TED'DE TWİTTANİK SORGUSU

"Bu serüvende seninle birlikteyiz, karşımızda buzdağı var, endişeliyiz’ diyoruz.

‘E, haklısınız ama bizim gemimiz buna göre inşa edilmedi’ diyorsun, son derece sakin.

Biz ise dışarıdan son derece endişeli izliyoruz ve dümeni kır diye seni uyarıyoruz.

Dinliyorsun, iyi bir dinleyicisin ama hiçbir şey yapmıyorsun...”

Önceki gün düzenlenen TED Konferansı’nın hem izleyiciler, hem moderatörler, hem de konuk konuşmacı için en sinir bozucu olan konuşmasından minik bir bölüm yukarıda okuduklarınız.

Peki ama kimler arasında geçiyor bu konuşma?

TED’in başındaki isim Chris Anderson, Twitter’ın kurucusu Jack Dorsey’e söylüyor bunları.

Jack Dorsey de sessiz sakin dinliyor bu suçlamaları, çünkü kendisi de farkında 13 yıl önce yarattığı platformun günümüzde ne kadar zehir saçabildiğinin.

Bkz. Neslihan Yeldan’ın başına gelenler.

Bir tweet’i yüzünden uğramadığı hakaret, almadığı tehdit kalmadı.

Bu tepkiyi görünce sanırsınız buna çanak tutacak bir tweet söz konusu, ama tabii ki durum öyle değil.

“Soğanın kilosu 10 lira” tweet’i bile böyle şuursuz tepkiler alabiliyor artık.

Neslihan Yeldan durumu yargıya taşımayı tercih ediyor, ama benzer durumlarda kalan herkes bu kadar kararlı değil.

İşte Chris Anderson da din, dil, ırk, düşünce gibi türlü nedenlerden tacize, hakarete, nefrete, tehdide maruz kalan tüm Twitter kullanıcıları adına Jack Dorsey’e yükleniyor.

“Demokrasi, kültür, dünya tehlikede” diyor.

Jack Dorsey, Twitter’ın geldiği noktadan son derece mutsuz, Twitter’ı zehirli bulduğunu, düzeltmek gerektiğini kendisi de sık sık söylüyor.

TED sahnesinde ise “Göstermelik birçok önlem alabiliriz ama daha derine inmemiz gerekiyor” diyor cevap olarak.

Haksız da değil.

Bu işin hızlı bir çözümü yok.

“Nefret içeren hesapları kapatıyoruz, ama ifade özgürlüğüne engel olmadan” diyor Jack Dorsey.

Şikâyet bölümünü yenilediklerini anlatıyor.

Hızlı çözüm yerine, Twitter’ı yeniden inşa etmek istiyor, daha iyi bir yer haline getirebilmek için.

Bu da uzun zaman alacak.

Bu kadar uzun zaman kin, öfke ve nefretle yaşamak istiyor muyuz?

Sosyal ağlarda amaç, insanlar arasında bir bağ kurmakken, şimdi görüyoruz tam aksine teknolojinin yarattığı sosyal ağlar günümüzde insanları birbirinden daha da uzaklaştırıyor, daha da düşman hale getiriyor.

Boşuna Cambridge Analytica’nın Brexit referandum sonucundaki etkisini ortaya çıkaran İngiliz gazeteci Carole Cadwalladr, aynı TED sahnesinde Silikon Vadisi’nin liderlerine seslenip “Teknoloji harika ama artık suç mahalline dönüştü” demiyor.

O çok güçlü gördüğümüz Silikon Vadisi liderlerinden bir tek Jack Dorsey oradaydı o sırada. Ve hem TED’ciler, hem izleyiciler, hem de gazeteciler Jack Dorsey için aynı benzetmeyi yaptı:

“Buzdağlarına çarpmadan gemisini yürütmeye çalışan bir kaptan gibi.”

Umalım, Twitter’ın sonu da Titanik’e benzemesin...

TEDDE TWİTTANİK SORGUSUFaciada bile ezeli rakipler

Notre Dame Katedrali gibi değerli bir tarihi eserin yanmasına hiç şüphesiz hepimiz üzüldük.

Daha yangın söndürülemeden önce Gucci grubunun sahibi, Kering ve Artemis Grup’un başkanı François-Henri Pinault, ailesi ve şirketi adına Notre Dame’a 100 milyon euro’luk bağış yapacağını açıkladı.

Hemen akabinde ezeli rakibi, LVMH grubunun patronu Bernard Arnault 200 milyon euro bağış yapacağını açıkladı ve bir anda 100 milyon euro’luk bağışı gölgede bıraktı, her ne kadar bağış konusunda Pinault ailesi öncü olsa da.

Bağışların artmasıyla Macron da “5 yılda tadilatı tamamlarız” açıklamasını yaptı.

Bu durumda bir de kendimize bakıyoruz, bizde tarihi bir yapı yandığında büyük gruplar, büyük aileler kültürel mirası koruyabilmek için ne yapıyor?