Sedat Ergin’e veda ederken...

Eklenme Tarihi02.10.2009 - 22:43-Güncellenme Tarihi02.10.2009 - 22:44

Milliyet’te yönetim değişti.   Görev değişimi, farklı yorumlara yol açtı.
Milliyet’in güven ve itibarla özdeşleşmiş bir ismi var.
Bence Sedat Ergin, Genel Yayın Yönetmenliği döneminde ilkeli tavrı, siyasi duruşu ve haber titizliğiyle bu isme ciddi katkı yaptı.
Milliyet’e yaraşır, dengeli, adil bir muhalif çizgi izledi.
Buna rağmen görevi bırakmak zorunda kalmasını, gazetede radikal bir tavır değişikliği hazırlığına değil, ağırlıkla tiraj sorununa bağlıyorum.
O sorunun oluşumunda da, aslında Milliyet meselesini de aşan, iki kutuplaşmaya dikkat çekmek istiyorum.
* * *
Birinci kutuplaşma, Ankara ile İstanbul arasında yaşanıyor.
Bu iki şehrin 85 yıllık bilek güreşi malumumuz.
Geçtiğimiz yüzyılda, başkentin askeri-sivil bürokrasi ve siyasetle çıktığı tartıya İstanbul, finans, kültür-sanat, spor, medyayla karşı ağırlık koyageldi.
Ancak bir süredir bu dengenin bozuluşuna tanık oluyoruz.
Ankara siyaseti ve bürokrasisi gözden düşüyor.
Asker, tablodan çekiliyor.
Siyasette Erdoğan, Çiller, Uzan, Sarıgül gibi İstanbul kökenli isimler sahneye çıkıyor.
Mali bürokrasiyi İstanbul’a taşıma hazırlıkları biliniyor.
Dolayısıyla İstanbul, Başkent’in resmiyetini sivilleştirirken “idari ve entelektüel hegemonyası”na da son verme, kendi tercihlerini kabul ettirme noktasına geliyor.
* * *
Türkiye’nin değişimi, gazetelere de yansıyor.
Siyaset sayfaları daralıyor.
Ekonomi, magazin, spor öne çıkıyor.
Köşe yazarlarının profili ve konu başlıkları değişiyor.
TV’de haber-tartışma programlarının yerini diziler alıyor.
Sedat Ergin, Milliyet’in başına başkentten geldi. Basındaki genel dalganın aksine, diplomasi-siyaset-bürokrasi öncelikli bir yayın politikasında ısrar etti.
Dıştan son derece ciddi görünümlü, iç dünyasında çok renkli bir insan olarak, kendisi gibi bir gazete yaptı.
Bu tercihin, Türkiye’nin değişen tercihleriyle çakışmamış olması üzerine düşünmeliyiz.
* * *
İkinci olarak, “cumhuriyet” ile “demokrasi” arasında yaratılmaya çalışılan kutuplaşmadan söz edeceğim.
Bu iki kavram, son dönem birbirinin tamamlayıcısı değil  alternatifi, hatta rakibi gibi sunulur oldu.
Özgürlükçü demokrasiyi tehdit sayan cumhuriyetçiler ile laik cumhuriyeti demokrasiye engel gören demokratlar çıktı.
AKP’nin tek parti iktidarı ve Ergenekon soruşturması, bu kutuplaşmayı hepten artırdı.
Saf tutmayana, “Acaba?” diye sorana, farklı yoruma tahammül azaldı.
Sedat Ergin’in Milliyet’te izlediği, hem cumhuriyete sahip çıkan, hem demokrasiyi savunan çizgi, bazılarını tatmin etmedi.
Örneğin, Milliyet’in AKP’nin yanlış icraatını eleştirirken, partinin kapatılmasına karşı tavır almasını kabullenemeyenler oldu.  
Mevcut kutuplaşmadan gazetenin payına da bu düştü.
* * *
Şimdi bayrağı Sedat Ergin’den devralan Tayfun Devecioğlu, gazetenin ilgi yelpazesini genişletebilir.
Ama Milliyet’in çizgisinde değişiklik bekleyenler, gazetenin “savaşa” ya da “ricata” hazırlandığını sananlar, hayal kırıklığına uğrayacaklardır.
Onlara Devecioğlu’nun daha önce yönettiği Vatan’ın koleksiyonlarına bakmalarını tavsiye ederim.
Sedat Ergin’e teşekkürlerle veda ederken, Tayfun Devecioğlu’na “Hoş geldin” diyor, başarılar diliyorum.

 

Yazarın Diğer Yazıları
EtiketlerErgenekon