Bakışlarla nakışlar

Bu kez 9 günlük bayram tatili, ramazanın bitimine 3 gün kala bugün başladı; şaşırtıcı olmasa da, en azından alışılmışın dışında...
* * *
Alışılmışın dışındaki 9 günlük bayram tatili de, tatil yörelerindeki otelcileri havalara zıplattı.
“Arz-talep” denklemine göre “talep” artınca, odaların fiyatları da, tırmandıkça tırmanmış.
* * *
Henüz daha ramazan dahi bitmeden; plajlarda, deniz kıyılarında tatilin tadını çıkaran milyonlarca kadın ve erkek...
* * *
Böylesi bir görüntüyü TV ekranlarında görenlerden acaba kimler:
-Türkiye artık tam bir refah devleti olmuş, der; kimler de:
-Ramazan ayında bile, kutsal inançları hiçe sayan bir ülke...
* * *
Elbet:
-Görünüşe aldanmayın, diyenler de olacaktır.
İsteyen aldanır, isteyen aldanmaz...
Bu bir özgürlük sorunu.
Demokratik gelişimi gerçekleştirmek için, yeni bir anayasa yapma çabaları boşuna mı?
* * *
Bir de işleri gereği, tatillerden yararlanamayanlar var.
Örneğin taksi, minibüs, otobüs, kamyon, ambulans şoförleri...
Örneğin garsonlar ve aşçılar...
Örneğin itfaiyeciler, polisler, nöbet tutan askerler, dağlardaki komandolar...
Örneğin hastanelerdeki doktorlarla hasta bakıcılar...
Örneğin tıkanan trafikte, arabalar arasında kâğıt mendil paketi ve bir buket çiçek satmaya çalışanlar...
Örneğin iç hatlarda çalışan vapur kaptanları ve çımacılar...
* * *
Onların durumu, “sosyal adalet” ilkelerine uygun mudur, değil mi?
Bu sorun da, demokratik bir tartışma nedeni olabilir.
* * *
Kimi:
-Yaptıkları, kendi yeğledikleri bir iş olduğundan; özgür iradeleriyle kabul etmiş sayılırlar tatillerden yararlanmamayı, diyebilir.
* * *
Kimi de:
-Çalışmaların, geçinme zorunluluğundan doğmuş gizli bir kölelik sayılmaması için; tüm vatandaşların tatillerden eşit düzeyde yararlanması ilkesi benimsenmelidir; tatillerde de çalışmaları istenenlere, “tatilcilerin yaptıkları ortalama harcamalar”a eşit, ikramiyeler ödenmelidir, diyebilir.
* * *
Demokratik bir tartışma konusu bu da; hele şu yeni anayasa bir gerçekleşsin...
* * *
Kızım Zeynep’in sevdiklerinden ve 9 günlük bayram tatilinin dışında kalmış olanların da hoşuna gideceğini sandığım bir fıkra:
Kadının biri, bir dolmuş durağında binmek için bir minibüsün durmasını bekliyormuş.
* * *
Ne var ki, her gelen minibüsün şoförü, kendisine sol elinin tüm parmaklarını uzunluğuna birleştirip, “yer yok, doluyuz” işareti yaparak geçip gidiyormuş...
* * *
Şoförlerinin kendisine aynı işareti yaparak geçtiği 3’üncü minibüs, 4’üncü minibüs...
* * *
Dolmuş durağında bekleyip duran kadın sonunda, 5’inci minibüsün şoförüne; orta parmağı ile işaret parmağı arasına başparmağını sokarak, yumruk yaptığı kolunu sallamış.
* * *
Şoför hemen durmuş ve öfkeyle aşağı inip kadının üstüne yürümüş:
-Utanmıyor musun be kadın, bana elini öyle sallamaya diye, bağırmaya başlamış.
* * *
Kadın, sakin bir sesle:
-Yanlış anlama, demiş; iki parmağımın arasına başparmağımı sokarak sana sallarken; “araba şayet doluysa, ben de sıkışıvereyim araya” demek istedim.
* * *
Tatilcilerin arasına sıkışmak isteyenler de, bilmem yaparlar mı aynı işareti?
* * *
9 günlük tatil biterken başlayacak dönüşler var bir de...
Tatile gitmekten pişman olanlarla:
-Bu kez tatil hiç içime sinmedi, diyeceklerin oranını öngörme olanağı yok kimsede...
* * *
Dünkü STAR gazetesinin manşeti de, en üst düzey emekli bir militerin ses kayıtlarından alınmaydı ve şöyleydi:
“Bu devran böyle sürer zannettik
Yasa ve yönetmelik dışında hareket ettik. Hep böyle olacak, devran böyle sürecek zannettik. Evraklarımıza imzamıza sahip olamadık. Şimdi hesabını veremiyoruz.”
* * *
Böyle bir manşetin çekilebileceğini de, kim öngörebilirdi 2000 yılının ramazanı sonunda?
* * *
Siyasal yorumcular, “yeni bir dönem”den söz ediyorlar.
“Kışla” parfümlü siyaset ile, “cami” parfümlü siyasetin bilek güreşinde; ikincisinin, birincisini yere bastırması gibi de görünen bir “yeni dönem”...
* * *
Tam Arap ülkelerindeki diktatörlerin, tek tek yıkıldığı bir sırada; bizde de tutuklanan “paşa”ların sayısı 50’ye çıkmada...
* * *
Bir yanda da tatil kentlerindeki deniz kıyılarıyla plajlarında, artık “burjuvalaşmış” manzarası çizen kadınlı erkekli milyonlarca tatilci...
* * *
Belki de görünmeyen bir kuklacı var bir yerlerde...
* * *
Tatilin başladığı gün, biz de eğlenerek seslenelim ona:
-Hey kuklacı pabucu yarım, çık dışarıya oynayalım...