Kritik detayları atlayan ceza öder

16 Ağustos 2019

Hastalık durumunda bazen işçiler işe gitmekte zorlanabiliyor veya gidemiyorlar. Söz konusu durumda, hastalanan işçinin devamsızlığının nedenini hastaneden aldığı sağlık raporu ile kanıtlaması gerekiyor. Eğer işçi hastalandığını ortaya koyan raporu işverenine veremezse, yaptığı devamsızlık mazeretsiz olarak kabul ediliyor. Ancak sık sık rapor alma da suiistimale yol açabiliyor.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından hastalık sigortası kapsamında sigortalılara raporlu olduğu günler için geçici iş göremezlik ödeneği ödeniyor. Hastalanan ve bunu istirahat raporu ile belgeleyen sigortalılara istirahatlı oldukları günler için ödenen geçici iş göremezlik ödeneği, işçiler arasında daha çok “rapor parası” olarak biliniyor. Rapor parası, sigortalının hastalık nedeniyle çalışamadığı günlerde gelir kaybına uğramasını önlemek amacıyla veriliyor.

İşbaşı tarihi önemli

Rapor parası, SGK tarafından yetkilendirilmiş hekim veya sağlık kurulları tarafından verilen sağlık raporuna bağlı olarak ödeniyor. Aksi taktirde, yetkilendirilmemiş hekim ve kurumlardan rapor alınması durumunda SGK tarafından rapor parası ödenmiyor.

İşçinin hasta olduğu döneme ilişkin olarak verilen istirahat raporlarında, rapor bitim tarihinde sigortalının çalışabileceği veya işbaşı yapmayıp tekrar kontrol için muayene olması gerektiği belirtiliyor.  Bu açıdan, raporlu işçiye rapor bitim tarihinde işbaşı verilmiş ise çalışmaya başlaması gerekiyor. Ancak kontrol ibaresi belirtilmiş ise hekim tarafından tekrar muayene edilen işçi çalışamaz raporunu kapattırmalı ve işbaşı tarihi almalı.

‘SGK’ya bildirim yapmak zorunlu mu?

İşçinin istirahat raporu süresinde çalıştığı tespit edilmesi durumunda işçiye SGK tarafından çalıştığı günler için iş göremezlik ödemesi yapılmayacaktır. Ancak bu durumdan SGK’nın haberi yoksa, yani işveren istirahatli olduğu süre içinde çalışan işçi için “çalıştı” bildirimini yapmazsa, SGK sigortalının raporlu olduğu süre içinde çalışmadığını kabul ederek, raporlu görünen işçiye rapor parası ödeyecektir.

Yazının devamı...

Sağlığını yitiren nasıl emekli olur?

12 Ağustos 2019

Hastalanan, ameliyat olan ve rapor alıp işine devam edemeyenlerin aklında nasıl emekli olacakları sorusu var. Sosyal güvenlik mevzuatımız kimlerin sağlık sorunları sebebiyle erken emekli olabileceğini düzenliyor.

Buna göre çalışma gücünde en az yüzde 60 kayıp olan kişiler malulen emekli olabilir. Ancak malulen emeklilik için başka şartlar da var.

Rapor almanız şart

Malulen emekli olabilmek için gerekli ilk ve en önemli şart, çalışma gücünde en az yüzde 60 kayıp olduğuna dair sağlık kurulu raporu. Bu raporun alınabilmesi için kişilerin ilk olarak bulundukları il veya ilçedeki SGK merkezlerine başvurmaları ve yetkili hastanelere sevk edilmeleri gerekir.

Kişiler doğrudan hastaneye başvurarak rapor almak yerine SGK’ya başvurarak sevklerini gerçekleştirmeli. Sevkin SGK üzerinden yapılma nedeni, yalnızca sağlık kurulu raporunun malullük aylığı için yeterli olmaması.

Kişi, çalışma gücünde en az yüzde 60 kayıp olduğunu belgelese bile en az 1.800 gün prim ödemesi yoksa veya prim ödemesini borçlanma ile 1.800 güne tamamlayamıyorsa malullük aylığı alamaz. Yani, malul sayılmak, malullük aylığı almaya yetmez.

Malullük aylığı alabilmek açısından ikinci şart, kişinin malullük için gerekli sağlık kurulu raporunu almak üzere SGK’ya başvurduğu tarihte en az 1.800 gün ödenmiş priminin olması.

Yani, malullük aylığı talep eden kişilerin SGK’ya başvurdukları tarihte en az 5 yıl prim ödemiş olmaları gerekli.

Yazının devamı...

TEK TARAFLI CEZAİ ŞART MÜMKÜN MÜ?

9 Ağustos 2019

Günümüzde işçi ve işveren birbirini birtakım yükümlülüklere tabi kılmak veya var olan yükümlülüklerinin ihlal edilmesini engellemek amacıyla cezai şartla bağlama yoluna gidebiliyor.

Cezai şart, Borçlar Kanunu’na göre bir kişinin borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmemiş olması halinde alacaklıya karşı teminat niteliğinde bir edimi yerine getireceği taahhüdünde bulunması.

İş sözleşmelerindeki cezai şartlar, genellikle belirlenen yükümlülüğü ihlal eden tarafın karşı tarafa belirli bir miktar parayı ödeme yükümlülüğü olarak karşımıza çıkıyor.

Cezai şarta bağlanan yükümlülükler çeşitlilik arz edebiliyor. Fakat en sık cezai şarta bağlanan yükümlülük fesih hakkının sınırlanması.

Sır saklamak...

İşçi ve işveren, iş sözleşmesini bildirimli olarak feshetme haklarından belirli süre için vazgeçiyor. O süreye uymayan, sözleşmeyi belirlenen asgari süreden önce fesheden taraf karşı tarafa sözleşmede belirlenen cezai şart miktarını ödemek zorunda kalıyor. Cezai şartın karşımıza çıktığı diğer bir durum ise fesih hakkını sınırlandıran cezai şartla bağlantılı olarak, eğitime bağlanan cezai şart.

Fakat eğitime bağlanan cezai şartın yargı tarafından belirlenen özel şartları bulunuyor. Cezai şartın karşımıza çıktığı diğer bir durum ise işçi ve işverenin iş sözleşmesinden doğan borçlarına aykırı davranmaları halinde öngörülen cezai şartlardır. Örneğin işçinin sır saklama yükümlülüğünü ihlal etmesi veya işverenin işçinin kişisel verilerini hukuka aykırı şekilde kullanması halinde öngörülen cezai şartlar.

Karşılıklı olmalı...

Yazının devamı...

Çocuk işçilik mutlaka bitmeli

5 Ağustos 2019

2021 senesi ‘Çocuk İşçiliğinin Ortadan Kaldırılması Yılı’ ilan edildi. Küresel olarak 5 - 17 yaş aralığında 152 milyon çocuk işçi bulunduğu tahmin ediliyor.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu (UNGA), 2021 yılını “Çocuk İşçiliğinin Ortadan Kaldırılması Yılı” ilan eden bir kararı oybirliği ile kabul etti ve Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) bu çerçevede yürütülecek çalışmalara önderlik etmesini istedi.

Birleşmiş Milletler kararında, üye devletler zorla çalıştırmayı ortadan kaldırmak için derhal ve etkili önlemler almaları, modern köleliği ve insan ticaretini sonlandırma ve çocuk askerlerin alımı ve kullanımı dahil olmak üzere en kötü biçimlerdeki çocuk işçiliğinin yasaklanması ve ortadan kaldırılması konusunda bir an önce harekete geçmeye çağırılıyor.

Bununla birlikte, Birleşmiş Milletler 2025 yılı itibarıyla çocuk işçiliğinin her biçimde sonlandırılmasını hedefliyor. 

Çocuk işçiliği nedir?

Çocukların yaptıkları işlerin hepsi, ortadan kaldırılmak istenilen çocuk işçiliği kategorisine girmiyor. Bu anlamda, çocukların evde anne babalarına yardımcı olmaları, aile işletmesinde belirli işler yapmaları, okul saatleri dışında ve tatillerde cep harçlığı sağlayacak kimi işlerde yer almaları gibi işler onların ailelerinin durumuna katkıda bulunmalarını, çeşitli beceriler ve deneyimler kazanmalarını sağlıyor.

Çocuk işçiliği ile kastedilen, çocukları çocukluklarını yaşamaktan alıkoyan, potansiyellerini ve saygınlıklarını eksilten, fiziksel ve zihinsel gelişimleri açısından zararlı işler.

Yazının devamı...

Robotu kullanmak mı önemli, yapmak mı?

29 Temmuz 2019

Mesleki eğitim alanında ülkemizdeki en büyük burs programının arkasında MESS var. Başkan Akkol hedefin 15.000 gence ulaşmak olduğunu söylüyor. Akkol, “Robotu kullanacak değil, robot geliştirecek gençler yetiştirmek istiyoruz” diyor.

Mesleki eğitim bir ülkede insan kaynağının işgücü piyasasına hazırlanmasında en etkili eğitim yöntemi. İşsizliğin azaltılmasında çok büyük önemi var.

İşverenlere istedikleri vasıfta eleman temin edilmesi, ara insan gücünün yaratılması, gençlerin iş sahibi olması, işte bunların hepsi mesleki eğitimle alakalı konular.

Gelişmiş ülkelerde mesleki eğitime büyük önem verilir. İş yaşamına girecek gençlerin önemli bir bölümü daha eğitimlerinin ilk aşamalarında meslek seçimleri yapar ve uygun oldukları mesleklere yönlendirilir.

Örneğin Almanya’da orta öğretimden sonra mesleki eğitimleri seçenlerin oranı o dönemdeki gençlerin yüzde 70’i kadar. Geriye kalan genç nüfus akademik eğitime, üniversiteye yönlenmekte. Biz de ise söylem olarak hep önem verilmesine rağmen, uygulamada mesleki eğitimi seçenlerin oranı yüzde 25 - 30 aralığında. Bir de eğitimin nitelik sorunu ortaya çıkınca mesleki eğitime yönelen gençlerin aldıkları eğitime rağmen vasıfsız olmaları sebebiyle iş bulmaları zorlaşıyor.

Bugün ülkemizde işverenlere sorulduğunda en önemli sorunlarının vasıflı eleman bulamamak olduğu ifade ediyorlar. Gerçekten de işletmecimiz, iktisatçımız, mühendisimiz çok, ne var ki fabrikada gelişmiş makineleri çalıştıracak, sanayide dönüşüme hazır işgücümüz yok.

Ayrıca konunun endüstriyel ve dijital dönüşümle de ilgisi var. Dijitalleşme, hayatın her alanını engel tanımadan değiştiriyor. Dijital dönüşümün birbirinden ayrılmaz nitelikte iki boyutu bulunuyor: Üretim teknolojilerinin ve insan kaynağının dönüşümü.

Yazının devamı...

Mevsimlik işçilere koruma kalkanı

24 Temmuz 2019

Mevsimlik işlerde yapılan sözleşmeler, iş bitince kendiliğinden sona erer. Ancak, ‘derhal fesih’ koşulları varsa sözleşme daha önce de sona erdirilebilir. Derhal fesih durumu oluşmadan fesih yapılırsa, işveren sözleşme süresinin tamamındaki ücreti işçiye ödemek zorunda kalır.

Mevsimlik işlerin yoğunluk kazandığı şu günlerde belirli süreli sözleşmeler yine gündemde. Belirli süreli sözleşmeler, sürenin sonunda kendiliğinden sona erdiğinden, kural olarak iş sözleşmesinin fesihle sona ermesine bağlanan birçok hakkın kullanılmasını engeller. Sözleşme kendiliğinden sona erdiğinden çalışan kıdem tazminatına hak kazanamaz ya da çalışan sona ermenin geçerli olmadığını iddia ederek işe iade talep edemez. Bu nedenle, belirli süreli sözleşmelerin yapılması birtakım şartların varlığına bağlanmıştır.

Süreli sözleşmeler nasıl yapılabilir?

İş Kanunu’na göre, belirli süreli işlerde veya belli bir işin tamamlanması veya belirli bir olgunun ortaya çıkması gibi objektif koşullara bağlı olarak belirli süreli sözleşme yapılabilir. Yapılan işin niteliği belirli süreli iş sözleşmesi yapılabilmesi için önem taşıyor.

Örneğin, mevsimin veya sezonun ne kadar sürdüğü bilinebileceğinden, mevsimlik işlerde belirli süreli sözleşme yapılabilir. Fuar organizasyonları, dönemsel tarım işleri, turizm sezonuna bağlı işler belirli süreli sözleşme yapmaya uygun işlerdir.

Borçlar Kanunu’na tabi çalışanlar için ilk defa yapılacak olan belirli süreli sözleşmelerde objektif neden zorunluluğu öngörülmemiş, herhangi bir nedene bağlı olmaksızın belirli süreli sözleşme yapma hakkı getirilmiştir.

Belirli süreli sözleşmenin ilk kez yapılmasında, Borçlar Kanunu’na tabi çalışan işçilerle, İş Kanunu’na tabi çalışan işçiler arasında farklılığa gidilmiştir.

Yazının devamı...

Küresel ısınma iş hayatını zorluyor

22 Temmuz 2019

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), küresel ısınmaya bağlı olarak 35°C’nin üzerindeki sıcaklık ve yüksek nemde ‘ısı stresi’ oluştuğunu açıkladı. Bu stres, sağlık riski yaratıyor ve çalışanın verimliliğini düşürüyor

Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yayınlanan ‘Daha Sıcak Gezegende Çalışmak: Isı Stresinin İşgücü Verimliliği ve İnsana Yakışır İşe Etkisi’ başlıklı yeni raporuna göre, küresel ısınmanın işle ilgili ısı stresinde artışa yol açması yüzünden verimlilik zarar görecek, dahası iş kayıpları yaşanacak ve dolayısıyla ekonomik zarar ortaya çıkacak. Rapora göre söz konusu olumsuz durumdan en çok etkilenecek olan ülkeler, en yoksul olanlar.

Raporda, iklim, fizyoloji ve istihdam verilerine dayanılarak, ulusal, bölgesel ve küresel düzeyde mevcut ve gelecekteki verimlilik kayıpları tahmin ediliyor.

Verimlilik düşüyor

ILO tarafından hazırlanan raporda, küresel ısınmadan kaynaklanan ısı stresindeki artışın, 2030 yılında dünyada 80 milyon tam zamanlı işe eşdeğer verimlilik kaybına yol açacağı ifade edildi. Isı stresi ile kastedilen, insan vücudunun fizyolojik zayıflamaya uğramadan dayanabileceğinin ötesindeki ısı... Isı stresi, 35°C’nin üzerindeki sıcaklık ve yüksek nemde oluşuyor. Aşırı ısı, iş sağlığı riski oluşturuyor. Çalışanların fiziksel işlev, yetenek ve kapasitelerini kısıtlıyor, verimliliği olumsuz etkiliyor. Aşırı durumlarda ölümcül sıcak çarpmasına neden olabiliyor.
Bu yüzyılın sonuna kadar küresel sıcaklıkta 1.5°C’lik artış olmasına dayalı tahminler, 2030 yılı itibarıyla dünya çapında daha yüksek sıcaklıklar nedeniyle toplam çalışma saatlerinin % 2.2’sinin kaybedileceğini gösteriyor. Söz konusu oran, 80 milyon tam zamanlı iş kaybına eşdeğer. Bu da küresel düzeyde 2.4 trilyon dolar tutarında ekonomik kayıp anlamına geliyor. Isı stresinden en çok etkilenen iki sektör ise tarım ve inşaat.

Kadın erkek farketmiyor

Isı stresi, geçimlik tarımda çalışanların çoğunluğunu teşkil eden milyonlarca kadının yanı sıra, inşaat sektöründe egemen işgücü olan erkekleri etkileyecek. Isı stresinin bir başka sosyal sonucu ise göçün daha da artabilecek olması. Çünkü iklim değişikliği yüzünden çalışanlar daha iyi iş imkanları için kırsal alanları terk ediyor olacak.

Yazının devamı...