1 Mayıs

Türkiye’nin 12 Eylül askeri darbesine sürüklenmesinde 1977 1 Mayıs’ı “kanlı” bir kilometre taşıydı.
35 yıl sonra “tarihçi” Halil Berktay’ın gözlemlerinden hareketle “tarih” yeniden yazılmak isteniyor. Tam da 12 Eylül davasının başladığı sırada iddianamedeki 1 Mayıs katliamı, “derin devlet”in işi olmaktan çıkarılıp, “solun iç çatışması” haline getiriliyor. Bu “tartışma”da bugüne dek her taşın altında “derin devlet” arayan Taraf’ın tutumu da hayli düşündürücü.
Berktay “olgular”dan hareket ettiğini söylüyor.
Daha önce Ermeni araştırmalarında Talat Paşa’nın telgraflarını inceleyerek 1915 trajedisinin gerçekte bir sürgün değil, “katliam” olduğunu savunan Halil Berktay, “1 Mayıs dosyası”nı açıp 34 kişinin yaşamını yitirdiği olayları “sol”un üzerine yıkmaya çalışırken nedense şahsi anılar ve gözlemlerle yetiniyor. Bilgi, belge, istihbarat raporu yok!
DİSK’in sorumluluğu altındaki meydana girmeye çalışan “Maocu” grupları engelleme çabasının panik ve çatışmaya yol açtığı söylemi yeni değil. İlk silah o anda ateşlenmiş olabilir!
Zaten yaratılan “kaos” da planlı bir gerilimin sonucuydu.
1 Mayıs 1976’da Taksim’de ilk kez yasaksız ve kitlesel kutlanan “işçi sınıfı bayramı” Türkiye’de 1960’lardan itibaren Sovyet tarzı “komünist” devrim bekleyen devlet katında yeterince uyarıcı olmuştu.
12 Mart muhtırasıyla önü kesilen, Denizler’in idamıyla geriletilen “sosyalist” hareket 1970’lerin ortasında yeniden yükselişe geçmişti. Üstelik bu kez sendikalar ön plandaydı. DİSK yönetimi ise TKP’ın tarihsel çizgisine oturmuş, Sovyetler ve Doğu Avrupa ağırlıklı “enternasyonalist” rüzgârı arkasına almıştı.
Ecevit’in “sola açtığı” CHP de “düzen değişikliği” programıyla iktidara gelmek üzereydi.
Şili’de seçimle işbaşına gelen sosyalist Allende CIA destekli askeri darbeyle Pinochet tarafından yeni devrilmişti.
ABD’nin “arka bahçesi” saydığı Latin Amerika’da olduğu gibi Sovyetler’e karşı NATO’nun “ileri karakol”u Türkiye’de ilerici, “sol iktidar”a geçit vermesi düşünülemezdi.
12 Eylül darbesiyle eksen değişti.
Türk İslam sentezi yol verildi.
Şimdi “derin devlet”i aklamaya çalışanlar Sular İdaresi ve İntercontinantel Oteli üzerinden ateş edilmediği iddiasındalar.
Berktay keşke katliamdan bir ay sonra 3 Haziran 1977’de CHP’nin Taksim mitingi öncesinde Ecevit’i MİT’ten gelen bilgi üzerine uyaran Başbakan Demirel’in mektubunu da hatırlayabilseydi.
Demirel, Ecevit’e “uzun namlulu ve dürbünlü silahla” Sheraton Oteli’nin üzerinden ateş edileceğini haber verdi.
1 Mayıs’ta “otel faktörü” yoksa Başbakanlığın (MİT’in) Sheraton uyarısı neyin nesiydi?
Ve 1980’de darbeye giden Türkiye’de Kemal Türkler neden öldürüldü?
Bu gerçekler ortadayken 1 Mayıs katliamını solun üzerine yıkmaya çalışmak “tabuları yıkmak”la izah edilemeyecek hesaplar içeriyor olmalı.