na kilitlendi

İstanbul, bu hafta Marka Konferansı’na kilitlendi. Marka 2017, 18’inci yılında konuşmacılarıyla da sürprizleriyle de partisiyle de göz doldurdu. İşte öne çıkanlar…

Marka’nın en’leri

En popüler
Ateş İnce-Serenay Sarıkaya-Ozan Güven: Herkes geçen yıl “Fi”yi konuştu, bu yıl ise devamını konuşuyor. Can Manay rolüyle Ozan Güven bir kez daha herkesi kendine hayran bırakıyor. Dizi ne kadar iyiyse, konuşmaları da o kadar tatlı ve mütevazıydı.

En titiz
Ayşegül Yürekli Şengör: Böyle bir organizasyon nasıl bu kadar kusursuz yapılırın kitabını yazmış. Bakmayın hepimize tatlı tatlı gülüp moral vermesine, aynı zamanda herkes daha çok çalışsın diye tatlı tatlı limitleri zorladı. Bu kadar titiz olmasaydı; Marka, 18 yıldır böyle devam etmezdi zaten. Saygı duymamak mümkün değil. Bir de üşenmedi herkesin tam da bitti, rahatlayalım dediği geceden sonra gençlere özel ücretsiz bir Marka günü daha düzenledi. Bravo!

En ilgi çekici
Steven Bartlett: Social Chain’in kurucusu, üniversiteye gitmediği için annesinin 2 yıl kendisiyle konuşmadığından başlayıp para kazanmaya mecbur kalınca nasıl bir sosyal medya pazarlama devi haline geldiğini anlattı.

En güncel
Angelica Cheung: Jenerasyon farkını bana göre en iyi o anlattı. Genç jenerasyona Vogue ile değil, Vogue Me ile hitap ettiklerini rakamlarla da içerikle de çok iyi açıkladı.

En beğenilen
Azra Kohen: “Fi-Çi-Pi”nin yazarı Azra Kohen hem yazıda hem konuşmada ne kadar başarılı olduğunu Marka’da kanıtladı.

En duygusal
Özlem Cankurtaran: Geçen yıl herkes Zülfü Livaneli konuşmasının çok duygusal olduğunu konuşuyordu. Bu yılın en duygusal konuşması ise Özlem Cankurtaran’ındı. Özlem hepimize örnek olacak harika bir kadın. Tüm yaşadıklarına rağmen pozitif enerjisi, güçlü duruşu, dostlarına sahip çıkışı hiç eksilmedi, hep çoğaldı. Bir de o dillere destan güzelliğiyle sadece ÇABAlıların değil, hepimizin kalbinde ayrı bir yeri var. Üstelik o hepimizin nefes nefese çıktığı sahneye koltuk değneklerine rağmen yüzünde gülücüklerle çıktı. Seviyoruz.

En bilgilendirici
Alan Yau: Yeme-içme ve teknolojiyle ilgilenenleri en çok etkileyen seanstı çünkü harika bir içeriği vardı. Alan Yau’nun nasıl bir vizyoner olduğunu canlı görebilmemiz için iyi bir fırsattı.

En motive edici
Hüseyin Çağlayan: Emily King’in Hüseyin Çağlayan’la gerçekleştirdiği sohbet hem ufkumuzu açtı, hem de Hüseyin alçakgönüllülüğüyle Türkiye’deki tasarımcılara tam da en çok ihtiyaçları olan moral ve motivasyonu sağladı.

En sanatsal
Matthew Slotover: Şanslıydım, çağdaş sanat hakkında merak ettiklerimi dünyanın bu konuda en güçlü isimlerinden biri olan Matthew Slotover’a sorabildim. Üstelik Matthew’nun yarattığı Frieze sanat fuarını ve Frieze etkisini de kendisinden dinledim. Türkiye’deki sanatçılar nasıl dünya çapında olabilir soruma Füsun Eczacıbaşı’nın kurduğu SAHA Derneği’ni örnek vermesi de ayrıca takdire şayandı.

En ilham veren
Enis Karavil: Çoğumuzun yapamadığını yaptı, hayallerinin peşinden gitti ve hayallerini gerçekleştirirken çok iyi işleyen bir iş modeli kurdu. Sanayi 313’ü nasıl kurduğunu ve nasıl bu kadar kısa sürede başarılı olduğunu anlattı.

Marka’nın en’leriEn hakkını arayan
Sibel Kutman Oral: Doluca Yönetim Kurulu Üyesi Sibel Kutman Oral alkol tanıtım yasaklarını o kadar iyi ve akıcı bir dille anlattı ki moderatör BJ Cunningham bile ağzını açamadı. Sibel Kutman Oral, konusuna hakimiyetiyle de göz doldurdu.

En merak uyandıran
Tuba Ünsal, İlkay Gürpınar ve Nisan Göknel: “Kürk Mantolu Madonna”yı nasıl tiyatro oyununa çevirdiklerini öyle bir anlattılar ki şimdiye kadar izleyemediğim için üzüldüm.

En tatlı
Pelin Yaşar-Pia Hakko: Çok genç yaşta kurdukları tişört markaları PSC’yi anlatmaları da sahneye çıkmadan önceki heyecanları da Marka ile işbirliği yaparak UNICEF’e destek olmaları da çok tatlıydı.

En iyi moderatör
BJ Cunningham: Bazı insanlar böyle işte. Doğuştan sahne insanı oluyor. Boşuna 18 yıldır konferansın moderatörlüğünü yapmıyor.

En coşkulu
Kenan Doğulu: Sahnesi onun kadar iyi olan başka bir isim düşünemiyorum. Evet, Tarkan da çok iyi. Ama tarzları çok farklı. Kenan Doğulu, hem konuşmasıyla hem akustik performansıyla harikaydı.

En enerjik
Müzik-ses-ışık sistemi: Olmasaydı, sonuç böyle olmazdı. Hiç enerjiyi düşürmedi.

En samimi
Nick Jones: Soho House’un yaratıcısı son derece doğal ve samimiydi. Sahneye elinde su şişesiyle çıktı, arada bol bol güldü.

Marka’nın en’leri

Marka’nın en’leri