Aşınanlar, kaşınanlar, taşınanlar

Bu hafta içinde en çok koşturup duranlar; mutfaklar, yahut çay ocaklarıyla masalar arasında mekik dokuyan garsonlar oldu herhalde.
* * *
İstanbul’da çalışan kaç bin garson olduğunu, nerelerden göçüp geldiklerini ve ayda ortalama ne kazandıklarını ben bilmiyorum.
* * *
Ama nedense bu cuma yazısına; rengi gri bir mizah köpüklenmesiyle de kabaran, bir merakla başlamak geldi içimden.
* * *
23 Nisan tatili pazartesiye rastladığı ve havalar da güneşli gittiği için; acaba İstanbul’daki garsonların, geçen cumartesiden bugüne kadar ellerinde “boş-dolu” tepsilerle yürümek zorunda kaldıkları ortak yol toplamı kaç bin kilometre?
* * *
Şimdi yani ne anlamı var böyle bir sorunun; hem de Irak’la ipler iyice gerilmiş, ABD başkanı Barack Obama da “1915 Ermeni dramının yıldönümü 24 Nisan”ı “soykırım” yerine bir kez daha “Büyük facia” saptamasıyla değerlendirmişken?
* * *
Ne var ki, ülke sorunlarının tartışılması ve bu alanda ateş topuna dönen keskin polemikler; haftanın ağırlığını, cumartesiden bu yana koşturup durmuş olan garsonların sırtından kaldırmıyor.
* * *
Aaa yetti be, gaak, gaak, gaak... Dalga mı geçiyorsun benimle, hadi uç git bakalım...
* * *
Saat henüz sabahın 7.30’u... Bizim yazı odasının balkonuna yine geldi o karga, yahut başka bir karga... Gaak, gaak gaak diye ötüp duruyor.
* * *
Aklım yine kargaya takıldı işte...
24-25 yıl kadar önceydi. O yıllarda bir de Senato vardı Meclis’in yanında.
* * *
Sonradan Adalet Bakanı da olan bir senatör:
-Gariban Almanya’ya gitmek yerine, karga avcılığı yapsa; Türkiye daha hızlı kalkınır, diyordu.
* * *
Yine o tarihlerde devlet, karga avı başına 2.5 kâğıt veriyordu.
Sonradan Adalet Bakanı da olan senatör ise;
-Kargalar, diyordu; gün ışırken kirazları gagalamaya başladıkları halde, karga avcıları saat 9’da işbaşı yapıyorlar ve bu yüzden ülke bir türlü kalkınamıyor.
* * *
Yine aynı senatör, ülke kalkınmasında karga avcılığının Atatürk’çülük olduğunu iddia eden bir de broşür yayınlamıştı.
* * *
O broşürde şöyle yazıyordu:
“Karga avcılığının Atatürk’çülük olmasının nedeni, Atatürk’ün de küçükken dayısının çiftliğinde karga avlayarak başlamasıdır vatan sevgisini ispata.”
* * *
Bu broşürü yayınladıktan sonra Adalet Bakanı olmuştu kendisi.
* * *
Elimi çırparak kaçırdım balkona konan kargayı ama; kargayla ilgili çağrışımlar da, kafamda tren katarına döndü.
* * *
Önce bir çocuk tekerlemesi geldi aklıma:
Karga karga gak dedi
Git duvara bak dedi
Gittim baktım duvara,
Şu karga ne budala.
* * *
Kargalar, 150 yıla yakın yaşadıkları için, belki de kuşlar arasında en deneyimli ve en akıllı olanlar...
Dallardan kopardıkları cevizleri, yükseklerden yere atarak kırmasını da biliyorlardı, damlardan martı yumurtalarını kapmasını da, kedileri korkutmasını da...
* * *
Son zamanlarda “karga”, siyasal polemiklerin de içine daldı.
Bir lider, çürütmek istediği lidere:
-Kılavuzu karga olanın...
Diye başlıyor.
O atasözünün sonu malum:
-Burnu boktan çıkmaz.
* * *
Vaktiyle köşklerdeki “besleme” yahut “evlatlık”lara, hatta iç güveylerine kızıldığında, dertleşilirken:
-Besle kargayı oysun gözünü, denirdi.
* * *
23 Nisan’da 92’nci yaşı kutlanan TBMM’nin tutanakları bir incelense ve kürsülerden en çok hangi deyimlerin kullanılmış olduğu saptansa...
* * *
Bendenizin aklında kalanlardan birkaçı:
“Vatan millet Sakarya...”
“Atalarımızın kanıyla sulanmış olan bu topraklar...”
“Viyana kapılarına kadar...”
“Sizin kuru gürültünüze ben pabuç bırakacak değilim...”
* * *
TBMM kürsüsünden çok kullanıldığı için aşınmış olan bazı deyimler de artık kullanılmıyor; örneğin “Viyana kapılarına kadar...”
* * *
Biraz da “kışla”, “cami” parfümlü sloganlar dışında, bazı yeni salvolar bulunsa...
“Sırtın kaşınıyorsa git duvara sürtün, demokratik seyisler kaşağı kullanamaz” gibi...
“Kargaya bokun ilaç demişler, gitmiş denize sıçmış; sense kargadan betersin, ne yararın dokunuyor şu gariban millete?..” gibi...
“Yüz verdiysek, astarını isteme” gibi...
* * *
Aşınan aşınıyor, kaşınan kaşınıyor, taşınan da taşınıyor doğduğu yerlerden ya lokanta garsonluğuna, ya taksi şoförlüğüne...
* * *
Çalışma odasının balkonunda gaak, gaak, gaak diye öten karga, bendenizle dalga mı geçiyordu acaba, doğrusu kuşkuya düştüm.