28 yıl

Hrant Dink gazeteciydi. Ermenice ve Türkçe yayımlanan haftalık AGOS gazetesinin genel yayın yönetmeniydi.
Düşüncelerini yazarak, konuşarak ifade ediyordu. TCK’nın 301’inci maddesinden yargılanırken, Trabzon’da örgütlü bir çete tarafından öldürüldü.
Tehdit alıyordu, Hrant.
Onu uyaranlar arasında, “vali yardımcısı” düzeyinde devlet görevlileri de vardı. Suikasttan önce başına gelecekleri AGOS’taki köşesinde yazdı. Hrant’ı koruması gerekenler Trabzon ve İstanbul arasında aylar süren hazırlığa göz yumdular. Cinayete davetiye çıkardılar. Sonradan anlaşıldı ki, Yasin Hayal, Erhan Tuncel, Ogün Samast’ı bu işe yönlendiren güçlerin hazırlığını Trabzon’da duymayan kalmamış, olay jandarma ve polisin istihbarat raporlarına geçmişti.
Hrant’ın meslektaşları, cinayetin karanlık yüzünü ortaya çıkarmak üzere seferber oldular.
Türkiye’de 70’i aşkın gazeteci suikasta kurban gitti. Uğur Mumcu öldürüldüğünde, siyasi iktidar cinayeti aydınlatmanın “devletin namus borcu” olduğunu açıklamıştı.
Bu borç ödenmediği gibi yenileri eklendi. Hrant Dink gibi karıncayı incitmemiş bir aydın olan Ahmet Taner Kışlalı’yı kaybettik. Liste uzayıp gitti.
Cinayetlerde ihmali olanları araştırıp yazmak, katilleri kovalamak, yargıya bilgi, belge sağlamak yine gazetecilere düşüyor. Ancak Türkiye örneğinde, gazetecilerin işi hayli güç.
Milliyet muhabiri Nedim Şener’in başına gelenlere bakın.
Şener’in “suç”u, Hrant Dink cinayetinde “ihmali” olan Trabzon ve İstanbul emniyet ve istihbarat birimlerindeki görevlilerden de söz eden bir kitap yazmış olmak. Kitabın adı: “Dink Cinayeti ve İstihbarat Yalanları”
Nedim Şener, 6 ayrı suç işlediği iddiasıyla toplam 28 yıla kadar hapis cezası istemiyle iki ayrı davadan yargılanacak.
Hrant Dink cinayetini kovalayan gazeteci için istenen toplam cezanın, “tetikçi” için öngörülen 20 yıllık hapis cezasından daha fazla olması, “adalet”in tecellisi sayılabilir mi?
Şener, “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef göstermek, gizli bilgileri açıklamak, temin etmek ile haberleşmenin gizliliğini ihlal ve adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” suçlarını işlediği iddiasıyla yargılanacak.
Bu suçlar, “ağır cezalık!”
Oysa Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin bildirisindeki gibi, “bazı suçların açığa çıkarılması, araştırılması ve kamuoyunun bilgisine sunulması yoluyla kamu vicdanının rahatlatılması” gazetecinin görevi.
Şener’in kitabındaki bilgiler, suikastı aydınlatmaya yönelik.
Keşke bu gizlilik, Hrant Dink cinayetinden önce “ihlal” edilmiş olsaydı da jandarma ve emniyet istihbarat raporlarına geçen bilgiler ışığında Trabzon’dan İstanbul’a gönderilen “Ogün Samast”ın tetiği çekmesi engellenseydi. Nedim Şener dün mahkemeye çıktı.
28 yıl, Hrant’ın katiline verilecek cezadan daha fazla!
Olacak şey mi?