Sultanahmet Meydanı’nın sonuna kadar yürüyüp, Marmara Üniversitesi Rektörlük Binası’nın solundan önce Nakilbent Sokak, sonrasında da Aksakal Sokak boyunca yokuş aşağı yürüyüp, dörtyol ağızından sola saparsanız, İstanbul’un en güzel mekanlarından birine, Osmanlı’daki adıyla Küçük Ayasofya Camii ya da Roma zamanındaki gerçek adıyla Sergios ve Bakhos Kilisesi’ne varırsınız.

Kim bunlar?

Kaynaklara göre İmparator Maximianus döneminde, Roma İmparatorluğu’nun doğusunda yaşayan ve Roma ordusunda görev yapan iki Hıristiyan askerdir Sergios ve Bakhos. Zeus’a tapmayı reddettikleri için önce ikisine de kadın kıyafetleri giydirilir

ve sokaklarda sürüklenirler. Sonrasındaysa, Hıristiyan inancına göre Bakhos, Barbasillon şehrinde kırbaçlanarak, Sergios ise Ruşafah’da başı kesilerek öldürülür.

Antik dönem dedikodularına kulak verirsek, Sergios ve Bakhos eşcinsel bir ilişki içerisindedir. Akademisyenlere göreyse, bu ikili bir çeşit adelphopoiesis, yani iki erkek arasında bir çeşit ‘kardeşleşme’ yaşamaktadır.

PAPANIN SIĞINDIĞI KİLİSE SERGIOS VE BAKHOS

Theodora’nın Anikia Juliana’ya yanıtı

Roma tarihine göz attığımızda I. Anastasius’tan sonra tahtta, saray muhafızlarının eski komutanı olan ve okuma yazma bilmeyen köylü Justinius’un olduğunu görürüz. Justinius’un kendine seçtiği varisse Justinianus’tur. Bu durum Roma aristokrasisinden Anikia Juliana’nın pek de hoşuna gitmez. Bunun gerçek nedeni, Justinianus’un eşi Theodora’dır esasında...

Peki ne yapar Anikia Juliana? 251’de öldürülen Aziz Polyeuktos adına İstanbul’da bir kilise yaptırır ve  kalıntılarını Malatya’dan buraya getirtir.

Theodora ise buna 527-536 yılları arasında Justinianus tahta geçmeden önce oturdukları Hormisdas Sarayı’nın yakınında inşa ettirdiği Sergios Bakhos ile cevap verir.

Justinianus’u idamdan kurtaran azizler

Rivayete göre Justinianus tahtın varisidir. Ancak amcası imparator Justinus daha tahtta iken ona karşı düzenlenen bir komploya katılmakla suçlanır. İdamı beklerken, Sergios ve Bakhos, İmparator Justinus’ın rüyasına girer ve Justinianus’a merhamet göstermesini isterler. Justinianus, imparator olunca da hayatını kurtaran bu iki aziz’in anısına sarayın yakınlarına bir kilise yaptırır. O dönemden kalan ve Justinianus, karısı Theodora ve Aziz Sergios’u konu alan şiirler içeren mermer kitabeler camii içersinde görülebilir.

Papa kiliseye sığınır

Rivayete göre takvimler 551’i gösterdiğinde Papa Virjil, İstanbul’a gelir. Justinianus ile görüşmeleri istediği gibi gitmez. Bu arada Virjil’in tavrı ve nüfuzu da Justinianus’u rahatsız eder. Bu durumu fark eden Papa kendini emniyet akmak ister ve Sergios ve Bakhos Kilisesi’ne sığınır. İmparator’un emriyle tutuklamak için Papa’yı arayan askerler sonunda onu burada bulurlar. Papa gitmemek için apsisteki mihraba sıkıca sarılır. Askerler zorla götürmek için onu çekiştirmeye başlar. Bu arbede sırasında Papa’nın tutunduğu mihrap kopar ve onu çekiştirenlerin üzerine yıkılır. Bunu ilahi bir işaret olarak kabul eden askerler korku içinde kaçarlar.

Ve Küçük Ayasofya

Sekizgenden kubbeye geçen planı , yeşil somaki ve kırmızı Sinnada mermerleri, dantel gibi işlenmiş iyon taklidi sütun başlıkları ve pervazları,  Justinianus ve eşi Theodora’nın monogramlarıyla süslü bu sıradışı kilise, yaklaşık bin yıl sonra II. Beyazid’in Kızlar Ağası Hüseyin Ağa tarafından 1505’de camiye dönüştürülür ve adı Küçük Ayasofya olur. Önünede bir zaviye eklenerek, yapı genişletilir.

Bugün caminin kuzeyinde sekizgen planlı türbe Ayvansarayi’ye göre idam edildikten sonra buraya gömülen Hüseyin Ağa’ya aittir. Eski bir Roma hamamı üzerine yapılmış olan Hamam’da yine Hüseyin Ağa tarafından yapıya gelir olsun diye inşa edilir. Fena da gelir getirmez esasında, yıllık tam 42 bin 500 akçe. Hamam dışında hanlar, dükkanlar, evler ve köylere de sahip caminin vakfı.

1740’ta elden geçirilen caminin, şadırvanı ve mektebi de Sadrazam Ahmed Paşa tarafından bu sırada yeniden yaptırılır. Ancak 192uncu yüzyılda yapılan demiryolu binaya ciddi verir ne yazık ki...