Adaylık diktesi

Adaylık diktesi


       Anayasa değişse de Demirel yeniden cumhurbaşkanı adayı olamaz.
       1982 Anayasası hazırlanırken Aldıkaçtı komisyonunda başkanvekili sıfatıyla görev yapan Prof. Şener Akyol "Çankaya - 2000" tartışması başladığı günden bu yana aynı tezi işliyor. Diyor ki: "Anayasa'nın 101. maddesi değiştirilerek seçime yeni bir veçhe verilebilir. Ne var ki, 7 yıl içinde ve bir defalık seçilen mevcut cumhurbaşkanı bundan yararlanamaz."
     
Akyol bir de kitapçık hazırlamış, "Hukukla Oynanmaz" diye...
       Mevcut cumhurbaşkanının yeniden aday gösterilmesinin "Anayasa ihlali" anlamına geleceği konusunda parlamentoyu uyarıyor.
       TBMM'de süreç nihayet başladı, Anayasa değişikliği 29 Mart ve 4 Nisan'daki 1. - 2. tur oylama takvimine bağlandı. Ama milletvekilleri rahat gözükmüyor. Oy kulübesine giren her üye, adeta günah çıkaracak, "doğru mu yapıyorum, vicdanım rahat mı?" diye... Bu rahatsızlığı ifade eden üyelerin ilk tepkisi "İmzalarla vicdanlar arasına sıkışmış durumdayız, ne yapacağımızı bilemiyoruz" olmuştur. Baba onları rahatlatmaya çalışıyor. "Engel olamayacaksanız, zevk almaya bakın" demeye getiriyor:
     "Madem imza attınız, oyunuzun arkasında duracaksınız!"
       Demirel, Meclis kulisini iyi bilir. Anayasa bir kez değiştikten sonra karşısına rakip bile çıkmayacağını görüyor. Dolayısıyla işi, 20 Nisan'daki seçime geçilmeden Anayasa değişikliği ile bitirmek istiyor.
       101. madde oylamasında 330'un altında kalınırsa bu defa "Babanın işi bitecek."
       Süleyman Bey bu tehlikeyi savuşturmak için "metni imzalayıp oy vermekten kaçınmanın etik olmayacağını" anlatıyor.
       Oysa aynı Demirel'in, 1993'teki cumhurbaşkanlığı seçimi sırasındaki sözleri var: "Parlamentoda kimin cumhurbaşkanı olacağı dikte edilemez." Milletvekilleri bu çelişkiyi yadırgamıyor:
     "Biz Demirel'e imza vermedik ki; liderlerin ısrarı üzerine hükümet bozulmasın diye kerhen Anayasa değişikliği yapıyoruz. Oy kulübesine girildiğinde herkes kendi vicdanıyla baş başa kalacak. Kararını değiştiren de çıkar, boş oy atan da... Dün dündür, bugün bugündür diyen Süleyman Bey değil miydi? Önergedeki imzalar bağlayıcı olsa milletvekillerinin oyuna gerek kalmazdı."
       Meclis bir anayasal dayatmayla karşı karşıya. Kişiye özel değişiklikle 7 yıllığına seçilmiş Cumhurbaşkanı'na 5 yıl daha süre tanınmak isteniyor. Bu değişiklik doğrudan Demirel için olmasa, gerekçeye, Anayasa'nın yeni halinde "Mevcut cumhurbaşkanına 2. defa seçilme imkanı tanınacağı" yazılır mıydı?
       Evren'e haksızlık yapılıyor!
       Madem eski cumhurbaşkanları yeniden seçilecek, Evren Paşa'ya da şans tanınmalı.
       Prof. Akyol'un kitapçığından öğreniyoruz; Evren'in 1982 Anayasası'nın kabulüyle cumhurbaşkanı seçilmiş sayılacağı hükmü Danışma Meclisi Anayasa Komisyonu'ndan geçmeyince Antalya - Karpuzkaldıran'da askerlerce metne konulmuş. 12 Eylülcüler, silahların gölgesinde gidilmiş olsa da "referandum"a başvurmuşlardı. Halkın % 8'i o şartlarda "hayır" demişti.
     "Çankaya 2000" seçiminde, günümüzün parlamentosu Danışma Meclisi'nin de gerisine düştü. Anayasa'yı ihlal pahasına milletvekili oylarına ipotek konuyor. Çıt yok!



Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr

DİĞER YENİ YAZILAR