68’ler hayaleti

Üniversitelerde 68’lerin hayaleti dolaşıyor. Demirel 1960-70’li yıllarda gençlik boykot, işgal ve yürüyüşlerle siyasi iktidarı sarsmaya başladığında, ‘Yollar yürümekle aşınmaz’ demişti! 2010 Türkiye’sinde üniversite gençliği bu kez ‘yumurtalı’ eylemlerle ülkeyi yönetenlere sesini duyurmaya çalışıyor. Dolmabahçe’de Başbakan’ın rektörlerle toplantısında YÖK’ü protesto etmeye çalışırken polisin sert müdahalesiyle karşılaşan İstanbul’daki gençlere destek Ankara SBF’den geldi. Burhan Kuzu’ya yumurta atan, Süheyl Batum’u konuşturmayan öğrenciler Siyasal’ın büyük amfisinde ‘Mülkiye’ nostaljisi yaşattılar.
O Mülkiye ki, gücünü ‘nabza göre şerbet vermeyin’ diyen bağımsızlık düşüncesinden alıyor.
AKP ve CHP’li siyasetçilerin şanssızlığı İstanbul’daki olaylardan sonra hiçbir şey olmamış gibi ‘Anayasa dersi’ vermek için Siyasal’ı seçmeleridir! Normal bir gün olsa muhtemelen boş amfide konuşacaklardı Kuzu ve Batum. Oysa İstanbul’da polis tekmeleri altında ezilen öğrencilerle en güçlü dayanışmayı SBF, ODTÜ gibi bir zamanlar ‘solun kalesi’ olan okullar gösterecekti. Gerçi 68 kuşağının o ‘eski sol’ anlayışını günümüz gençliğinin ‘yeni sol’ çizgisiyle örtüştürmek kolay değil ama tepkilere bakarak yine de üniversite gençliğinin bir tür başkaldırı duygusu içinde ‘düzen partileri’ni AKP, CHP diye ayırmadan aynı kefeye koyduklarını görüyoruz. 68’lerin hayaleti, bu anlamda iktidar ve muhalefetin üzerinde dolaşıyor. CHP Genel Sekreteri Süheyl Batum’u konuşturmayan öğrenciler, ‘Sermaye defol’, ‘Üniversiteler bizimdir’ diye bağırıyor. Batum da onları, ‘faşist’likle suçluyor.
Başbakan Erdoğan’ın tepkisindeki sertlik de, ‘Yollar yürümekle aşınmaz’ diyen Demirel’in 1970’lerdeki ruh halinden uzakta olduğunu gösteriyor. ‘Yumurta atmakla dünyanın sonu gelmez’ diyemiyor.
Keşke hükümet üniversite gençliğinin ‘isyancı’ ruhunu ilk anda yakalayabilse ve polisi güç kullanımından zamanında alıkoyabilse; öğrenciler de yumurtayı düşüncenin önüne geçirmeyecek bir tartışma üslubunu Mülkiye geleneğine yakışır tarzda sergileyebilselerdi.
İklimi yumuşatmak ve üniversitelerde gerilimi düşürmek hükümetin görevi. 68 kuşağına yönelik acımasızlığın bedelini Türkiye muhtıralar, darbeler ve 5 bin gencin ölümüyle en acı biçimde ödemişken kırk yıl önceki hataları yinelemek yeni felaketlere kapı açmak olmaz mı?
Seçime giden Türkiye’de üniversite gençliğini siyasi kutuplaşmanın tarafı haline getirmek iktidarın da muhalefetin de hayrına değildir. Yapılacak şey, öğrencilerin ne istediğini doğru anlamak ve YÖK başta; üniversite özerkliğini yok eden 12 Eylül kurumlarını tasfiye etmektir. Sivil Anayasa sözü bunu gerektiriyor.
Karl Marx, kapitalizm çatırdarken Avrupa’da ‘komünizmin hayaleti dolaşıyor’ diye yazmıştı.
Günümüz Türkiye’sinde YÖK ve üniversiteler üzerinde 68’lerin hayaleti dolaşıyor.