Gökçek, ODTÜ’den elini çek!

Başkentin gözbebeği ODTÜ, devasa bir kaçak yapıymış da haberimiz yokmuş Can Dündar

Vay canına!  Meğer yıllar yılı bir kaçak cennetin içinde gezinmişiz.
Meğer Hazırlık’ta dil öğrenirken, kütüphanede ineklerken, İdari’de ders görürken, Mimarlık’ta forumdayken, yemekhanede yemek yerken, kortlarda maçtayken bir “yasak şehir”deymişiz de haberimiz yokmuş.
Meğer Şehir Planlama öğrencileri, imar derslerini imar planı olmayan bir yapıda alıyorlarmış.
Kaçak bina davalarında bilirkişilik yapan hocalarımız kaçak bir binada ders veriyorlarmış.
Binalar ruhsatsız, iskân belgesizmiş.
Başkentin gözbebeği ODTÜ, devasa bir kaçak yapıymış da haberimiz yokmuş.
* * *
Nasıl haberdar olduk bunca yıl sonra?
Ankara’nın Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek sayesinde...
Gökçek yıllardır ODTÜ’nün Eymir Gölü’nün peşindeydi. Uğraşıyor, didiniyor, bir türlü gölü elde edemiyordu.
ODTÜ Rektörü de inatçı bir adam; gölü vermediği gibi, durmadan hükümete veryansın ediyordu.
Son su olayında Gökçek’i fena ofsayta düşür-müştü.
Başkan, zehirli olduğu iddia edilen Kızılırmak suyunu 3 hafta Ankaralılara habersiz içirip “Bak kimse ishal olmadı” diye ortaya çıktığında, inandırıcı olsun diye “ODTÜ’nün ‘Temizdir’ raporu var” demişti ya...
Rektör Prof. Dr. Ural Akbulut da çıkıp, “Biz öyle bir rapor vermedik. Tersine, bizim analizimize göre o suda limitin iki katı arsenik var” cevabını vermişti.
“Gökçek, iddiasını ispat etmezse halkı aldatmaktan dava açacağız” diye de eklemişti.
* * *
Vay sen misin Başkan’a kafa tutan, göle sokmayan...
Daha su kavgasından önce “Yıkarız o üniversiteyi” hıncıyla eski dosyalar açılıverdi.
ODTÜ’de ruhsatsız yapılaşmalar bulunduğu “saptandı”; kampus içindeki 45 binaya 2 trilyon lira, (yanlış okumadınız 2 trilyon lira) ceza kesildi.
Bu cezayla, sadece Ankara’nın değil, Türkiye’nin en iyi mimari projelerinden biri kabul edilen ODTÜ kampusundaki dersliklerden kütüphaneye, müzeden kreşe kadar hemen tüm binaların mühürlenmesi kararlaştırıldı.
* * *
Aslında gerçekten de ODTÜ’nün imarı yoktu; ama şaşırtıcı olan, Başkan’ın yarım asırlık bu gerçeği, görevdeki 14. yılında ve rektörle giriştiği ağız dalaşı sırasında fark etmiş olmasıydı.
Anlaşılan Başkan, intikam yemeğini sıcak seviyordu.
Peki bugüne dek yüzbinlerce mezun veren üniversite, bu imarsız yapılaşma üzerinde rant mı sağlıyordu ki, gecekondu gibi yıkım tehdidiyle cezalandırılıyordu?
Yoksa güzelim kampusa ve Ankara’nın temiz hava deposu ODTÜ ormanına “arazi” gözüyle bakan zihniyet, “Buradan ne güzel kavşak geçirilir” diye iç mi geçiriyordu?
Peki Başbakan’ın tatil yaptığı tatil köyü veya milletvekillerinin oturduğu lüks site imara uygun muydu?
Yarın “yanlış bir siyasi adım”da onlar için de benzer intikam dosyaları açılır mıydı?
Ve yerel seçimler yaklaşırken daha önemli bir soru:
Tarihe “üniversite yıkan Başkan” olarak geçmek, gözü yükseklerde bir politikacıya itibar kazandırır mıydı?