Ağıt

Katırların üzerinde battaniyelere sarılı genç bedenler. “Askerleri görürsen korkma oğlum” diyen analar.
Kaçakçılar!
Yılmaz Güney’in destansı filmleri Hudutların Kanunu, Ağıt’tan sahneler değil. O filmler 1960-70’li yıllarda çekilmişti. 2011 Aralık sonunda Uludere’nin Ortasu Köyü film platosu olmayacak kadar gerçek. Katırların taşıdıkları yük; çay sigara değil. Kaçağa giden gençlerin ölü bedenleri.
Güney’in Ağıt’ından farklı olarak tepelerden düşen taş değil, bombaydı!
10 gün önce alınan “istihbarat”ın kurbanı olmuşlar.
Devlet onları “PKK’lı sanmış!”
Heronlar’a yakalanmışlar; F-16 bombardımanı altında can verdiler.
Aynı aileden 28 cenaze çıktı.
İnsansız hava aracının “vicdanı” olur mu, Heronları en çok mesele yapan gazete dün “devlet halkını bombaladı” diye yazıyordu. Karakol baskınlarında Heron görüntülerinin zamanında değerlendirilmeyişine öylesine şartlanmıştık ki, bu defa 40-50 kişinin sınırdan geçişi “tam zamanında!” karargâha bildirildi, uçaklar havalandı. Operasyon “başarıyla” sonuçlandı. Ancak ölenler PKK’lı değil, Ortasu köylüleri. Siviller bombalandı. 35 yurttaşımız hayatını kaybetti.
Cumhurbaşkanı ve Başbakan dün üzüntülerini açıkladı.
Genelkurmay, ailelere başsağlığı mesajı göndermiş.
Operasyonla ilgili soruşturma başlatılmış.
2011 yılını böylesine ağır bir trajediyle kapatıyor olmamız hazindir.
12 Haziran seçimleri Kürt sorununun yeni Anayasa ile çözümü konusunda umutlu bir iklim yaratmıştı. BDP, 35 milletvekiliyle Meclis’e girmişti. CHP’de Kılıçdaroğlu yönetimi demokratik çözümlere sıcak bakıyordu. AKP de yüzde 50’yi aşan bir güçle iktidar olmuştu.
Defalarca yazdık; İngiltere’de IRA, İspanya’da ETA barışını sağlayan savaşan taraflarla iktidardaki partilerin uzlaşması olmuştur. Türkiye’de ise AKP ve BDP çatışıyor!
Bu çatışma “derinleştikçe” Kürt sorununda yeniden çözümsüzlük noktasına sürüklenilmekte. Şimdi de Afganistan’da Pakistan’daki NATO operasyonlarına benzer “sivil kayıplar” verilmeye başlandı.
Gelinen süreçte elbette PKK’nın “ateşkes”e son verip Silvan ve Çukurca saldırılarıyla orduya kayıplar verdirmesinin rolü büyük. “Arap Baharı” Suriye’ye dayanmasa PKK, Habur girişleriyle denediği “silah bırakma” siyasetini sürdürebilirdi. Ancak Ortadoğu’daki gelişmeler Kürtleri de yeni arayışlara yöneltmekte. Silvan’la eşzamanlı “Özerk Kürdistan” açıklaması, Leyla Zana’nın, “Özerklik yetmez, bağımsızlığı referanduma götürelim” sözleri bu bağlamda görülmeli.
KCK operasyonları da gerilimi tırmandırdı.
Bir de “resimlerde, şiirlerde terörün izlerini arayan” İdris Şahin fenomeni var.
Bu havayı değiştirmek hükümetin görevi.
2012’de barışçı bir siyasi iklime her zamankinden daha fazla ihtiyacımız var. Yeni yıla bu duygularla girmek istiyoruz. Bu ağıtlar, anaların gözyaşları dinsin.
VETO: Kamu vicdanına aykırı milletvekili emekliliği yasasını “veto” eden Cumhurbaşkanı’nı kutlarız.