Çantada keklik mi dediniz?

30 Ağustos 2019

Bizde bir deyim vardır, işler kolaylaşınca pek severiz kullanmayı; “Çantada keklik abi.” Adı her ne ise. Elde edilmesine kesin gözüyle bakılan bir şeydir anlatmak istediğimiz.
Atina deplasmanındaki 3-1’lik galibiyet, sanırım Trabzonspor takımında ve teknik yönetiminde böyle bir rahatlığa yol açtı. Futbol bu kadar genişliği kaldırmaz. Adama öyle bir ders verir ki hayatın boyunca unutturmaz. Trabzonspor dün gece işte böyle bir korku tünelinden geçti.
30 dakikada kalesinde iki gol gördü. İlki yeni transfer Fernandes’in akıl almaz hatasından, diğeri giydiği formanın ağırlığını kaldıramayacağı şimdiden belli olan Obi Mikel’in sebep olduğu penaltı gollerinden geldi. Sonrası tam bir panik havası. Hele ilk yarının uzatma dakikasında Nelson’un kaçırdığı vardı ki, fiş o an çekilmiş olabilirdi.
Sonucu ve oyunu eleştirmeden önce şu tespiti yapmakta yarar var. Henüz sezon başındayız ve Trabzonspor son 15 gün içinde 6. maçını oynadı. Transferler devam ederken, yeni oyuncular henüz hazır hale gelmemiş ve rotasyon fantazisi yok iken.
Peki nasıl başladı Ünal Karaman maça? Savunmanın göbeğindeki iki stoperi değiştirdi, takımın en etkili gol silahı Shörloth’u kulübeye çekti ve orta sahanın yükünü kafasının karışık olduğunu bildiği Mikel ile kaptan Sosa’ya bıraktı. Sonuç ne olursa olsun düşüncem kesinlikle değişmezdi. Sen yıllar sonra Avrupa liginin kapısını aralayacaksın ve ilk maça güvenip, hafta sonu oynayacağın Fenerbahçe sınavına kurgu yapacaksın. Olmaz. Olmayacağını gördük. Ne oldu sonra? Takım iki katı yoruldu, yıprandı. Sanki 180 dakika top oynadı. Buna hakkın yoktu Ünal hocam!
Görünen köy klavuz istemez. Maçı İskender Günen ile birlikte seyrettik. Şahidimdir, “Trabzonspor ilk gol yerse Mikel çıkar, Sörloth girer” dedim. Karaman bu değişikliği ikinci golden sonra yaptı! Temsilcimizin üçüncü golü kalesinde görmeden soyunma odasına gitmesi, inanın mucize idi.
Futbolda moral çok önemlidir. Ya motivasyonu tetikler, ya da gardınızı düşürür. Trabzonspor ikinci yarıya bu psikoloji ile başladı. AEK ise daha istekli ve rüyasında bile göremeyeceği bir skorun iştahı ile. Üstelik atacağı bir golün tüm dengeleri değiştireceği noktada.

Yazının devamı...

Alışacaksınız çocuklar!

26 Ağustos 2019

Öncelikle şu tespiti yapalım; bu galibiyet Trabzonspor için hayati önem taşıyordu. Şu ana kadar oynadığı tüm rakipler içinde en ciddisi ve serti Malatyaspor idi. Üstelik moral açından oyunun kalitesi ne olursa olsun, üç puana çok ihtiyacı vardı bordo-mavili ekibin. Ligin hemen başında bu organizasyona ağırlığını hissettirmesi gerekiyordu. Zor ama camia açısından iyi bir skor geldi.
Ünal Karaman’ın üç gün önceki AEK maçında sahaya sürdüğü ilk on biri tercih etmesine başta şaşırdık. Çünkü rotasyonlarına alışmıştık! Aslında futbolcuların da buna ihtiyacı olduğu görüldü. Belli ki hoca hakkını perşembe günü Atina’nın avantajı ile rövanşta kullanacak.
45. dakikada gelen Abdülkadir Ömür golüne kadar oyunun kontrolünün konuk ekipte olması bu yüzden garipsenmemeli... Bu bölümde Trabzonspor ofansif açıdan etkili görünse de hem orta alandan çabuk çıkamadı, hem kısa pas denemelerinde rakip savunmaya takıldı. İlk üç maçın yıldızı Sörloth’un oyunda kaldığı sürece tehlikeli bölgede topla iki kez buluşabilmesi ilginç bir istatistiğe dönüştü. Buna karşın Malatyaspor’un Bifouma ile başlayan ataklarında güçlü fiziği ile Fofana ve çapraz koşularıyla Jahovic bordo-mavilileri fazlasıyla zorladı.
Şu gerçeği görelim; Sosa bu yıl takımın gerçek kaptanı olacak. Hissederek oynuyor. Gayretli ve geçen sezona göre daha verimli. Ancak yanında sert, mücadele edecek, adam kovalayacak bir destek gerekiyor. Abdülkadir Parmak’ın enerjisi ve çabukluğuna rağmen, hemen her maçta rakibe boş alanlar kalması sadece dün akşama dair değil, bundan sonraki süreç için de önlem alınması gereken bir zaaf.
Evet sezon başı ve eksiklerin giderilmesi için her takımın zamana ihtiyacı var. Trabzonspor’un mevcut kadrosunda alternatif isimler mevcut. Yusuf Sarı, Doğan Erdoğan ve tamamen iyileştiği vakit Onazi düşünülebilir. Obi Mikel mi? Lordlar kamarasından söz etmiyoruz. Umarım sezonun fiyaskosu olmaz!
İkinci yarıda daha istekli ve pozisyon zenginliği yaratan bir Trabzonspor izledik. Gayretli idi. Pereira’nın 78. dakikada gelen golünün rahat bir nefes almasına yol açacağı sanılsa da, savunmanın bir anlık konsantrasyon bozukluğu uzatma bölümünde Malatyaspor’u umutlandırdı, Karadeniz ekibini endişelendirdi.
Nasıl endişelendirmesin ki? Bu takım henüz üç günde bir maç oynamaya alışık değil. Ciddi yorgunluk belirtileri var, çok doğal.

Yazının devamı...

Fırtına Avrupa’da esecek!

23 Ağustos 2019

Trabzonspor Avrupa Ligi 3. eleme turu ilk maçında şanslı idi. Sparta Prag ile deplasmanda seyircisiz oynadı. İstediği skoru aldı. Ardından rakip AEK oldu. Rastlantıya bakın, Yunan temsilcisinin taraftarı nedeni ile ceza alması, yine bordo-mavili ekibe denk geldi.
Kimse dudak bükmesin. Rakip sahada ateşli seyirci önünde mi oynamak avantajdır, boş tribünlere mi? Baskı yok, hakemi etki altına alacak atmosfer yok. İstesen böyle bir senaryo ayarlayamazsın!
***
Bu tip organizasyonlarda maçın hemen başında golü yemek ve bunu telafi etmek zordur. Hele çok basit bir savunma hatasından kaynaklandı ise. Gardınız düşer, moraliniz bozulur. Bir de eşitlik sayısı için penaltı kaçırdınız mı? Bu arada Sosa’yı suçlamıyorum. Bu takımın penaltıcısı kim, Ünal hocam?.. Çocuk oyuncağı mı bunun hazırlığını yapmak? Her maçta farklı bir isim mi göreceğiz?
Kazanmak her vakit haklı olduğunuzu göstermez. Her şeyin yolunda gittiğini de. AEK takımının eski gücünden çok uzak olduğu gerçek. Trabzonspor bu fırsatı iyi değerlendirdi. Çok büyük bir terslik olmaz ise temsilcimiz Avrupa liginde yoluna devam edecek.
Geriden gelip ilk yarıyı önde bitirmek kolay değil. Ekuban’ı doğru yerde oynattığınız vakit, daha rahat bıraktığınızda yapamayacağı iş yok. Ünal hoca böyle özel bir oyuncuya sahip olduğu için şanslı. O da hakkını veriyor. Forvet aramayın, para harcamayın diyeceğim ama geç oldu. Bu adamı bir yere yazın! Sadece Ekuban değil. Trabzonspor takım olma yolunda ciddi adımlar atıyor. Sosa sorumluluk aldığı vakit ciddi katkı sağlıyor. Uzun zamandır kaptanı bu denli istekli ve verimli görmemiştim. Dün gece takımını meastro gibi yönetti. Demek ki oluyormuş.
Maçın ikinci yarısında her şey istediğimiz gibi gelişti. Rahattık. Ekuban aldığı paranın hakkını şimdiden verdi. Takım olarak mükemmele yakın oynadı. Uğurcan’dan Sörloth’a emeği geçenlere teşekkürler.

Yazının devamı...

Ya Uğurcan olmasa idi?

19 Ağustos 2019

İlk hafta oynanan maçlar gösterdi ki, bu sezon ilginç geçecek, sonuçlar kimseyi şaşırtmayacak. Önce Galatasaray, ardından Beşiktaş’ın aldığı yenilgileri sorgularken, artık rakiplerinin gücünü de göz önünde bulundurmamız gerçeği duruyor karşımızda.
Trabzonspor iki zorlu Prag maçı oynayarak çıktı Kasımpaşaspor karşısına. Teknik direktör Ünal Karaman’ın kadro tercihi beklenenden çok farklı idi. Savunmanın göbeğinde ilk kez birlikte oynayacak Fernandes ve Campi’yi denemek riskti. Hemen önlerindeki ikiliyi ise Sosa ve Obi Mikel ile kurgulayan Ünal hocanın, Yusuf Sarı’ya şans tanıması, perşembe günü yıpranmış takım için radikal bir rotasyon idi.

Doğru işler
Öncelikle şunu söyleyelim. Trabzonspor ofansif anlamda doğru işler yapmaya devam ediyor. Ama takım savunması konusunda sıkıntıları sürüyor. Sörloth sezonun en iyi transferi kuşkusuz. Üç resmi maçta da golü var. Kumaş kaliteli. Ama tüm yükün ona kalması düşündürücü. Nwakaeme geçen yılki performansından uzak. Dün gece Abdülkadir Parmak ve Yusuf Sarı’yı beğendim.
Sosa inisiyatif alınca hücuma katkısı artıyor. Ama partneri Obi Mikel konusunda endişelerim var. Kariyerine saygı duyuyorum lakin, bu temposuyla henüz aldığı parayı hak ettiğini düşünmüyorum. Yaptığı işe saygı göstermeli. Umarım ileride yanılırım.
Önde baskı yapmak her vakit avantaj sağlar. Abdülkadir’in çabası Sörloth’un becerisi ile buluşunca, Trabzonspor öne geçme şansını yakaladı. Gelin görün ki bordo-mavili takımın yumuşak karnı hâlâ savunması. Duran toplar ve kornerlerde sıkıntı devam ediyor. Göbekteki ikilinin uyum meselesi bir yana, adam paylaşımında hatalar sürüyor. Kasımpaşa’nın eşitlik sayısında da gördük, çalışılması gereken çok şey var.

Yazının devamı...

Kâbus gibiydi

16 Ağustos 2019

Gerçekten kâbus gibi bir maç izledik. Hele son bölümlerinde yüreklerin ağıza geldi, turun gitme riskinin tavan yaptığı bir mücadele vardı. Uzatma dakikalarında tüm aksiyonlar yaşandı. Prag’ın on kişi kalması, Sosa’nın yaptırdığı penaltıyı Ekuban’ın kaçınması, skorda eşitlik varken Çek temsilcisinin ikinci gol için olağanüstü gayreti, Trabzonspor adına “kötü bir derse” dönüşebilirdi. Lakin uzatmanın da uzatmasında ani atakta rakibi sadece kalecisiyle yakalayan Novak’ın bitirici vuruşu, tribünlerin derin bir oh çekmesii sağladı.
Gelelim doksan dakikaya. Ünal Karaman’ın geçen haftaki maçta tek başına Trabzonspor’un başına bela olan Kanga’ya aynı serbestliği vermeyerek Sparta Prag’ın en etkili oyuncusunu durdurma planı doğru idi. Abdülkadir Parmak Gabonlu oyuncuyu sürekli rahatsız ederek onun kurduğu pas trafiğini önemli oranda aksattı.
Ünal hocanın Prag’da oldukça etkisiz kalan yeni transfer Obi Mikel’li kulübeye çekmesi de olumluydu. Ve tabii Alxander Sörloth. Norveçli forvete parantez açmak gerek. İlk maçta eşitlik sayısını kaydeden genç oyuncu dün gece de Trabzonspor’u rahatlatan isimdi. Sırtı kaleye dönükken topu saklaması, yüksek paslardaki zamanlaması ve orta sahaya gelerek alan boşaltması, Sörloth’u özel kılan niteliklerinden bir kaçı olarak sayılabilir. Lakin Karaman onu niçin oyundan çıkardı, anlamak zor. Çünkü önde rakibe baskı yapan bir o vardı maç boyunca. Faturası ağır olabilirdi böyle bir risk almanın.
Öncelikle şunu söyleyelim. Her iki takım adına da hava koşulları açısından çok zor bir maçtı.
Trabzonspor golü erken bulduktan sonra topu kendinde kalmasını sağlayıp, enerjisini ekonomik kullanmayı düşündü. Bu arada hızlı ataklarla pozisyon denemeleri de oldu. Abdülkadir Ömür üçüncü bölgede biraz dikkatli olabilse, Ekuban ve Sörloth’u pozisyona sokabilirdi.
Temsilcimizin henüz hazır olmadığı ortada. Bunun sıkıntılarını fizik olarak daha iyi durumda olan Prag karşısında ikinci yarıda belirgin biçimde hissettirdi. Çünkü hücum bölgesinde istediği organizasyonları yapamayan bir takım vardı sahada.
Buna karşın Prag’ın maçın skoruna her an etki edebilecek girişimleri tehlike yaratmaya başladı. Plavsic ve Hlozek ile ortadan hücum girişimlerinde etkili olmaya başlayan Çek ekibi oyuna tutanma çabasının karşılığını 77. dakikada aldı. Hlozek öyle boş kaldığı bir anda kaleyi gördü ki, Uğurcan’ın köşeye giden topa yapabileceği birşey yoktu.

Yazının devamı...