11 Eylül beklentisi

11 Eylül beklentisi



Başlık, Amerika'yı iki yıl önce vuran terör eylemini çağrıştırmasın. 11 Eylül'ün yıldönümü yaklaşırken dış basındaki İngiltere'ye yönelik İkiz Kuleler spekülasyonundan da söz etmiyoruz.
11 Eylül takvimi, bir süredir Ankara'daki siyasi yapıyı hedef alan bir kararla ilişkilendiriliyor.
Yargıtay'daki DEHAP kararı!
Başkent kulislerindeki senaryoyu daha önce de 'Meclis'te Üçüncü Grup' beklentiyle aktarmıştık.
Eylül yaklaştıkça, muhalefeti 'sevinçli bir telaş' aldı. 3 Kasım seçimlerine yönelik itirazın Doğru Yol'un Meclis'te 66 üyeyle temsil edilmesine yol açacak şekilde karara bağlanacağını umuyorlar. DEHAP'la ilgili Ankara İkinci Ağır Ceza Mahkemesi'nin haziran ayında verdiği 'hileli örgütlenme' kararının Yargıtayca onanması halinde, Meclis'teki aritmetik dağılımın DYP lehine değişebileceğini düşünüyorlar.
Ancak Yargıtay'ın 11 Eylül'deki kararı ne olursa olsun 3 Kasım seçimleriyle ilgili değerlendirmeyi asıl Yüksek Seçim Kurulu yapacak.
YSK'nın DEHAP'a giden oyların geçersizliği halinde Doğru Yol'un yüzde 10 barajını aşması, ya da seçimlerin tümüyle 'iptali' yolunda bir karar alıp almayacağı konusunda netlik yok. Hukukçular ve seçim uzmanları farklı görüşteler.
Bu alandaki yetkin isimlerden biri olan Tarhan Erdem, YSK'nın seçimleri yenileme kararı veremeyeceği görüşünde.
Radikal'de şunu yazdı:
'298 sayılı yasa, YSK'ya, seçimlerden sonra ancak süresi içinde yapılacak ve seçimin sonucuna müessir, o çevre seçiminin veya seçilenlerden bir veya birkaçının tutanağının iptalini gerektirecek mahiyette itirazları inceleme görevi vermiştir. Bu süre de yedi gündür.
Bu nedenle, 3 Kasım seçimleri üzerine, 10 ay geçtikten sonra, yapılacak herhangi bir itirazı YSK'nın ele alması ve sonuçların tamamını veya bir kısmını değiştirecek karar vermesi söz konusu olamaz.'
Erdem'e göre, son sözü Meclis söyler.
AKP ve CHP'den oluşan 'iki partili' TBMM'de seçimlerin yenilenme olasılığı ne denli gerçekçi?
YSK, DEHAP kararını 66 üyeliğin DYP lehine dağıtılması yönünde Meclis'e önerse bile Meclis'teki iktidar grubu bunu yapmaz. Bu senaryoda AKP, 41 üye kaybediyor ve 'anayasal çoğunluğun' altına düşüyor. Böylece ileride Tayyip Erdoğan'a Çankaya yolunun açılmasının da önleneceği varsayılıyor. Kuşkusuz bu hesaplar için çok erken ve AKP'deki 'Erdoğan cumhurbaşkanı, Gül başbakan' formülünün hayata geçmesi için önce bu hükümetin başarılı olması gerekiyor! Türkiye'de beş yıllık seçim süreleri, 1983'ten bu yana tamamlanamıyor. Ve erken seçime gidiliyor.
Muhalefet 'kaybedilmiş seçimin davasını gütmek' yerine 4 yılın sonunda yapılacak bir seçimde 'AKP'yi aşmanın' hesabını yapmalıdır. Bunun da yolu halkı kazanmaktan geçiyor, masa başı arayışlardan değil!