301 hayaleti

CHP’li Süheyl Batum’un asker için kullandığı ‘kâğıttan kaplanmış’ sözleri epeydir unutulan bir maddeyi, ifade özgürlüğü üzerinde hayalet gibi dolaşan TCK 301. maddeyi yeniden gündeme getirdi.
Zonguldak Cumhuriyet Başsavcılığı, Batum hakkında soruşturma açmak için Adalet Bakanlığı’ndan izin istedi.
Bakanlık onaylarsa, Batum hakkında ‘askere hakaretten altı aydan 2 yıla kadar hapis cezası’ istemiyle dava açılabilecek.
301. maddenin kötüye kullanılmasının bedelini, mahkeme önlerinde linç kampanyalarının hedefi haline getirilen Hrant Dink yaşamıyla ödemişti.
Sonradan yapılan değişiklikle 301’den açılan davalara fren getirildi.
Ancak 2008’de bakanlık iznine bağlanan dava dosyaları çığ gibi büyüyormuş.
Son rakamları Milliyet yayımladı; toplam dosya sayısı 1480’e ulaşmış. Bunlardan 1301’i reddedilmiş, 88’ine soruşturma izni verilmiş, 91’i hakkında inceleme sürüyormuş.
TCK 301 bu haliyle düşünce ve ifade özgürlükleri üzerinde ‘Demokles’in kılıcı’ gibi sallanmaya devam edecek.
Yargı üzerinde koparılan onca fırtınadan sonra bu maddenin ‘dokunulmazlığı’ dikkat çekicidir.
Batum’un ‘kâğıttan kaplan’ söyleminin de 301’den kurtulma konusunda bir zemin oluşturacağını düşünenlerin sayısı az değil.
Sonuçta Süheyl Batum siyaset yapıyor. Silivri’deki Ergenekon ve Balyoz davası sanıklarıyla bağlantılı askercil mesajlarının orduda yankı bulmayacağı belliydi. Genelkurmay Başkanlığı da üzüntülerini belirten bir açıklama yaptı. Bu durumda Batum’un sözlerinin daha çok yeni katıldığı CHP’yi etkilemesi beklenir. O konuda da CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun Batum’u uyardığı biliniyor.
‘Kâğıttan kaplan’ tartışmasında AKP de topa girdiği ve ‘TSK’ya hakaret edildiğini’ savundukları için Adalet Bakanlığı’nın 301’den dava açması siyasi bir karar olarak algılanacaktır.
Batum’un sözleri elbette sorunludur.
12 Mart ve 12 Eylül 1980’deki muhtıra ve darbelerden sonra ilk kez emekli kuvvet komutanlarının da yer aldığı 200’e yakın kişi ‘darbeye teşebbüs’ suçlamasıyla yargılanırken, ‘Koca bir askeri yıktılar, meğer kâğıttan kaplanmış, biz asker zannedermişiz, meğer ABD içini oymuş’ sözleri,’vesayetçi, müdahaleci’ bir anlayışın ürünüdür. Batum daha önce de Silivri’ye elli bin kişiyi yığmaktan söz etmiştir.
301 gibi maddelere gerek olmadığının kanıtı tam da bu tartışmadır.
Hükümet etmek, seçimle gelip seçimle gitmek demokrasilerde tek yoldur.
İşte Mısır’ı 30 yıldır yöneten diktatör, tanklara rağmen 2 milyon kişinin direnişini bastıramıyor, nihayet çekiliyor. Darbeyle gelen devrimle gidiyor! Tahrir’de tarih yazılıyor.
Güçlü ordu deyince 12 Eylül’lerin akla getirildiği bir Türkiye’de ‘ABD desteği’ yok diye askerin ‘kâğıttan kaplan’a benzediğini ifade etmek bizce TSK’ya ‘hakaret’ suçu oluşturmaz.
Ordu demokrasiye bağlıdır.
Bakanlık, Batum dosyasını geri çevirmeli, 301 hayaletinden kurtulmalıyız.