Küresel ısınma iş hayatını zorluyor

22 Temmuz 2019

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), küresel ısınmaya bağlı olarak 35°C’nin üzerindeki sıcaklık ve yüksek nemde ‘ısı stresi’ oluştuğunu açıkladı. Bu stres, sağlık riski yaratıyor ve çalışanın verimliliğini düşürüyor

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yayınlanan ‘Daha Sıcak Gezegende Çalışmak: Isı Stresinin İşgücü Verimliliği ve İnsana Yakışır İşe Etkisi’ başlıklı yeni raporuna göre, küresel ısınmanın işle ilgili ısı stresinde artışa yol açması yüzünden verimlilik zarar görecek, dahası iş kayıpları yaşanacak ve dolayısıyla ekonomik zarar ortaya çıkacak. Rapora göre söz konusu olumsuz durumdan en çok etkilenecek olan ülkeler, en yoksul olanlar.

Raporda, iklim, fizyoloji ve istihdam verilerine dayanılarak, ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde mevcut ve gelecekteki verimlilik kayıpları tahmin ediliyor.

Verimlilik düşüyor

ILO tarafından hazırlanan raporda, küresel ısınmadan kaynaklanan ısı stresindeki artışın, 2030 yılında dünyada 80 milyon tam zamanlı işe eşdeğer verimlilik kaybına yol açacağı ifade edildi. Isı stresi ile kastedilen, insan vücudunun fizyolojik zayıflamaya uğramadan dayanabileceğinin ötesindeki ısı... Isı stresi, 35°C’nin üzerindeki sıcaklık ve yüksek nemde oluşuyor. Aşırı ısı, iş sağlığı riski oluşturuyor. Çalışanların fiziksel işlev, yetenek ve kapasitelerini kısıtlıyor, verimliliği olumsuz etkiliyor. Aşırı durumlarda ölümcül sıcak çarpmasına neden olabiliyor.
Bu yüzyılın sonuna kadar küresel sıcaklıkta 1.5°C’lik artış olmasına dayalı tahminler, 2030 yılı itibarıyla dünya çapında daha yüksek sıcaklıklar nedeniyle toplam çalışma saatlerinin % 2.2’sinin kaybedileceğini gösteriyor. Söz konusu oran, 80 milyon tam zamanlı iş kaybına eşdeğer. Bu da küresel düzeyde 2.4 trilyon dolar tutarında ekonomik kayıp anlamına geliyor. Isı stresinden en çok etkilenen iki sektör ise tarım ve inşaat.

Kadın erkek farketmiyor

Isı stresi, geçimlik tarımda çalışanların çoğunluğunu teşkil eden milyonlarca kadının yanı sıra, inşaat sektöründe egemen işgücü olan erkekleri etkileyecek. Isı stresinin bir başka sosyal sonucu ise göçün daha da artabilecek olması. Çünkü iklim değişikliği yüzünden çalışanlar daha iyi iş imkanları için kırsal alanları terk ediyor olacak.

Yazının devamı...

Arabulucu sonrası aranız bozulursa...

15 Temmuz 2019

Son dönemde çalışma hayatında arabuluculuk tutanaklarının içerikleri giderek daha fazla dava konusu oluyor. Feragat ve ibra hükümleri bu davalarda öne çıkıyor. Sizin için inceledik...

Zorunlu arabuluculuğun çalışma hayatımıza girmesiyle, yargının dava yükünün hafiflediği, işçilerin birçok alacağına hızlı bir şekilde ulaştığı su götürmez bir gerçek.

İşçinin alacağı için arabulucuya başvurması ve işverenin de sürece katılmasıyla süreç işlemeye başlıyor. Taraflar anlaşırsa bir anlaşma tutanağı ile uyuşmazlık sona erdiriliyor.

Anlaşamamaları halindeyse düzenlenen anlaşmazlık tutanağı, açılacak davanın anahtarı oluyor. Anlaşma halinde sorunun tamamen ortadan kalktığını, işçi ile işverenin bir daha karşı karşıya gelmeyeceğini söylemek pek mümkün değil.

Feragat ve ibra

Son dönemde giderek arabuluculuk tutanaklarının içerikleri dava konusu olmaya başladı. Özellikle işçinin ileride açabileceği davalardan feragat ettiğine veya işvereni bütün alacakları için ibra ettiğine dair hükümlerin düzenlenen anlaşma tutanaklarında yer almaya başlaması ile birlikte bu anlaşma tutanakları dava konusu haline geldi.

Feragat bir kişinin beyanı ile hakkından vazgeçmesidir. İbra ise tarafların karşılıklı anlaşarak haklarından vazgeçmeleridir. İbra anlaşma ile yapılırken, feragat tek taraflı olarak yapılır.

İkisi de bir hakkı sona erdirmektedir. Bu sebeple sıkı şartlara bağlı tutulmuştur. İş hukukunda ancak dava açıldıktan sonra yapılan feragatler geçerli sayılmakta, dava açma hakkından vazgeçildiğine dair feragatler geçerli kabul edilmemektedir. İbranın geçerli olması içinse, fesih tarihinin üzerinden 1 ay geçmesi, alacakların kalem kalem gösterilmesi ve gösterilen kalemlerin banka kanalıyla ödenmesi gerekmektedir.

Yazının devamı...

Ücret eşitsizliği artıyor

10 Temmuz 2019

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yayımlanan “Küresel İşgücü Gelirlerinin Payı ve Dağılımı” başlıklı çalışmadan elde edilen sonuçlar işçilerin yalnızca yüzde 10’unun küresel ücretin neredeyse yarısını aldığını gösteriyor. Söz konusu araştırma, işgücü gelirinin dağılımına ilişkin küresel tahminleri ortaya koyuyor. Bununla birlikte, asıl çarpıcı olan, ILO çalışmasının ücret eşitsizliğinin çalışma hayatında ne kadar da yaygınlaştığını gösteriyor olması.

ILO İstatistik Departmanı tarafından geliştirilen ve dünyanın en büyük uyumlaştırılmış işgücü anketi verilerinden alınmış olan “İşgücü Gelir Payı ve Dağılımı” veri seti 189 ülkeden veri içeriyor. Veri seti ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde çalışma hayatındaki ana eğilimler açısından iki yeni gösterge sunuyor. İlk olarak, gayri safi yurt içi hasıla içinde işçilerin elde ettiği ücret ve kazançlara ilişkin pay bakımından uluslararası karşılaştırılabilir ilk rakamlarını veriyor. İkinci olarak, işgücü gelirinin çalışanlar arasında nasıl dağıldığını ortaya koyuyor.

Çalışanların yüzde 10’u ücretlerin yarısına sahip

ILO çalışmasında kullanılan yeni veri setine göre, çalışanların yüzde 10’u toplam küresel ücretin yüzde 48.9’unu alırken, en düşük ücretli işçilerin yüzde 50’si küresel ücretin sadece yüzde 6.4’ünü alıyor. Dahası, ücret kazancı elde edenlerin yüzde 20’si, bu da yaklaşık 650 milyon işçi anlamına geliyor, küresel işgücü gelirinin yüzde 1’inden azını kazanıyor ve bu rakam 13 yıldır neredeyse hiç değişmemiş durumda.

Çin ve Hindistan’da eşitsizlik azalıyor

ILO uzmanları tarafından oluşturulan yeni veri seti, küresel düzeyde işgücü geliri eşitsizliğinin 2004’ten bu yana düştüğünü gösteriyor. Ancak bu, ülkelerdeki eşitsizliğin azalmasından kaynaklanmıyor, çünkü ulusal düzeyde ücret eşitsizliğinin aslında artmakta olduğu görülüyor. Diğer taraftan, Çin ve Hindistan gibi gelişmekte olan ekonomilerde artan refah nedeniyle eşitsizliğin bir miktar azaldığını söylemek mümkün. Ancak ILO araştırmasından elde edilen bulgular çalışma hayatında gelir eşitsizliğinin hâlâ yaygın olduğuna işaret ediyor.

İşgücü gelirlerinin milli gelir içindeki payı azalıyor

Çalışmadan elde edilen ana bulgular, dünya genelinde milli gelir içinde işçilerin aldığı payın 2004’te yüzde 53.7 olduğunu ve 2017 yılı itibarıyla bu payın yüzde 51.4’e düştüğünü ortaya koyuyor.

Yazının devamı...

Engelli aylığı ve evde bakım parası zamlandı

8 Temmuz 2019

Bu yıl yüzde 70 ve üstü engellilik oranı bulunan ve başkasının bakımına muhtaç engellilere 763.69 TL aylık veriliyor. Engellisine bakan kişiye de 2019 yılı için aylık 1384.59 TL ödeme yapılıyor.

Engelli aylığı ve evde bakım parası, engellilerin yoksulluğa düşmesinin önlenmesi ve engellilere yönelik bakım hizmetlerinin masraflarının karşılanması adına uygulanıyor. Engelli aylığı ve evde bakım parası alınabilmesi için bazı şartlar söz konusu.

Engelli aylığı ne kadar?

2019 yılı için belirtilen diğer şartları sağlayan ve yüzde 40 ila yüzde 69 engellilik oranı bulunan engellilere 509.13 TL, yüzde 70 ve üstü engellilik oranı bulunan ve başkasının bakımına muhtaç engellilere ise 763.69 TL aylık bağlanıyor.

Bu rakamlar Temmuz ayı itibarıyla geçerli rakamlar. 2019 yılının ilk altı aylık enflasyon rakamları açıklanınca engelli aylığı ve evde bakım parası da zamlandı. Temmuz aylıkları ödendiği için ilk zamlı aylıklar Ağustos ayında ödenecek, Temmuz ayının farkı da aylıklara eklenecek.

Asgari ücretin üçte ikisi...

Gerekli şartları sağlayan ve engellisine bakan kişiye 2019’da aylık 1384.59 TL ödeniyor. Evde bakım parası için engellinin bulunduğu hanede kişi başına düşen gelirin asgari ücretin üçte ikisinden düşük olması gerekli. 2019’da bu rakam 1219.35 TL. Bunun üzerinde kişi başına düşen gelir bulunan hanelere evde bakım parası ödenmez. Evde bakım aylıkları temmuzda 1384 TL’ye yükseldi. Zamlı aylıklar temmuz aylıkları ödenen kişiler için ağustosta ödenecek. Temmuz zam farkı ağustosta yatacak.

Kimler engelli aylığı alabilir?

Yazının devamı...

Rekabette yapay zeka ile rol kapacağız

3 Temmuz 2019

Özel sektörün küresel ölçekte rekabetçi olmasını sağlayacak insan kaynağını yetiştirmek amacıyla TOBB Ekonomi ve Teknoloji Üniversitesi, Yapay Zekâ Mühendisliği bölümü açtı.

Dijital dönüşüm, bir teknolojiyi değil, yeni bir yaklaşımı tanımlıyor. 2020 yılı itibarıyla tüm dünyanın “Sanayi 4.0”, yani dördüncü sanayi devrimiyle tanışacağı öngörülüyor. Daha karmaşık ve daha kaliteli bir üretim yöntemi olarak öne çıkan söz konusu dönüşüm sayesinde pek çok ürün daha düşük maliyetlerle üretilip tüm dünyaya hızla yayılacak. Bugünün işgücü piyasası da geçmiştekine oranla çok daha hızlı ve büyük ölçüde değişiyor. Geleceğin işgücü piyasasında rutin işler ve tehlikeli görevler çok yakın bir gelecekte tamamen makinelere ve robotlara devredilecek. Buna karşılık, eğitim sisteminin ve insanların kariyer değişikliklerine ve değişen çalışma hayatı yapısına hızla uyum sağlaması gerekecek. Teknoloji, ekonominin tüm sektörlerini etkileyen yeni iş ve işyeri örgütlenme modellerini de beraberinde getirecek.

Dijital dönüşüm

Günümüzde pek çok şirket dijital dönüşüm yarışında öne geçebilmek için bu alanda çalışacak elemanlar istihdam etmeye yöneliyor. Örneğin İngiltere’de her 10 şirketten 8’i dijital dönüşüme yönelik personel alıyor. Dünya Ekonomik Forumu tarafından yapılan “Geleceğin Meslekleri” Araştırmasından elde edilen sonuçlara göre, beş yıl içinde işgücü piyasasında bugün ihtiyaç duyulan becerilerin yüzde 35’i değişecek.

İlgi giderek artıyor

Teknolojik gelişmelerin en büyük nimetlerinden olan “yapay zekâ” teknolojileri, otonom araç ve akıllı şehir gibi projelerle hayatımızın her alanını işgal etmeye hazırlanıyor. Yapay zekâ teknolojileri hayatımıza sadece bir teknolojik yenilik olarak girmeyip, insanlığı köklü bir sosyal dönüşüme zorluyor. Yapay zekâ teknolojileri bir yandan üretimden sağlığa, ofis işlerinden dağıtım hizmetlerine kadar her sektörde düşük ve orta nitelikli işçi istihdamını azaltırken, diğer yandan bu teknolojileri geliştirecek üstün nitelikli gençlere baş döndürücü kariyer imkânları sunuyor. Bu anlamda, örneğin Çin dünyanın ucuz işgücü kaynağı olmaktan kurtulmak için “Made in China 2025” stratejik planıyla yapay zekâ araştırmalarında öncü olmayı ülkenin en önemli stratejisi ilan etmiş durumda. Öte yandan, ABD’nin kendi firmalarının bu alandaki liderliğini kaybetmemesi için tüm dünyayı etkileyen ticaret savaşlarına giriştiğini hepimiz görüyoruz.

Yazının devamı...

Staj hakkında bilinmesi gereken her şey

26 Haziran 2019

Yaz dönemi öğrenciler açısından sadece tatil anlamına gelmiyor. Pek çok üniversite öğrencisi, iş tecrübesi kazanmak ve özgeçmişini güçlendirmek amacıyla yaz aylarında firmalara staj başvurusunda bulunuyor. Yükseköğretim sistemi içinde bazı bölümlerde (eğitim fakülteleri, mühendislik bilimleri, vb.) zorunlu stajlar söz konusuyken, bugün pek çok öğrenci ileride yapacağı iş başvurularında bir adım öne geçebilmek için kendi isteğiyle, yani okulu tarafından zorunlu tutulmasa da staj yapmak istiyor.

Kapsamı geniş

3308 Sayılı Kanuna göre, 10 ve daha fazla personel çalıştıran firmaların, çalıştırdıkları personel sayısının yüzde 5’inden az olmamak üzere mesleki ve teknik eğitim okul ve kurumu öğrencilerine beceri eğitimi yaptırma zorunluluğu bulunuyor. Bu düzenlemeye göre, 10’dan fazla çalışanı olan işverenler, firmalarında stajyer çalıştırmak zorunda. Firmalar stajyerlerini mesleki ve teknik eğitim veren liselerden ve/veya ilgili bölümlerde öğrenim gören üniversite öğrencileri arasından seçebiliyor.

Üniversite öğrencileri tarafından yapılan stajları, zorunlu stajlar, öğrencilerin bizzat kendilerinin başvuruda bulundukları ve üniversiteleri tarafından uygun bulunan zorunlu olmayan stajlar ile üniversiteden bağımsız olarak isteğe bağlı yapılan stajlar olarak ayırmak mümkün.

Stajyere ücret ödemek zorunlu mu?

Zorunlu staj dönemi için işletmelerde istihdam edilen stajyerlere asgari geçim indirimi hariç net asgari ücretin yüzde 30’u tutarında ücret ödenmesi gerekiyor. Bu uygulamayla, pek çok sektörde yaygın bir uygulama haline gelen stajyerin uzun dönemlerle ücret verilmeden çalıştırılması ve bunun bir maliyet avantajı olarak görülmesi de engellenmiş oldu.

2019 yılı için stajyerlere ödenmesi gereken en az ücret 548.7 TL. Dolayısıyla, tüm işletmeler, staj yapan öğrencilere asgari 548.7 TL ödemek zorunda. Stajyerlerin ücretlerinden herhangi bir vergi vb. kesinti yapılmadığından asgari geçim indirimi stajyerlere ödenmesi gereken ücret hesaplamasında dikkate alınmıyor. Yani, vergisi olmayan bir ücret ödemesi için asgari geçim indirimi doğmuyor.

Stajyer ücretine devlet katkı yapıyor

Yazının devamı...