İşte şimdi tam buradasınız!

Merkel’in İstanbul ziyareti-nin ertesi günü İstanbul’da üçüncü havalimanının finansman imza töreni vardı. Üç kamu bankası öncülüğünde Türkiye’de faaliyet gösteren altı bankanın finanse ettiği proje, İstanbul’u küresel başkent yapacak önemli bir adım...

Hazine garantisi olmadan 16 yıl vadeli bu çapta bir finansman, bu zamanda ancak İstanbul’da gerçekleşecek bir projeye sağlanabilirdi.

Öte yandan, Güney Gaz Koridoru’nun (GGK) belkemiğini oluşturacak TANAP (Trans Anadolu Doğal Gaz Boru Hattı Projesi) ve TAP (Trans Adriyatik Boru Hattı) projeleri de bugün dünyadaki en büyük finansman maliyeti olan enerji projeleridir. Bu dev enerji projelerinde Türkiye merkez ülkedir. Anadolu’nun bir enerji geçiş ve fiyatlandırma-değerlendirme, İstanbul’un da küresel finans merkezi olması artık kaçınılmazdır.

Azerbaycan-Gürcistan ve Türkiye geçişinin GGK ile sağlanması ve Azerbaycan gazının Türkiye dışındaki Avrupa pazarına doğrudan ulaşması yalnız bir enerji hamlesi değildi. Biz bunu defalarca yazdık; bu, her iki dünya savaşında, bölge ülkeleri aleyhine değiştirilen siyasi coğrafyanın yeniden, bölge ülkelerinin çıkarları doğrultusunda çizilmesi ve doğal zenginliklerin, pazarların gerçek sahiplerine teslim edilmesi siyasetidir. Bu anlamda, İstanbul’un dünya finans başkentlerinden biri olması, Pasifik’te ortaya çıkan zenginliğin, finans cambazlıklarıyla yeniden Batı’nın elinde birikmesini önleyecek ve enerji entegrasyonunu tamamlayacak bir adımdır.

Bu, aynı zamanda, Avrupa’nın kendi doğusuna doğru genişlemesinin önemli bir adımıdır. Bu hamle, Almanya’dan ve Rusya’dan bağımsız olarak, hatta bu iki ülkeye rağmen, Avrupa Birliği’nin sınırlarının -de facto olarak- Bakü’ye kadar genişlemesi ve Türkiye’nin ekonomik ve siyasi etkinliğinin bütün bu coğrafyada artması anlamına gelmektedir. İşte bu gerçekler bile, bize içinde bulunduğumuz siyasi ortamı anlatır; patlayan bombaları, terör örgütlerini ve onların “merkez” medyaya, Ankara’ya kadar uzanan siyasetini ve her türlü algı operasyonunu anlatır.

ABD’den ümit yok

Merkel’in İstanbul’a “Bu mülteciler böyle gelmeye devam ederse biz ne yaparızı” konuşmaya geldiği gün zaten ABD’nin ekonomik ve siyasi olarak neyi yapıp neyi yapamayacağı da belli olmuştu. Fed -muhtemelen- ABD seçimlerine yakın bir zamana kadar faiz artıramayacak. Bunun siyasi karşılığı, AB’nin, Irak’ta, Suriye’de hatta Kuzey Afrika’da Rusya ile baş başa kalacağı gerçeğidir.

Merkel, yakın zamana kadar, Doğu Avrupa’yı, Rusya’yı da kullanarak Almanya’nın periferisi -bir nevi yeni sömürgesi- yapacağını düşünüyordu.

Ama Hitler’in yapamadığını kendisinin de yapamayacağını yeni gördü. Yugoslavya’nın parçalanması sürecinin benzerini Almanya, Karadeniz’de ve Ortadoğu’da bulamadı.

Putin ne yapar?

Rusya, St. Petersburg’la İstanbul’u birleştirmek varken neden Berlin’i seçsin, bu bir; ikincisi, Güney Gaz Koridoru’na alternatif tek hat yine Anadolu’nun kuzeyi yani Türk Akım olabilir. Bu ortadayken Rusya neden sanayisinin kâr oranları durmadan düşen, düştükçe de her türlü kural dışılığı -Volkswagen örneği gibi- yaparak ayakta kalmaya çalışan, elindeki teknoloji -Asya’ya göre- giderek eskiyen Almanya ile 19. yüzyılda olduğu gibi gereksiz bir ortaklık yapsın? Yeni bir Kırım Savaşı olmayacak; bilmiyorum bunu daha ne kadar yazacağız?

Türkiye için sonuç!

Tabii bu arada hem İstanbul’un hem de Güney Gaz Koridoru‘nu tamamlayan bir diğer entegrasyon adımı da Bakü-Tiflis-Kars (BTK) gibi çok önemli projelerle başlayan ve Çin’in Yeni İpek Yolu’na bağlanarak Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşan yeni demir ve kara yolu ağıdır.

Mesela, BTK, tıpkı TANAP gibi, yalnız üç ülkeyi birleştirmiyor, Kazakistan ve Türkmenistan limanları başta olmak üzere, Asya ve Avrupa’nın temel ticari çıkış-taşıma projelerinden birisi oluyor. Orta Asya, Hazar üzerinden Türkiye’ye (Marmaray’a) BTK ile bağlanıyor. Bu hat, TANAP’ın belkemiği olduğu Güney Gaz Koridoru ile birlikte, Çin Denizi’ndeki limanları da Türkiye üzerinden Avrupa’ya bağlıyor.

Bu durumda, bırakın Almanya’yı İsrail’in bile yolu artık Türkiye’den geçiyor. İsrail’de artık Ortadoğu’da bu şekilde varlığını sürdüremez.

Doğu Akdeniz’de bulunan doğal gaz rezervlerini ve diğer ticari çıkışları, Kıbrıs sorununu yeniden gündeme taşıyarak Türkiye’nin etki alanından çıkarırız stratejisi de çökmüş durumda. Yalnız “su projesi” bile bu gerçeği dünyaya anlattı.

Sonuç: a) Türkiye-AB ilişkileri yeni döneme girdi, bu dönemde karar verici AB değil Türkiye... b) Türk Lirası değerleniyor; seçim sonrası sermaye girişleri -özellikle uzun vadeli yatırımlar- artacak, seçim sonrası kur ve faizde oldukça istikrarlı bir seyir göreceğiz c) Türkiye, Ortadoğu’da ve Akdeniz’de daha fazla belirleyici olacaktır.