Non figüratif

Bu pazar siyasetçilere biraz eğlenceli tarafından takılalım.
Tatil gününün sakin neşesine uygun bir avuç eğlencelik.
*
Bir Yunan düşünürüne sormuşlar:
- Bir insanın aklını nereden anlarsınız?
- Konuşmasından.
- Ya hiç konuşmazsa?
Düşünür:
O kadar akıllı insan yoktur, demiş.
Vardır, vardır; örneğin bizim bazı siyasetçiler...
Ancak, akıllarını kanıtlamak için değil de kafalarındaki karışıklığı bir türlü düzenleyemediklerinden seslerini pek çıkaramıyorlar galiba...
*
Eski Osmanlı mistiğinde mülkiyet üstüne söylenmiş güzel bir tekerleme vardır:
“Şeriatta bu senindir o benim
Tarikatta hem senindir hem benim
Hakikatte ne senindir ne benim” derler.
Demokrasilerde de durum biraz böyledir.
Meclis aritmetiğine göre iktidar şu partilerin, muhalefet bu partilerindir.
Anayasa’ya göre egemenlik Büyük Millet Meclisi’nin, yani tüm ulus temsilcilerindir.
Gerçekte ise hiçbir şey kimsenin değildir.
Zaman geçer, bir de bakarsınız hepsi değişmiş...
*
Bizde siyaset nedense hep “sıkma” üstünedir.
El sıkma, nutuk sıkma, diş sıkma, kemer sıkma, halkı sıkma, palavra sıkma, can sıkma...
Bu kadar sıkmanın yanında keşke biraz da “sıkılma” olsaydı...
*
Okulda sabahtan akşama atalarımızın ne kadar kahraman, ne kadar akıncı, ne kadar yavuz, ne kadar yiğit, ne kadar bahadır, ne kadar şanlı şerefli olduğunu dinleyip duran bir öğrenci, bir gün evde babasına:
- Baba, biz neden hep geçmişimizle övünüp duruyoruz, dedi.
Babası kırık bir gülücükle:
- Halimizle övünecek durumumuz yok da ondan, dedi.
*
Yahya Kemal:
- Siyasette doğru daima geç söylenir, diyormuş.
Bunu duyan ressam Çallı:
- Şu bizim Yahya Kemal da amma saf adam, demiş. Siyasette doğru geç değil, hiç söylenmez.