"Kışla" ve "Cami" arası salıncağımızdan türküler...

***Birleşmiş Milletler, "İnsani gelişmişlik düzeyi" raporunu; ülkelerde adam başına düşen ulusal gelir, ulusal gelirin dağılımındaki denge, toplumsal eğitimin boyutu, kadın - erkek arasındaki yaşam farkları, ihracat ve ithalat volümleri gibi kriterlere göre hazırlıyordu.Norveç yine 1inci sıraya, İsveç 2nci sıraya, Avustralya 3üncü sıraya, ABD 8inci sıraya oturmuştu.Türkiye ise geçen yıla oranla 2 basamak daha aşağı düşmüş ve 177 ülke arasında 88inci sıraya oturmuştu."İnsani gelişmişlik düzeyi" raporunda Yunanistanın kaçıncı sırada bulunduğu, sanki el birliğiyle Türk izleyicilerine duyurulmak istenmemişti.***Bendenizin, sık sık evrensel bir saydamlığın gelişmekte olduğundan dem vurmam; şimdiye dek hiçbirimizin haberi olmadığı gerçeklerimizin, bilimsel bir biçimde ortaya çıkmaya başlaması...Cumhuriyetin ilanıyla birlikte kendimize slogan yaptığımız, "Muassır medeniyet seviyesine; yahut, Çağdaş uygarlık düzeyine" erişme hamlelerimiz; görülüyor ki pek bir sonuç vermemiş ve 20. yüzyıl da, tam bir fiyaskoyla ıskalanmış.Şimdi militer dostlar da sızlanıyor, imam dostlar da:- Maaşlarımızla geçinemiyoruz.***Bir de şöyle bir soru sorsak:- Cumhuriyetin ilanından bu yana kimler şatafatlı yaşadı; kimler "paşalar" gibi, bir eli yağda, bir eli balda geçirdi ömrünü; kimler durumlarından hiç sızlanmadı?Bu tür soruları dile getirenler, Mussolininin ünlü ceza yasasının "nesebi gayri sahih bir veledi" olan 78 yaşındaki TCKya göre, yine mahkemelerde süründürülür mü acaba?Demek ki, "vatan sevgisi"ni kendi tekellerinde tutanlar ve ekonomik gerçekleri su yüzüne çıkarmaya çalışanları "ihanetle" suçlayanlar, tam bir fiyaskonun hamurunu karmışlar.Şimdi militer dostlar da sızlanıyor, imam dostlar da:- Maaşlarımızla geçinemiyoruz.***İnanın, bu da bir gelişmedir. Ancak, benim kuşağımı pek ilgilendirmese de, bu kez de yine bazı politikacıların, "Müslümanlık"ı kendi tekellerinde tutmaya özenmesi sakıncası, büsbütün de yok sayılamaz.Geri kalmış ülkelere özgü, kolay bir şarlatanlık yöntemidir "tabu" ve "dogma"ların arkasına sığınarak, mesleksiz yığınlara çobanlık etmeye kalkmak...Ve eziklikten kökenlenen hırslı duygulara, saltanat koltuklarında bir tatmin aramak...***Görünen o ki, nasıl "Kışla" parfümlü politikalara karşı bir şakalaşma ve bir espri yapılamıyorsa; "Cami" parfümlü politikalara karşı da, bir şakalaşma ve bir espri yapmak zor...Oysa bizim folklorumuz, "non - konformist" fıkralarla dolu...Keşke minicik bir iktidara yeni sahip olmuş, 35 - 40 yaşlarındaki belediye başkanları da, ellerinde bir kadeh şarapla gülebilselerdi bu fıkralara ve Nefiinin çağdaşı Şeyhülislam Yahyadan beyitler okuyabilselerdi:Sun sagarı saki bana mestane desünlerUslanmadı gitti o divane desünlerPeymanesini her kişi doldurmada bundaŞimden geru bu meclise meyhane desünler***Biliyorsunuz Birleşmiş Milletlerin, "İnsani gelişmişlik düzeyi"yle ilgili raporları yanında, bir de "yaşam kalitesi" açısından yaptığı incelemeler var; adam başına düşen elektrik kullanımı, tuvalet kağıdı, diş macunu gibi, 300 kalemden oluşan bir inceleme..."Yaşam kalitesi" açısından da 177 ülke arasında Türkiye, 96ncı basamakta; 25inci basamakta bulunan Yunanistanın 70 basamak altında...Genç kuşaktan bir kesimin dili olan Conconcayla, "Oha falan yani diyeceksin"...***Geçinemediklerinden yakınan imam dostlar da, her ne kadar Türkiyede en büyük rantı hala daha politika sağlıyorsa; bilmeliler ki, arı duru bir "inanç"la; kendi kişisel makam çıkarını, kitlelerin çıkarını düşünmenin ödülüymüş gibi gösterme ve ona göre bir dil kullanma aktörlüğü, bağdaşmaz.Ha hamaset nutukları, ha cennetmekan görünmenin politik propagandası...Ve Yunus Emreden bir dörtlük bile söyleyememek miting nutuklarında:Cennet cennet dedikleriBirkaç köşkle birkaç huriİsteyene ver onlarıBana seni gerek seni***Enseyi karartmayın...Evrensel bir saydamlık Türkiyeyi de kapsadıkça; 20. yüzyıl boyunca hangi kazıklar üstünde yükseldiğimizi sanma saflığına düştüğümüzü görerek kahkahalarla güleceğiz. Gülmeyi öğrendikçe de, filin en büyük düşmanı olarak karıncayı yaratmış olan nüktedan Tanrıya, daha yakın oluruz.Gülmeyi unutmuş görünen genç belediye başkanlarının şerefine, bir dörtlük de Rıza Tevfikten:Feylesof Rızayım, dinsiz anlama,Dini ben öğrettim kendi babama.Her ipte oynadım cambazım ama,Sırat köprüsünden geçemem hocam. c.altan@prizma.net.tr MİLİTER dostlardan sonra, imam dostların da, ortalama 560 milyon lira olan maaşlarıyla geçinemediklerini meydanlarda haykırmaya başladıkları sırada; TV kanallarında, Birleşmiş Milletlerin her yıl olduğu gibi bu yılda açıkladığı, 177 ülkenin toplumsal standartını gösteren "İnsani gelişmişlik düzeyi" raporundan alıntı, çarpıcı bir haber yayımlanıyordu.