12 veto

Yüksek Seçim Kurulu’nun BDP’nin desteklediği 12 bağımsız milletvekili adayını “veto” etmesi 12 Haziran seçimlerine ağır bir müdahale niteliğindedir. Henüz itiraz yolu açık olmasına karşın YSK’nın kararında ısrar halinde Leyla Zana, Hatip Dicle, Gültan Kışanak, Aysel Tuğluk, Sebahat Tuncel’in de yer aldığı isimler seçime giremeyecekler.
BDP’nin Eşbaşkanı olan Kışanak ve Tuncel halen TBMM üyesidirler.
Başbakan Erdoğan daha dün “Kürt sorununu çözerek tarihe havale etmekten” söz ediyordu.
12 Haziran seçimleriyle oluşacak Parlamento’nun bu açıdan tarihi bir misyonu olacak.
Güneydoğu halkı da artık çatışmadan, savaştan bıktı; PKK seçimi de gözeten uzun bir eylemsizlik kararı aldı. Leyla Zana başta, geçmişin acı tecrübelerinden geçmiş sembol isimler artık demokratik yollardan soruna çözüm arıyorlar. Umutlar yeni anayasaya bağlanmış durumda. Baraj ve hazine yardımı gibi ciddi engellere karşın “sol”da ittifak yaparak bağımsız adaylarla seçime katılmaya hazırlanan BDP çok önemli bir çıkış yapmıştı. Şerafettin Elçi’den, Ertuğrul Kürkçü’ye, Sırrı Süreyya Önder’den Ahmet Türk’e uzanan etkili isimlerle Kürtlerin Parlamento’da temsili düşüncesi bu kez Batı’dan da destek görüyordu.
Kürtlerin TBMM’de demokratik temsil olanakları arttıkça, silahlı hareket giderek siyasallaşacak ve otuz yıldır süren savaş son bulacaktı.
Benzer bir şans, 2009 yılında hükümetin “demokratik açılım” paketiyle yakalanmış ancak Habur girişleriyle kesintiye uğratılmıştı. KCK operasyonları da tarafların birbirine “güven”ini bitirmişti.
Anayasa Mahkemesi’nin DTP’yi o aşamada kapatması da barış umutlarına darbe indirdi.
Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk’un milletvekillikleri düşürülürken Parlamento’da kalanlar BDP çatısı altında yola devam ettiler. Şimdi Kürt siyaseti “seçime beş kala” bir kez de demokratik süreçlerin dışına itiliyor.
İlginçtir. YSK bir gün önce CHP listelerine müdahale ederek Ergenekon sanığı eski Erzincan Başsavcısı İlhan Cihaner’e adaylık olanağı tanırken, BDP’nin desteklediği 12 bağımsızı “veto” ediyor.
Bu vetolar, 12 Eylül askeri rejimini anımsatıyor.
1980 darbesinin üzerinden onca yıl geçtikten sonra, AB ile üyelik müzakeresi sürdüren demokratik bir ülkede, hukuki gerekçeler yaratılarak Kürt adayların Parlamento’dan dışlanması nasıl savunulabilir. Daha geçen hafta İngiliz Economist dergisi Leyla Zana’nın adaylığını Türkiye’deki değişime örnek gösteriyordu.
YSK kararı, 2007 seçimlerinde Anayasa Mahkemesi’nin “367 darbesi”, Genelkurmay’ın 27 Nisan “e muhtıra”sını çağrıştıran bir müdahaledir. 12 bağımsızın yerine başka aday gösterilemez ve BDP seçimden çekilme kararı alırsa ne olacaktır? AKP Güneydoğu’da tulum çıkarırsa seçime gölge düşmeyecek mi?
Ankara’da tuhaf şeyler oluyor.
Seçim sabote edilmek mi isteniyor?!