Ağustos senaryosu

Derya Sazak

31 Mart'ın ayak sesleri şimdiden işitilmeye başlandı. MGK toplantıları yaklaştıkça, "ordu faktörü"nün siyasetteki ağırlığıyla birlikte yeni hükümet senaryoları da tartışma konusu oluyor.
Refahyol'un geleceğine ilişkin tahminlerde öne çıkan iki takvim var:
Koalisyonun Kurban Bayramı'ndan sonra, olmazsa Ağustos şurasından önce dağılması kaçınılmazdır.
Hükümet ise şu hesaptadır:
Yazı çıkarırsak, Askeri Şura'da (30 Ağustos) dört kuvvet komutanı da emekliye ayrılacağından Genelkurmay'ın hükümet üzerindeki baskısı giderek azalır.
Dünkü gelişme ilginçtir. Almanya Dışişleri Bakanı Klaus Kinkel'in Ankara programından, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı'yı ziyaret aniden çıkarıldı. Oysa, son dönemde Türkiye'ye gelen heyetlerin temas trafiğinde Genelkurmay önemli kavşaklardan birini oluşturuyordu. İkinci Başkan Çevik Bir'in ABD'deki etkili konuşmalarının ardından, ordunun siyasette olduğu gibi, diplomasideki ağırlığının da arttığına tanık olundu.
Avrupa Parlamentosu Sosyalist Grup Başkanı Pauline Green'in Ankara'daki temaslarında Orgeneral Çevik Bir'le özel olarak görüşmesi ve ardından demokrasi mesajı vermesi anlamlıydı.
Başkent kulislerinde Genelkurmay Başkanı'nın son Avusturya ziyaretinde, Almanya Başbakanı Kohl'ün danışmanlarıyla görüştüğü öne sürülmüştü. Bu bilgilerin Ankara'da hükümet üyelerince elde edilmiş olması dikkat çekicidir.
Belli ki, Erbakan ve Çiller, bu temaslardan rahatsız oluyorlar.
Almanya Dışişleri Bakanı Kinkel'in programında yapılan Genelkurmay değişikliğinin "rutin"i aşan bir gerekçesi olsa gerek. Çünkü iptal, ilk programın basına yansımasından sonra olmuştur.
Diplomasiden siyasete dönersek...
28 Şubat kararlarıyla yeni bir döneme giren siyasi iktidar - ordu ilişkilerinde beklenen "detant"ın henüz tam olarak sağlandığı söylenemez.
Cumhurbaşkanı başta olmak üzere siyasi çevrelerdeki yaygın kanı Refahlı bir hükümetin "kerhen" imzaladığı bu kararları uygulamayacağı şeklindedir.
Nitekim, 8 yıllık eğitim konusunda bile taraflar arasında derin görüş ayrılıkları gözleniyor.
Başta Erbakan olmak üzere, Refah kanadı kesintisiz 8 yıl eğitime karşı çıkıyorlar, Meclis'i 5+3 formülüyle oyalamaya çalışıyorlar. DYP'nin ısrarı ise, bazı ara formülleri devreye sokup, koalisyonun geleceğini kurtarmaktan ibarettir.
Çünkü, Çiller bu hükümetin bozulmasını istemiyor. DYP lideri, biraz daha direnebilirse başbakanlığın normal süresinden önce kendisine gelebileceğine inanmaktadır.
Bu yüzden Erbakan ve Çiller, her fırsatta, "ne kadar uyumlu" olduklarını tekrarlayıp, Tanrı'ya şükretmektedirler.
Ortaklar, dün de, Mercümek'i aklama yolunu açarak Hoca'nın deyimiyle, bir madalyaya hak kazandılar.
Her icraata bir madalya...
Güle güle, taksınlar!..
Böylece Bosna paralarını iç ettiği Çiller ve DYP kadroları tarafından (Cevheri dahil) gündeme getirilen Mercümek'in aklanmasıyla, "örtülü Mercümek koalisyonu"nun gizli protokolündeki bir madde daha hayata geçirilmiş oldu. Dolayısıyla, Tansu Hanım'ın, zamanı geldiğinde Erbakan'ın başbakanlığı kendisine devredeceğine olan inancına hak vermek gerekiyor.
Yeter ki, o zamana kadar, demokratik sabır taşmasın!
Koalisyon, Ağustos'a kadar çatlamasın...
8 yıl kesintisiz temel eğitim konusunda Işın Çelebi bir çalışma yapmış. Bilimsel verilerden yola çıkılarak yapılan hazırlıkta, geleceğe dönük çarpıcı bulgular var.
Türkiye'de ilkokul mezunu çocukların yüzde 50'si eğitime devam etmiyormuş. Beş yıldan sonra okutulmayanlarda kızlar çoğunlukta. Buna karşılık Kuran kurslarına devam eden öğrencilerde ağırlık kızlarda.
Erbakan'ın iddiasının aksine, Işın Çelebi, dünyada 8 yıllık temel eğitim yapmayan birkaç Afrika ülkesi kaldığını öne sürüyor.
Türkiye'de eğitime ayrılan kaynaklar, dramatik düşüşler gösteriyor. Eğitim yatırımlarının gayri safi milli hasıladaki payının en az yüzde 6'larda olması gerekirken, Türkiye yüzde 3.3'le Malezya, Mısır, Tunus ve Ürdün'ün altında seyrediyor.
21'inci yüzyıla hazırlanan ülkeler, bilgi toplumu olmanın alt yapısını bilgisayar ve Internet ağlarıyla kurup, eğitim reformuna yönelirken, Türkiye adeta "nasıl geriye gideriz"in yollarını arıyor.
Işın Çelebi'nin isyanı "bizim çocuklarımızın dogmatik bir eğitim sistemine mahkum edilmek istenmesinedir."
Temel eğitimde kesintisiz 8 yıl, çağdaş bir yöneliştir.