3 Kasım sonrası AKP

3 Kasım sonrası AKP


Yüksek Seçim Kurulu’nun Tayyip Erdoğan ve Erbakan hakkındaki, "milletvekili olamazlar" kararı 3 Kasım sonrası dengeleri nasıl etkileyecek?
Merkez sağda politika yapan Gürcan Dağdaş ile olası gelişmeleri konuştuk.
Dağdaş, Refahyol döneminde devlet bakanıydı, Aydın Menderes ile birlikte Erbakan’ı ‘sağduyu’ çizgisine çekmeye çalıştılar. 28 Şubat ertesinde hükümet dağılırken Dağdaş DTP’ye geçti. 19 Nisan 1999 seçimlerinden bu yana parlamento dışında. DYP lideri Çiller’in Menderes ve Mehmet Ali Bayar’la kurduğu birlikteliğe katılmadı.
Kars’tan ‘bağımsız’ aday oldu.
Dağdaş, genç bir insan olarak ‘siyaseti olmazsa olmaz bir yaşam biçimi’ şeklinde görmediği ve ayağı sokağa bastığı için memleketi Kars’a umutlu gidiyor.
3 Kasım seçimlerinde halk daha çok ‘tepki’ oyu kullanacak.
AKP - CHP seçeneği de, 1999’dan bu yana işini gücünü kaybeden, yoksullaşan insanların iktidara olan tepkilerinden doğuyor.
Ekonomik krizin faturası koalisyona kesilecek. AKP’nin yükselişinde ‘merkez sağ’daki erozyon da etkili oluyor. Anketlere bakılırsa, ANAP’ın yanı sıra DYP ve MHP’nin de baraj riski bulunuyor. Genç Parti’nin atağı MHP’yi olumsuz etkiliyor.
Gürcan Dağdaş’a sağdaki manzarayı sorduk. AKP’nin yükselişini, 1946 - 50 seçimlerindeki Demokrat Parti hareketine benzetmek ne ölçüde mümkün?
Dağdaş, iki partinin seçmen tarafından algılanmasında 3 Kasım 2002 seçimleri öncesindeki kimi benzerliklere değinmekle birlikte önemli bir ‘fark’a dikkat çekti:
‘Demokrat Parti’yi kuran kadro CHP içinden çıkmıştı ve Celal Bayar başta olmak üzere dörtlü takrirle yola çıkan kadronun Cumhuriyet’in temel parametreleriyle bir sorunu yoktu. İktidarı onlara devredenler de bu anlamda kuşku duymuyorlardı. Kadroları daha rafineydi.
Erdoğan ve AKP yönetimi için devlet katında şimdi böyle bir güven yok. AK Parti bu seçimlerde oyunu artırsa bile üzerindeki kuşkuyu gidermesi kolay olmayacak.
Tayyip Erdoğan’la ilgili tartışmalarda şunu yaşayacağız. 3 Kasım’a kadar Erdoğan’ın durumu AKP oylarını pozitif etkiler. Seçimden sonra negatife dönüşür. Çünkü ya AKP, Tayyip Erdoğan’ın partisi olacak ya da sağda yeni bir yapılanmanın adresi haline gelecek.’
Gürcan Dağdaş’a göre AKP seçimde yüzde 30 - 35’lere ulaşırsa bu durum merkez sağ partiler, DYP ve ANAP’ta depreme yol açar.
Erdoğan’sız AKP ile seçimde kaybeden ancak liderlerini yenileyen partiler arasında ‘geniş tabana oturan ve toplumun her kesimine güven veren yeni yapılanmaya’ gidilir.
Dağdaş, seçimlerden sonra ‘Birinci Meclis’ gibi çalışacak bir parlamento kurulacağını ve tıpkı Osmanlı’dan devralınan ‘borçlar’ gibi ağır ekonomik zorluklar karşısında ‘iç barış’ın tesisi, AB üyeliği, Kıbrıs, Irak’la savaş gibi ulusal tercihlerle karşılaşılacağını söyledi.
YSK’nın Erdoğan kararı bu sürecin ilk adımı olarak görülebilir.