Acıyı bal eyledik

Siyaset Günlüğü Son kez Orhan Pamuk'un Nobel kutlamasında Beyoğlu'ndaki gecede karşılaşmıştık Ufuk'la; hastalıkla mücadele ediyordu. Kucaklaştık. Anılar galerisinde 1970'lerin Ankara'sına uzandık.Rüzgarlı Sokak'ta gazeteciliğe başlayan çömezlerdik.Haber peşinde koşmaktan ve "sarı basın kartı"mız olmadığı için, Meclis Basın Bürosu'nda şimdi rahmetli olan sevgili ağabeyimiz Rafet Genç tarafından kovalanmaktan yorgun düşen genç muhabirlerdik. Ufuk, Son Havadis'te çalışırdı. Sonradan Türk Haberler Ajansı'na geçti. Ben Yeni Ulus'taydım. O dönemde TBMM'de sadece büyük gazete ve ajansların odası olduğu için Ufuk'un THA'ya transferi hepimizin işine gelmişti. Bekir Coşkun, THA'nın parlamento muhabiriydi ve Rafet Ağabey'den kaçtığımız günlerde onun yanına sığınırdık.Bizim kuşak Meclis'te yetişti.Kimler yoktu ki 1980 öncesi parlamentonun gazeteci-yazar kadrosu içinde: Fikret Otyam, Mustafa Ekmekçi, Uğur Mumcu (Cumhuriyet), Örsan Öymen, Orhan Duru, Orhan Tokatlı (Milliyet), Cüneyt Arcayürek, Şeniz Yurtman, Ayberk Temel (Hürriyet), Yavuz Donat (Tercüman) Can Pulak (Günaydın), Teoman Erel (ANKA).Ve deneyimli muhabirler: Betül Uncular, Süleyman Coşkun, Süha Örtülü. En çömezi bizlerdik; Ufuk, Sedat, Işık, Kemal, Canan.Geçenlerde Parlamento Muhabirleri Derneği'nden aradılar, 25. yıl plaketi için.Ahmet Tan törendeymiş. 30 yılı bulan gazetecilik serüveninin ardından Türkiye'de darbe, kan ve gözyaşı, ekonomik ve siyasi kriz, erken seçim dışında normal bir dönem yaşamamış olmanın mesleki açıdan şans mı, şanssızlık mı olduğu üzerine konuştuk.Tan, epeydir siyaseti seçti.Ufuk, mesleğin zirvelerinde dolaştıktan sonra Habertürk'ün kurucu patronu oldu.ANKA'nın parlamento muhabiri olduğum sırada, Ufuk'la, Meclis Savunma Komisyonu'na gelen Türkiye-ABD Savunma İşbirliği Anlaşması (SEİA) ek mektubunu ele geçirmek üzere yaptığımız kavgayı dün gibi anımsıyorum. Avcılığa o zamandan meraklıydı! İkimiz de dosyanın üzerine atladık. Birbirimizi dışarıda "fotokopi" çekmeye ikna etmeye çalışırken belgeleri yırtacaktık! En keyifli anımız ajans telekslerinden haberi geçmeye başladığımız andı.Güldemir'le birlikte, Güneydoğu'dan gelen şehit haberleri acımızı katladı. Yarbay Melih Gülova'nın doçent eşi ve kızı Naz'ın fotoğrafları, terör denen alçaklık karşısında bir şeyler yapılmasını zorunlu kılıyor.İsyanımız, ülke sevdası karşısında "acıyı bal eylememize!" dsazak@milliyet.com.tr Ufuk'un (Güldemir) haberi ve Güneydoğu'da ardı arkası kesilmeyen şehit cenazeleri. Ölüm karabasan gibi çöktü üzerimize; "acıyı bal eyledik!"