Bayram çerezleri

Kapısının önüne borulu gramofonlardan, elle çevrilen dikiş makinelerine; eski tip radyolardan, minderlere serilen küçük boy kilimlere kadar, zamanı geçmiş bin bir çeşit eşya kümeleyip yığan dükkânlara gözüm katıldıkça; iki taraflı ve ortası kulplu beyaz şekerliklere de rastladığım oluyor.
* * *
Her ne kadar:
- Eskinin değeri olsa, bit pazarına nur yağardı dense de; güncelin “eskimiş” ceketiyle, yüzlerce yılın içinden süzülüp gelmiş ve benzerleri kaybolmuş, yerden tavana doğru yükselen sallangaçlı bir saati, birbirine karıştırmamak gerekiyor.
* * *
“National Geographic”in bir programından öğrendiğime göre, 20 yaşına dek, kimse fark etmez ve ilgilenmezmiş bu tür nüans ve ayrıntılarla.
* * *
Apartman dairelerinde değil de, müstakil ev ve köşklerde oturulduğu dönemlerdeki bayramlarda; bayram ziyaretine gelen misafirlere, ortası kulplu ve iki taraflı beyaz bir şekerlikle şeker ikram edilirdi.
* * *
Şekerliğin bir tarafında latilokumlar, bir tarafında badem şekerleri bulunurdu.
Misafirler, kibarca bir badem şekeri alırlardı.
Ve hemen ısrar edilirdi:
- Lokumdan da buyurun.
* * *
Bazen de misafirlere reçel, yahut -şimdi unutulmuş olan- “lohuk” ikram edilirdi.
Reçellik, birinde tatlı kaşıkları, birinde sadece su bulunan iki bardakla birlikte; gümüş, yahut gümüş benzeri bir tepsinin ortasına konurdu.
* * *
Kendisine reçel ikram edilen misafir, bardakların birinde duran bir tatlı kaşığı ile, reçellikten bir kaşık reçel alır, sonra da kaşık su dolu bardağa bırakılırdı.
* * *
İstanbul’un alafranga semtleriyle, çam ağaçlarının yükseldiği bahçeli köşklerinde oturan, okumuş-yazmış takımından fötr şapkalı erkekler, bastonsuz çıkmazlardı dışarı...
* * *
Bastonlar çeşit çeşitti...
Gül ağacından olanı, gümüş saplı olanı, içinden şemsiye, hatta kılıç çıkan olanı...
Yakın akraba erkeklerine, değerli bir bastonun hediye edildiği de olurdu...
* * *
Yıllar ve yıllar önce Korsika’da, sonradan müzeye dönüştürülmüş olan Napoleon’un evine gitmiştim.
Napoleon’un babasının bastonu duruyordu bir köşede...
* * *
BBC’nin de, yayını 35 yıldır süren, bir “Antika Eşya” programı var.
Bizim Solmaz Kamuran’ın, en çok izlediği programlardan biri...
* * *
Uzman bir ekip, İngiltere’nin çeşitli bölgelerini dolaşıyor ve evlerinde, çok eski olduğuna inandıkları bir çekmecenin, bir vazonun, bir tablonun, bir koltuğun, bir kitabın, bir defterin değerini öğrenmek isteyenler de; getirdikleri eski eşyayı, bir masanın çevresinde oturan uzmanlara gösteriyorlar.
* * *
Uzmanlar gösterilen eşyayı inceledikten sonra hemen bildiriyorlar, o eşyanın hangi tarihlere ait olduğunu ve değerinin ne kadar olabileceğini...
* * *
Dedelerin teyzelerinden kalma aynalar, büyükannelerin halalarından kalma dikiş kutuları, kayınpederlerin babalarından kalma kitaplar v.s..
* * *
Aristokrasiye karşı gelişmiş bir burjuvazinin aile içindeki birikimleri ve onların BBC programlarında, dünya kamuoyu önünde değerlendirilmeleri...
* * *
Ne siyasal polemikler, ne siyasal yorumlar, ne siyasal uyarılarla gerçekleştirme olanağı bulunmayan bir durum.
* * *
Nasıl ki İstanbul’u basan sis de, ne TBMM’de alınan bir kararla kaldırılabiliyor, ne kalkanlı maskeli “çevik kuvvet”in harekete geçirilmesiyle...
* * *
Politikanın üstesinden gelemediği konular ve sorunlarla ilgili bir liste yapılsa, eğlenceli olmaz mıydı?
Örneğin:
1- Okyanuslardaki depremlerin önlenmesi...
2- Güneşin doğmasının erkene yahut geçe alınması...
3- Uykunun, karın doyurmanın, tuvalete gitmenin yok edilmesi...
4- Farelerin, gerektiğinde deveye yahut file dönüştürülebilmesi...
5- Mezarlıklarda yatanların da, mitinglere katılmasının sağlanması...
6- Yanardağlar içinde ekmek fırınlarının kurulması...
7- Kurbanlıkların bin yıl önceki şecerelerinin saptanması...
8- Gölgelerin toplanıp bir yığınağa konması...
* * *
Politikacıların başa çıkamayacağı konular listesi, tam bir “deli saçması”...
* * *
Ya peki, başa çıkabileceklerini sandıkları konuların listesi ne saçması?
Örneğin:
1- I. Dünya Savaşı’na katılma...
2- Köylülükten söz etme yasaklanınca ve şapka giyince çağdaş olunacağına inanma...
3- Sabahtan akşama kadar kendi kendine övünme v.s..
* * *
Deli saçmalarıyla, akıllı saçmaları çiftetelli oynamaya başladığında...
“Burjuva enternasyonalizmi” ile eş anlama gelen “küreselleşme süreci” de bastonunu havaya kaldırıyor.
Bastonun üstündeki etikette “küresel ekonomik kriz” yazıyor.
* * *
Sefa geldiniz, sefalar getirdiniz, lütfen lokumdan da buyurun...