Kıyaslamadan anlatmak zor: Sivas katliamını yapan örgütten birinin Sivas’a vali atandığını düşünün.
Mısır’ın devrik Cumhurbaşkanı Mursi, iki hafta önce Luxor’da tam da bunu yaptı.
1997’de 58’i turist 62 kişinin öldüğü kanlı saldırıyı üstlenen Cemaat-i İslamiye örgütünün eski üyesi Adil Muhammed el-Hayat’ı Luxor’a vali atadı.
Diğer illere tayin edilen valiler de Müslüman Kardeşler yanlısı, hatta üyesiydi.
Turizm Bakanı tepki gösterip koltuğu bıraktı. Bölgede grevler yaşandı. Ve Vali, 4 gün sonra istifa etmek zorunda kaldı.
Ama artık darbeye bir hafta kalmıştı.

Mübarek bıkkınlığı
Bu örnek, Müslüman Kardeşler’in bir yıllık iktidarında yaptığı sayısız hatadan yalnızca biri... Ama halkın bir kısmının neden Mursi’den bıktığını ve darbeye destek çıktığını açıklayan bir örnek...
Oysa Müslüman Kardeşler’i iktidar yapan şey, halkın Mübarek bıkkınlığı idi. Tahrir, eski yönetime duyulan nefretle dolmuştu. Orada “Mübarek gitsin” ortak paydasında buluşanların, bir adım sonrası için uzlaştığı bir fikir yoktu.
En hazırlıklı, en kitlesel örgüt Müslüman Kardeşler’di.
Önce Tahrir’i, sonra iktidarı kolayca devraldılar.

Firavun karşıtı koalisyon
Seçimde Mursi’nin rakibi, Mübarek rejiminin adayıydı.
Mursi, eski firavunluğun yerine demokratik ve sivil bir devlet, iş, onur, hürriyet, adalet vaat ediyordu. Sermayeyi, büyük toprak sahiplerini korkutmamaya çalışıyordu.
Bu da değişim isteyen laikleri, solcuları, liberalleri de içeren geniş bir koalisyonun Mursi’ye ödünç oy vermesini sağladı.
Yüzde 51 oy, bu koalisyonun eseriydi.
Ancak ortada gerçekten büyük bir enkaz ve o enkazın baş edemeyeceği çapta bir beklenti vardı.
Ve İhvan, iktidara hiç hazır değildi. Ne gelecek planı, ne yetişmiş kadroları vardı.    

İlk iş, maaşlara zam
Mursi, Ankara da dahil tüm dostlarının, “Aman açılma, popülizm yapma” uyarılarına rağmen, ilk iş maaşlara zam yaptı. Mübarek devrildiğinde kamuda ödenen maaşların, ulusal bütçedeki ağırlığı zaten büyüktü. Bu, 4 katına çıktı.
Mısır pound’u ve borsa yüzde 10 değer kaybetti.
İşsizlik yüzde 20’yi buldu.
İstikrarsızlık turizm gelirlerini ve dış yatırımı vurdu.
Gıda fiyatları arttı, kuyruklar başgösterdi.
“Eskiden daha iyiydik” mızıldanmaları başladı.

Devletin İhvan’laştırılması
Mursi, taraftarlarını yatıştırabilmek için dini kullanmaya ve baskıya girişti. Anayasa değişikliğiyle tüm yetkiyi elinde topladı. Sünni İslam’ı öne çıkarttı. Devlette kadrolaşmaya, azınlıkları dışlamaya, içkiye, kıyafete karışmaya başladı.
Sistemi değiştirmek yerine, kendisi için kullanır oldu.
Sonradan kendisinin de kabul edeceği gibi “çok hata yaptı.”
Giderek “Mübarekleşti”.

Demokrasiye darbe
Bu da kendisini destekleyen koalisyonun dağılmasına ve karşısında geniş bir cephe oluşturmasına yol açtı.
Bürokrasideki Mübarek artıkları direnişe geçti. Polis işi gevşetince sokaklar karıştı. Ürken sermaye dışarı kaçtı. Kriz derinleşti.  
Demokratik gelenek olmadığından, muhaliflerde “Bu işi ancak ordu temizler” fikri yeşermeye başladı.
Ordu zaten tetikte bekliyordu.
Yine Tahrir’i kullandılar ve Mursi’yi devirecek isyanın önünü açtılar.
Ve ne yazık ki bu, sadece Mursi’ye değil, Ortadoğu’da demokrasinin yerleşmesine bir darbe oldu.
Sadece Müslüman Kardeşler’in değil, İslami tepkinin demokratik kanallara yönlendirilmesinin de önünü kesti.
Evet, hiçbir yönetim zaafı, darbeye mazeret olamaz.
Ve darbe, devirdiğinin vereceğinden fazla zarar verir.
Zaten birkaç aklı evvel dışında darbeye destek çıkan yok. Tersine, darbeye karşı neredeyse ilkesel bir ortak duruş oluştu.
Ama Türkiye’de daha fazla olduğu anlaşılan Mursi yandaşlarının da galiba artık “Darbeyi kınadın kınamadın” tartışmasından kurtulup “Nerede hata yaptık” diye sorması ve darbe mağdurluğu dışında bir kimlik oluşturması gerekiyor.

Mısır’da devrik Cumhurbaşkanı Mursi yandaşlarının yaptığı gösteriler sürerken, dün sabah namazının ardından yapılan silahlı saldırıyla 42 kişinin yaşamını yitirdiği bildirildi.

Dün sabahki Katliam, “Ölümü gördüm” dediğim yerde meydana geldi

Ordu, iç savaşın fitilini ateşledi

Kahire’de ramazan arifesinde gerçekleşen katliam, o hep korkuyla beklenen ayaklanmanın ve iç savaşın fitilini ateşledi.
Katliamın yapıldığı yer, benim cuma günü “ölümü gördüğüm“ nokta... Cumartesi cenazeler geldiğinde de foto muhabirimiz Bünyamin‘le oradaydık.
Kısaca mevki hakkında bilgi vereyim:
Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı, Kahire havaalanına yakın işlek bir cadde üzerinde... Şimdi trafiğe kapalı; çevre binalardakilerin pencereye çıkmaya bile ürktüğü bir yer...
Mursi‘nin devrildikten sonra burada saklandığı iddia edilmişti. Kitleler o yüzden gösteri için burayı seçti.
Yaptıkları gösteri asla kışkırtıcı değildi; tersine barışçı bir şekilde slogan atıp konuşmalar, oturma eylemi yapıyorlardı.
Asker gergindi. Kışlanın önüne tel örgü çekmiş, ardına tankları dizmişlerdi. Tepelere keskin nişancılar yerleştirilmişti.
Cuma günü karşı kaldırımdaki gösterici sayısı birkaç yüzdü. İlk saldırıyla on binlere dönüşüp kışlayı çepeçevre kuşattılar.
Dünkü katliam, onları milyonlara çıkaracaktır.

Can Dündar Kahire sokaklarında Mursi yanlılarının arasında nabız tuttu.

Yeni yönetime ilk darbe
Sorunları diyalogla çözmeyi vaat eden yeni yönetim, ilk darbeyi, Başbakanlığı ilan edilen El Baradey‘in devre dışı kalmasıyla yedi.
Şimdi medyayı kontrol altına alarak gizlemeye çalıştıkları katliam, ülkeyi hepten yönetilemez hale getirecek.
Ve muhtemelen Müslüman Kardeşler’i silahlı mücadeleye itecek.
Mısır’ın (demokrasi şöyle dursun) istikrara kavuşmasına daha çok var.
Peki neden yürümedi? Nerede yanlış yapıldı?
 
YARIN: BUNDAN SONRA NE OLUR?

 

Yazarın Diğer Yazıları
EtiketlerSünniAnayasa