Pek yakında: Atiye

Son zamanlarda nereye baksak karşımıza aynı logo çıkıyor.

Malum bu logo, Beren Saat ve Mehmet Günsür’un oynadığı Netflix’in yeni dizisi ‘Atiye’nin tanıtımı.

Metin Akdülger, Melisa Şenolsun, Başak Köklükaya, Civan Canova ve Tim Seyfi’nin de rol aldığı dizi Netflix’in ikinci yerli prodüksiyonu.

Netflix’in Hollywood film dünyasının en önemli yayınlarından Variety’de de yayımlanan haberinde çekimlerin Göbeklitepe’de yapıldığı yazıyor.

Zaten daha önce Netflix Göbeklitepe’deki dizi setine bir basın gezisi düzenleme girişiminde bulunmuş ama daha sonra elde olmayan nedenlerden iptal etmişti.
Variety’deki haber Beren Saat’i öne çıkarıyor.

Tabii asıl durumdan haberdar değiller.

Beren Saat’in bol aforizmalı sosyal medya paylaşımlarından, eşiyle arasında yaşadıklarını bir sosyal medya hesaplaşmasına çevirmesinden ve doğrusu bunu hepimizi bıktıracak kadar uzatmasından sonra ne Beren Saat’in özel hayatını ne de yeni projesini çok merak eden ve heyecanla bekleyen kaldı.

Beren Saat tamamen kendi kendine bu hale getirdi durumu.

Pek yakında: Atiye


Dizide Beren Saat, Atiye rolünde bir ressamı canlandırıyor.

Göbeklitepe’deki kazılar sırasında tanıştığı bir arkeoloğun ve yapılan keşfin hayatını değiştirmesi ve geçmişine dair sırların peşine düşmesi üzerine kurulu dizi.
Diziyle ilgili ürkütücü bir şey daha var, o da Atiye’nin özel güçlerinin olması.

Ne özel güçler ne de vampirlerle ilgili dizilerde henüz başarılı olamadık.

Umalım bu bir ilk olsun.

‘Atiye’ 27 Aralık’ta Netflix’te yayınlanmaya başlayacak.

Göbeklitepe’nin değerini bilmeliyiz

Gelelim dizinin çekimlerinin yapıldığı ve bu logo gibi birçok sembolün bulunduğu Göbeklitepe’ye...

En son Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Ersoy ile ziyaret ettim Göbeklitepe’yi.

Uzun zamandır her yıl en az 1 defa gidiyorum Göbeklitepe’ye. Göbeklitepe’ye hayatını adayan Alman arkeolog Klaus Scmidt’le de daha önce kazı çalışmalarını gezme fırsatım oldu. Son ziyaretimde ise şaşırdım, birçok Urfalı bile Bakan’ın ziyareti sayesinde Bakan’a eşlik etme isteğiyle hayatında ilk defa geziyordu şehirlerinin en büyük hazinesi olan Göbeklitepe’yi.

Göbeklitepe sadece Şanlıurfa’nın en büyük hazinelerinden değil, dünyanın en değerli tarihi hazinelerinden biri.

Dünyanın bilinen en eski tapınağı.

Mısır piramitlerinden bile daha eski, 12 bin yıllık bir tarih.

Hayvan figürlerinden doğum yapan kadın figürlerine birçok detay burada gün yüzüne çıkarılmış. İlk 1963’te fark edildi ama 10 yıl önce tarlasını karasabanla sürerken bulduğu oymalı taşı müzeye götüren Mahmut Yıldız sayesinde anlaşıldı önemi.

Neyse ki bir çiftçi tarafından bulundu, bir otel sahibine ya da bir inşaat firmasına denk gelseydi, şimdi üstüne neler dikilmişti. Gitmeden, görmeden anlaşılamayacak farklı bir enerjisi var bölgenin.

Şimdi bir de Doğuş Grubu, Göbeklitepe’ye bir karşılama/seyir merkezi yaptı. Hatırlatalım, Göbeklitepe, tam 7 yıldır Türkiye’nin UNESCO’daki Geçici Miras Listesi’nde yer alıyordu.

Bu yıl ise UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kabul edildi.

Böylece Türkiye’de Dünya Miras Listesi tescilli alanların sayısı 18’e yükseldi.

Şimdi dileğimiz, Göbeklitepe’nin hak ettiği kadar sahiplenilmesi ve değerinin bilinmesi.

Tabii, sadece birkaç kişi tarafından değil, hepimiz tarafından.

Bir cenazede daha sınıfta kaldık

Kalabalık bir cenaze, şaşaalı bir tören istemedi Gülriz Sururi.

Daha önceki röportajlarında da söylemişti, “Cenaze töreni istemiyorum. Çünkü ben cami avlusu kokteyl partisi istemiyorum.”

“Bizim insanımızın tören kültürü yok. Ne yapıyorlar? ‘Ay, saçın güzel olmuş’. Yok efendim, ‘Üstündekini nereden aldın?’ Böyle şeyler olacağına tören yapılmasın” diye son noktayı koymuştu.

Çok haklıydı, bizim kalabalık cenazelerimizde yaşananlar hakkında.

Şimdi üzüntüyle izliyoruz Yıldız Kenter’in cenazesinde yaşananları, ünlü isimlerle selfie yapmak isteyenleri, cenazeyi sosyal medya hesaplarından canlı yayınlayanları, ünlü oyuncuların istemeden karıştıkları kavgaları...

Utanıyoruz, hem de çok.