28 Şubat

Mehmet Ali Birand’ın “Son darbe: 28 Şubat” belgeseli CNN Türk’te yayınlanmaya başlandı.
İlk bölümde 1993 Sivas katliamından çarpıcı görüntüler vardı.
MİT Müsteşarı Hakan Fidan’ın özel yetkili savcı tarafından “şüpheli” sıfatıyla KCK’dan sorgulanmak istenmesi üzerine çıkan “kriz” TBMM’ye yansımış durumda. İktidar, MİT yöneticilerinin soruşturulmasını Başbakan’ın iznine bağlamak istiyor. Muhalefet ise bu sürecin MİT’i gelecekteki operasyonlar konusunda “dokunulmaz” kılacağı görüşünden hareketle düzenlemeye karşı çıkıyorlar.
Bu tartışma keşke güncel kavgaların ötesinde Türkiye gibi askeri darbelerle örselenmiş demokrasilerde istihbarat örgütlerinin işlevlerinin hukuk içinde ne olması ve nasıl yapılanması gerektiğine ışık tutabilse.
MİT, askeri darbeleri hükümetlere haber vermediği için eleştirilir.
Başbakan’a bağlıdır ama gücünü “askeri hiyerarşi”den alır.
12 Eylül 1980 darbesinden sonra bu yönü daha da güçlenmişken, 1990’lardan itibaren AB sürecindeki reformların da etkisiyle “sivil müsteşarlar” dönemine girilmiştir. Büyükelçi Sönmez Köksal, Demirel’in başbakanlığındaki DYP-SHP koalisyonunca MİT Müsteşarlığı’na getirilmiştir.
Birand’ın “28 Şubat belgesi”ne Madımak görüntüleriyle başlaması, tam da bu “geçiş”in sancılarının yaşandığı yıllarda “Postmodern darbe”yle son bulacak olaylar dizisinin “önlenemez akışı” üzerinde yeniden düşünmemizi sağlıyor.
24 Ocak’ta Uğur Mumcu suikastıyla başlayan 1993 bir felaketler yılıydı.
PKK’nın Güneydoğu’da başlattığı çatışmalar Nevruz gösterileriyle kentlere yayılmış ve “iç savaş”a dönüşmüştü. JİTEM sahnedeydi. Faili meçhuller yayılıyordu. Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis’in Ankara’da düşen uçağı “sabotaj” kuşkularına yol açmıştı. Çünkü ilk kez bir askeri yetkili “sivil” çözümlerden söz ediyordu. Dönemin Cumhurbaşkanı Özal da, PKK’yı “ateşkes” noktasına çekip demokratik çözümün önünü açmak istiyordu.
Nisanda Özal öldü.
Demirel Çankaya’ya çıktı.
Tansu Çiller, DYP kongresinde genel başkan seçilerek başbakan oldu.
Sivas katliamı 1993 yazında yaşandı.
28 Şubat belgesinde, Pir Sultan Şenliği için kente gelen Aziz Nesin’i, sanatçı ve aydınları Madımak’a hapseden, oteli ateşe vererek yanarak ölmelerine, dumandan boğularak ölmelerine yol açan gözü dönmüş kalabalığın istenirse dağıtılabileceğini görüyoruz. Jandarma olay yerine geliyor ancak öfkeli kalabalığı dağıtmıyor. Linç ortamına rağmen, Aziz Nesin ve arkadaşlarını otelden çıkarmıyor.
Otelde korku dolu bekleyiş sürüyor.
Ankara nedense müdahale etmiyor.
MİT’i, emniyeti, jandarması adeta uyuyor!
1 Mayıs 1977’de, Çorum ve Kahramanmaraş’ta olduğu gibi katliam seyrediliyor.
1993 yılı faili meçhuller, Kürt sorunu ve siyasal İslam’ın yükselişinde milattır.
28 Şubat belgeselini seyretmenin tam zamanı.