AKP’nin geleceği

TESEV Başkanı Can Paker’in evindeki yemekte “sırdaş” gazetecilerle bir araya gelen Başbakan Erdoğan, Anayasa Mahkemesi’ndeki davanın olası sonuçlarını değerlendirirken “AKP’nin kapatılacağına inanmadığını, parti kapatılsa bile zamanın kendisinin ve lideri bulunduğu siyasi hareketin lehine olduğunu” savunmuş. Anayasa Mahkemesi’nden aleyhte bir karar çıkması halinde yeni partiyle yola devam edeceklerini, seçime “bağımsız” girme şansının bulunduğunu, ancak, yasal engeller çıkması halinde “yaşının genç olması” nedeniyle bir süre dışarıda kalmasının sorun yaratmayacağını anlatmış.
AKP’yi iktidara getiren Anadolu sermayesinin, AB sürecinde güçlenen yeni orta sınıfların, büyüyen ekonominin ve 9 bin doları aşan ulusal gelirin Türkiye’nin demokratik gelişimi yönünde en büyük güvence olduğunu belirten Erdoğan sohbet sırasında, “Kişi başına gelir 15 bin dolar olduğu zaman bu iş biter” diye konuşmuş.
Kapatma davasını etkileyecek bir anayasa değişikliğine gidilmeyecekmiş. Erdoğan, “yol haritası”nı çizdiği için hayli rahatlamış gözüküyormuş.
Bu rahatlamada önemli bir etken de CHP’nin kurultaydan “Baykal’ın yönetiminde” çıkması ve MHP oylarının anketlerde düşüyor olmasının yol açtığı “alternatifsizlik” duygusu olsa gerek.
1980 sonrası Güniz Sokak’taki evinde oturarak Özal’ın yıpranmasını bekleyen Demirel gibi “yasaklı” Erdoğan da bir süre Üsküdar’daki evine çekilerek, cumhurbaşkanı olarak Çankaya’ya çıkacağı günlerin hesabını yapıyor olabilir mi?
Mümkün. Demirel’e göre Erdoğan’ın avantajı, AKP kapatılsa bile “yasaklanan” milletvekillerinin sayısının kurulacak yeni partiyi iktidardan düşürmeyeceği hesabıdır.
Ankara kulislerinde başbakanlık için şimdiden bazı isimler konuşuluyor.
Dışişleri Bakanlığı’nda hayli suskun bir dönem geçirdikten sonra AKP davasıyla konuşmaya başlayan Babacan üzerinde hem Gül’ün hem Erdoğan’ın uzlaşabileceği ve dış dünyanın tanıdığı Ali Babacan’ın “başbakan” olabileceği öne sürülüyor. Mehmet Ali Şahin, Cemil Çiçek ve Köksal Toptan da başbakan adayı olarak öne çıkan isimler.
Öte yandan AKP’nin kapatılması halinde CHP, MHP ve AKP’den kopacaklarla birlikte bir “koalisyon” ihtimali üzerinde de duruluyor. Bu senaryoda Abdüllatif Şener’in adı öne çıkıyor. Kuşkusuz bu durumda Erdoğan, derhal seçime gitmeyi düşünecektir.
“Ağustos Şûrası” da kayda değer bir takvim oluşturuyor!
Siyasi belirsizliklerin tetikleyeceği ekonomik kriz ise tam bir “kâbus senaryosu!”
2001 ekonomik kriziyle gelen AKP, yeni bir kriz dalgasının iktidarın sonunu getireceğini görmektedir.