Novak gibi askerin olsun!

11 Kasım 2019

Sezonun en ilginç maçlarından birini izledik dün. Her türlü aksiyon vardı. Kırmızı kartları, penaltı kararları ve gerilimi ile gelecek nesillere anlatılacak cinsten bir doksan dakikaya tanıklık edenler şanslı idi. Harika bir maç oldu. Müthiş keylif verdi.
Trabzonspor uzun yıllardır bu kadar karakterli bir mücadele sergilememişti. Alanyaspor gibi aldığı sonuçlar asla sürpriz sayılmayacak bir rakip karşısında 27. dakikada on kişi kalmasına karşın pes etmeyen, vazgeçmeyen, sahaya yüreğini koyan ve üç puanı anasının ak sütü gibi hak eden bu takımı alkışlamak görevimiz. Bravo fırtınaya.
Erol Bulut ve öğrencilerini de kutluyorum. Kendisi bana göre süper ligin en iyi teknik direktörlerinden biri. Çalıştırdığı her takımda mütevazı kadrolarla iyi işler yaptı. Şimdi de Alanyaspor’da bazılarını şaşırtmaya devam ediyor. Bu yüzden Akdeniz ekibinin ligdeki konumu ve topladığı puanları kimse küçümsemeye kalkmasın.
Dün Trabzonspor karşısında önemli bir avantajı vardı Alanyaspor’un. Maçın henüz başlarında eksik kalan Trabzonspor’u yenmek için hücumda çok şey denedi ama bu kez sert kayaya çarptı, olmadı.
Abdülkadir Parmak’ın Siopis’in bileğine basmasını hakem Abdülkadir Bitigen kırmızı kartla cezalandırırken, insanların aklına doğal olarak geçen hafta Sosa’nın sakatlanmasına yol açan sert hareket geldi.
Hakem kararlarında ve VAR müdahalelerinde standart sağlanamayınca, bu tip karşılaştırmaları yapmak yadırganmamalı. Abdülkadir topa müdahala ettikten sonra kontrolsüz biçimde rakibin bileğine basınca hakem Bitigen tereddütsüz kırmızı kartını çıkardı. Göztepe maçında Fırat Aydınus’un uygulamasını yerinde bulup bu hafta VAR’da görevlendiren Merkez Hakem Kurulu, yaşanan çelişkilerin sorumlusu olmaktan kurtulamaz.
Elbette Alanyaspor gibi istikrarlı bir takım karşısında 65 dakikadan fazla on kişi oynamak kolay değildi. Parmak’ın oyundan çıkmasından sonra inisiyatif konuk ekibe geçti. Nitekim ilk yarıda Cisse, Fernandes ve Bakasetas ile bulduğu üç önemli gol fırsatı vardı.

Yazının devamı...

Savaşacak takım lazım!

29 Ekim 2019

Hafta içindeki Krasnodar maçından sonra Trabzonspor’un hedefinin Avrupa değil, lig olduğu konusunda naçizane fikir beyan etmiştim. Uzak kulvarda yürümek ve sonuç almak artık çok zor.
Dolayısıyla Süper Ligin mazereti olmamalı. Dün gece bu anlamda önemli bir maç izledik. Son ana kadar heyecan üst düzeyde idi. İki takım da UEFA liginde zorlu bir doksan dakika oynamıştı. Başakşehir süper lige iyi başlamasa da, sakat futbolcuları döndükten sonra kısa sürede toparlanan bir ekip. Çok kaliteli ayakları var ve savunmada önlem almazsanız her an başınıza dert açabilir. Öyle de oldu. Rakip kalede ciddi pozisyonlar üretti.
Trabzonspor ise hücum kurgusunda zayıf kaldığı fazla idi. İlk yarıda bir karambol pozisyonu dışında Başakşehir’i zorlayamadı. O dakika gerçekten ilginç idi. Hani top kaleye girmek istemiyorsa, ne yapsanız nafile diye. Başakşehir kalecisi Mert ve savunmacıları adeta duvar ördü skorun değişmemesi adına. Meşin yuvarlak bulamadı üç direğin arasını.
Her teknik direktörün oyuncu tarcihlerine her vakit saygı duyarım. Hafta boyu ne yaşadıklarını kimse bilmez. Kimin hazır olduğuna o karar verir. Ünal Karaman Krasnodar maçından sonra Sturridge ile ilgili “Tam hazır değil. Belki 20 dakika, belki yarım saat oynayabilir” demişti. Dün gece ilk on birde şans verdiği Sturridge takımını adeta bir kişi eksik bıraktı. Bu arkadaşlarına haksızlık. Emeğine ve çabasına yazık.
Kimse penaltı golü ve popüler dansını 61. dakika ile ilişkilendirip gerçekleri görmezden gelmesin. Tıpkı Başakşehir’in en önemli hücum silahı olmasına karşın Visca’nın eşitliği getiren sayısı gibi. Performans değerlendirmesi için kolay son vuruşlara değil, yaptıkları işe bakmak gerek.
Mesela Doğan gibi. Mesela Sosa, Nwakaeme gibi. Mesela Sörloth gibi. Trabzonspor’a savaşacak oyuncular lazım. Yüreğini ortaya koyacak, biz buradayız diyecek cinsten.
Kariyerinin ardına sığınıp taraftarı kandıranlar ile gençlerin bir tutulması, ağrıma gidiyor açıkcası. O zaman ne işiniz var burada diye sormazlar mı adama? Yanıtını merak ediyorum.

Yazının devamı...