Bir insan, bir sürahi

Büyük ninenizden kalma antika bir çeşm-i bülbül sürahiniz var. Bu sürahiyi ne yaparsınız?
*
Salonda kristal kadehlerle bardakların durduğu vitrine mi koyarsınız?
Yoksa biblolarla süslü kitaplığınızın bir köşesine mi?
Yoksa radyatörünüzün üstündeki mermerin ortasına mı?
*
Belki de en önemli eşyanızı sakladığınız dolaba kilitlersiniz.
Yahut hiç aldırmaz, mutfaktaki kap kacak arasına gerektiği zaman kullanılmaya bırakırsınız.
Belki değerini öğrenince elden çıkarmaya kalkarsınız.
Belki de antikaya meraklı sevdiğiniz bir dosta armağan edersiniz.
*
Nineden kalma çeşm-i bülbül sürahiye karşı tavrınız, bir ölçüde kişiliğinizin eğilimlerini de yansıtır.
*
Sürahiyi kazara eşi toz alırken kırarsa, tavrı ne olacaktır?
- Kör müydün be kadın, diye mi bağıracaktır.
- Senden daha iyi değil ya, üzme canını mı diyecektir?
Yoksa:
- Aynısını yerine koymadıkça bu eve adımımı bile atmam, diyerek çekip gidecek midir?
*
Bir misafirlikte aynı değerde bir sürahiyi kendi kırarsa tavrı ne olur acaba?
Hemen cüzdanına davranarak:
- Derhal ödeyeceğim, diye mi tutturur?
İşi şakaya vurarak:
- Ben de amma sakarım birader, diye kazayı savuşturmaya mı kalkar?
Kıpkırmızı kesilip, özür dileyerek, ertesi gün aynı değerde bir vazo mu gönderir?
*
Sürahinin değerini bilmiyorsa, çarşıdan aldığı bir piyasa sürahisini getirmesi de olasıdır.
*
Belki de hiç mi hiç aldırmaz, hatta arkadaşlarına:
- Tuzla buz ettik herifin sürahisini, diye kahkahalarla anlatır olayı.
*
Bunların hepsi de, kişinin gerek çevre, gerek doğuştan gelen eğilim ve birikimlerinden kaynaklanan tavırlardır.
Bu tavırların üstünde ayrıca sürahiyi kırdığı ev ile olan ilişki derinliklerinin de rolü vardır.
*
Bir insanla bir sürahi arasındaki ilişki bile bu kadar karmaşıkken, bir de kişilerin kişilerle olan ilişkilerinin nasıl bir kozmos içinde hayhuylandığını düşünün.
O zaman insanlarla yaşamı anlatmaya kalkmanın, öğüt vermenin, akıl satmanın ne kadar anlamsız olduğu çıkar ortaya.
*
Toplumların kültür birikimleri, bu kozmosu daha üst düzeylere doğru itebilir.
Ama kozmosu aynı boy, aynı kalite sigaraların yan yana dizilmişliğindeki düzene getiremez.
Kişilerdeki donatımlar, kalıtımlar, etkiler ve tepkiler, kendi yarattıkları ışınların evreninde, kendi karmaşık fokurtularını sürdüreceklerdir.
*
Ve her aşama, hem bu fokurtulardan çıkacak, hem de bu fokurtuları, başka fokurtulara doğru yönlendirecektir.
*
Yaşamı kimsenin tanımlayamaması ve sadece değişik yorum ve yaklaşımlarla yetinmeye çalışması da sanırım bundandır.