150 Türk büyüğü

150 Türk büyüğü


LİSTELER açıklanınca "kıyamet kopacağı" belliydi; milletvekili adayı gösterilmeyen "Türk büyükleri" liderlere duydukları tepkinin sonucu olarak Meclis'i "olağanüstü" toplantıya çağırıp genel seçimleri erteletmek istiyorlar.
Onca sorun karşısında kamuoyunun beklediği duyarlılığı gösteremeyen milletvekillerinin şimdi "listezede" oldular diye Türkiye'yi ayağa kaldırmaları etik açıdan doğru mudur?
Elbette yanlıştır, ayıptır ve savunulacak yanı yoktur. Kaybedilmiş bir seçimin davası olmaz!
Gösterilen tepkilerde kimi haklı yanlar (liderlerin parti içi muhalefeti tasfiyesi gibi...) bulunsa bile çoğu kişiseldir ve bu yüzden TBMM'yi toplayıp iki seçimi birbirinden ayırmaya çalışma girişimlerine kamuoyunun destek vereceği beklenmemelidir... Tersine, vatandaşın 20. dönem Meclis çalışmalarına yönelik şikayetleri bu "tasfiye"ye zemin hazırlamıştır.
Parlamentonun üçte biri döküldü.
İddia ediyoruz; milletvekili aday tespiti parti merkezlerine değil de, "tercihli oy"la seçimle halka bırakılsaydı Meclis'in yarıdan çoğu değişirdi.
En büyük değişiklik ANAP'ta görülüyor. Daha sonra DYP ve CHP geliyor.
ANAP'ta 46 kişi listelere girememiş. 30 milletvekilinin de seçilme şansı yok denecek kadar az. Bu durumda 130 kişilik grubun yarısı 18 Nisan'da değişecek. ANAP liderinin şans tanımadığı kişiler arasında İhan Kesici, Rüşdü Saracoğlu, İmren Aykut gibi iddialı isimler var. Anlaşılan, liderle ters düşen tasfiye edilmiş. İstanbul'da önseçim vurgunu yiyen bakanlara ise Yılmaz yeniden şans tanımış. Mehmet Ali İrtemçelik, Birkan Erdal, Nevzat Saygılıoğlu gibi kendisiyle yakın çalışan bürokrat ve diplomatları Meclis'e getirmeyi amaçlayan Yılmaz, eski başbakan Yıldırım Akbulut'a da "vefa" göstermeyi ihmal etmemiş.
Son krizin başbakan adayı Yalım Erez'e ise Mesut Bey'in bir çağrıda bulunmadığı anlaşılıyor. Menzir de törenle transfer edilmesine karşın liste dışıdır.
Ancak, ANAP'ın Meclis grubunun yarısını değiştirmeyi göze alarak hayli cesur davrandığının altını çizmeliyiz.
Çiller de Doğru Yol'a tümüyle damgasını vuruyor. Bakalım, Mehmet Ağar'ın Elazığ savaşı nasıl son bulacak? CHP'de ise önseçim sonrası "kontenjan" dağılımı hayli sancılı geçti. Fikri Sağlar kendisine yapılan haksızlık karşısında kurultay hesaplaşması sinyallerini veriyor. Tabii öncelikle CHP'nin 18 Nisan seçimlerini kazasız belasız atlatması gerekecek.
Deniz Baykal'ın ısrarlı arayışına karşın Yetka Güngör Özden'le "temas" listelerin YSK'ya verildiği saatten sonra, 17.15'te gerçekleşmiş. Anayasa Mahkemesi eski başkanının tercihi Çankaya üzerinde yoğunlaşmış. Ancak burası Hikmet Çetin'e söz verildiği için Yekta Bey'in adaylığı gerçekleşmemiş. Mümtaz Soysal'a ise öneri götürülmemiş.
DSP "sorunsuz parti" özelliğini koruyor. Ecevitler kadın adaylara şans tanıyarak kabinedeki eksiği kapattılar. Adana'dan Tayyibe Gülek'in adaylığı gençlerle kadınların siyasete özendirilmesi açısından kazanımdır. MHP'de de "sessizlik" var. Özal'ın Cumhurbaşkanlığı'na tepki göstererek "sine - i millet"e dönen tek milletvekili Murat Sökmenoğlu, İstanbul Fatih'ten parlamentoya dönmeye hazırlanıyor.
Yasaklı lider Erbakan'ın Konya bağımsız adaylığı hakkındaki kararını ise YSK verecek.
Öne çıkan altı partiyle, ÖDP ve HADEP'in de seçime asılmasıyla 19 Nisan'da yenilenmiş bir parlamentoya sahip olacağız.
Bırakalım artık son sözü vatandaş söylesin.
Demokrasimizin yeni krizlere değil 21'inci yüzyılın dinamiklerinden güç alacak bir soluklanmaya ihtiyacı var.
Dileriz, "değiştirme birlikleri" bunu başarırlar.




Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr