Sevgili Memnun bey,
Sevgili Memnune hanım!
Hafta sonu anketlerde gördüm sizi...
“Halinizden memnun musunuz” sorusuna yüzde 75’e yakın oranla “Memnunuz çok şükür” cevabı vermişsiniz.
“Geçimim de yerinde” diyerek düşman çatlatmışsınız.
Gözümüz yok; daim olsun.
* * *
Saadetinize gölge düşürmek istemem, ama dünyanın gelir dağılımında en kötü üçüncü ülkesinde yaşıyorsunuz.
Tavandaki en zengin yüzde 20 ile tabandaki en yoksul yüzde 20 arasında 8 kat fark var.
Yani komşunuz aç; muhtemelen siz de her öğün et yiyip tok yatmıyorsunuz.
Ama şükür ki “Bir lokma-bir hırka” kültüründen geliyorsunuz; kanaatkârsınız.
Belediyeden kışlık kömürünüzü almışsınız.
Çocuğunuzun ders kitabını, ilacını bedava alabiliyor, hastaneye gittiğinizde alaka görüyor, akşam evde dizinizi seyrediyorsunuz.
Memnunsunuz.
* * *
Sevgili Memnun bey, Memnune hanım!
Kamu çalışanları, kamu hizmetlerinin ticarileştirilmesine karşı yürüdüler dün...
Siz yürümediniz, bilemeyebilirsiniz:
Genel grev hakkı ve iş güvencesi istiyorlardı.
Son 10 yılda 700 bin iş kazası yaşanmış. 10 bin işçi ölmüş.
Resmi rakamlara göre 2,5 milyon işsizimiz var. Aileleriyle en az 10 milyon nüfus eder.
Belli ki siz, onlar arasında da değilsiniz.
Gazetecilerin yürüyüşünde de yoktunuz.
Ola ki haberiniz yoktur; televizyonlar pek vermedi çünkü:
Son KCK operasyonuyla içerdeki gazeteci sayısı 80 iken 100’ün üzerine çıktı.
Muhalif her gazeteci, sabah kapısının çalınıp gözaltına alınacağı ya da yayın organı tarafından susturulacağı anı bekliyor ileri demokrasimizde...
Dünyada, Çin’den sonra en çok Türkiye’de gazeteciler tutuklanıyor.
Yeryüzündeki “terör tutukluları”nın üçte biri Türkiye’de yaşıyor.
Neyse ki size dokunan yok; “Azıcık aşım, ağrısız başım” diyerek bunlara kafa takmıyorsunuz.
* * *
Ama takanı fena cezalandırıyorlar.
İtiraz eden, biber gazını yiyor.
Deresinin üzerine hidroelektrik santral istemeyen Hopalı, şehrine füze kalkanı kurulmasına karşı çıkan Malatyalı, paralı eğitime “Hayır” diyen üniversiteli coptan kurtulamıyor.
İçeri düşen ise, bir daha çıkamıyor.
Güneydoğu’da operasyonlar şiddetlendikçe yeniden ölüm haberleri yağmaya başlıyor.
Yüksek Askeri Şûra’nın “savaş hazırlıkları”nı görüştüğü söyleniyor.
“Komşularla sıfır sorun” derken, “bütün komşularla sorun” noktasına gelen Türkiye, bunca derdin içinde bir de Suriye’ye müdahaleye itiliyor.
* * *
Sevgili Memnun bey,
Sevgili Memnune hanım!
Kimsiniz, nerede yaşıyorsunuz, bu tabloda yüzde 75’lik bir memnuniyet oranına nasıl eriştiniz, bilemiyorum.
Ama kıskanıyorsam namerdim; hatta gıpta ediyorum.
Sadece bu memnuniyetin temelinde “gamsızlık” yoktur diye umuyorum.
Size ebedi memnuniyetler dilerken, Nâzım’ın “Dünyanın en tuhaf mahlûku” şiirinden iki dize gönderiyorum:
“Adeta mağrur koşarsın salhaneye/
Bu dünyada bu zulüm,
biraz da senin sayende...”

Yazarın Diğer Yazıları
Etiketler