Konformizm ve non - konformizm

Konformizm ve non - konformizm



16 yaşında bir lise öğrencisi, parmak kaldırıp öğretmenlerinden birine sorsa:
- Öğretmenim, son seçimlerde bizim okyanuslardaki açık deniz kaptanları acaba nasıl oy kullandılar, diye?..
Acaba öğretmen nasıl yanıt verirdi?
Hadi öğretmeni bir yana bırakalım, parti liderleri nasıl yanıt verirdi?
***
Merak etmeyi böylesine körleştirip, kuşak kuşak betonlaştırılmış demagojik kalıplara uygun bir örnek kafalar yetiştirmeye çok büyük bir özen gösterildi doğrusu...
Gösterildi de ne oldu?
Yaratıcı evrensel değerler yerine; "resmi tarih" katakullisini sorgulamayı aklının köşesinden bile geçirmeyen; birtakım taklitçi, kalıpsal pozör, diplomalı ama "mesleksiz" kişilerden, sözde bir toplum kreması yetiştirildi.
***
20. yüzyıl da boşuna ıskalanmadı. Birleşmiş Milletler'in verilerine göre; gerek yılda adam başına düşen elektrik tüketimi açısından, gerek diş macunu kullanımı açısından, gerek kitaba ödenen para açısından, değişik 300 kalemde, "Türklerin yaşam kalitesi", Finlandiya'nın 96 basamak, Portekiz'in 71 basamak altına düştü...
Evet, evet büyük başarı; 123 basamak altına da düşebilirdi çünkü...
***
Yerel seçimlerden sonra pıtırak gibi yoğunlaşan onca demeç, açıklama, yorum ve analiz arasında; 14 milyon aileden oluşan Türkiye'de, neden aday adayı sayısının 5 milyona çıktığı hiç irdelenmedi.
Neden bizim bireyler, hangi kademede olursa olsun, ille de yönetici olmaya bu kadar hevesli?
Neden köy çocuklarına; "Büyüyünce ne olmak istiyorsun" diye sorunca; ya "Polis" diyorlar; ya "Jandarma"?..
Sosyal bir tuhaflık yok mu, bütün bu yaygınlaşan heves ve yanıtlarda?
16 yaşındaki bir lise öğrencisi de, merak etse bu durumu ve nedenini sorsa öğretmenine; acaba öğretmeni nasıl bir yanıt verirdi?
***
Türkiye, "resmi tarih" katakullisi de dahil, kendini saydamlaştıramıyor.
Örneğin son yüz yıl içindeki "siyasetçi ve bürokrat yalanları" üstüne eğlenceli bir döküm yapamıyor.
Son yüz yılda kimlerin sağlık sorunlarını çözümlemek için, hangi parayla dış hastanelere gitmiş olduğunun da dökümünü yapamıyor.
Cumhuriyet döneminde kaç bin bürokrata toplam kaç milyar dolar harcırah ödenmiş olduğunun da dökümünü yapamıyor.
Son 70 yılda devlet bankalarından alınmış ve geri dönmemiş kredilerin de dökümünü yapamıyor.
Son 70 yılda silah alımlarına kaç milyar dolar ödenmiş ve bunların miadının ortalama ne kadar zamanda dolmuş olduğunun da dökümünü yapamıyor.
Son seçimlerde toplam ne kadar para harcanmış olduğunun da dökümünün yapılamaması gibi...
***
Bendenizi şaşırtan başka bir konu da, Namık Kemal, Mehmet Akif, Mithat Cemal gibi "hamaset şiirine" büyük katkılar yapmış şairlerin, hangi cephelerde dövüşmüş olduğunu kimsenin merak etmemesi...
Yazdıkları, okullarda da okutulan, "Altı da bir üstü de birdir yerin, arş yiğitler vatan imdadına" örneği şiirleri yanına, üniformalı bir de fotoğrafları konsa; daha çekici ve inandırıcı olmaz mı yani?
Yapıtlarına aldıkları telif haklarının dökümü de yayımlanmalıdır doğal olarak...
***
Türkiye'de ekonomik bir saydamlığa ne politikacılar meraklı, ne bürokratlar, ne de üniversiteler...
16 yaşındaki bir lise öğrencisi böylesi genel bir meraksızlığın nedenlerini sorsa öğretmenine; acaba öğretmen ne yanıt verirdi?
Yıllardan bu yana Türkiye'nin temel sorununun "eğitimsizlik" olduğu söylenir durur...
Belki de Türkiye'nin temel sorunu, "saydamlaşamamaktır".
***
Hiç enseyi karartmayın, evrensel dinamikler 21. yüzyılı da ıskalatmayacaklar Türkiye'ye...
Ve gitgide Türkiye de öyle bir saydamlaşacak ki, kendilerinin en sağlam eğitimden geçmiş olduğunu iddia edenlerin bile, şaşkınlıktan ağızlarından çıkacak ayakları...
***
Kıbrıs sorunu da noktalana dursun; öğleden sonra Kalamış'ta dolaşırken, akla gelmedik sorularla kaydırak oynamak da o kadar eğlendirici oluyor ki...



DİĞER YENİ YAZILAR