Alex’in gidişi

Fenerbahçe’nin Brezilyalı yıldız oyuncusu ve takım kaptanı Alex de Souza’nın 8 yıllık Türkiye serüveni görkemli bir uğurlamayla son buldu.
Alex’i uğurlamaya takım arkadaşlarından sadece Semih ve eşi gitmiş!
Milliyet Spor, Alex’in eşi ve çocuklarıyla havaalanına gelen taraftarlara el salladığı fotoğrafa “Bu kalp seni unutur mu?” diye başlık atmış. Brezilyalı futbolcu Fenerbahçe’nin “unutulmazları” arasına girmekle kalmadı bir de heykeli dikildi. Ancak tam da “Burası Türkiye” dedirtecek biçimde heykeli dikildikten birkaç hafta sonra sözleşmesi feshedildi. Kocaman’la ters düşen “futbol anlayışları”, Alex’i sezon ortasında kulübünden ayırdı. Başkan Aziz Yıldırım da “Alex’in gönderilmesi” operasyonunda “Hiç kimse Fenerbahçe’den üstün değildir” diyerek Kocaman’dan yana tutum aldı. Alex’in çevirmeni Samet’i de haklılığını onaylamaya çağırdı.
Herhalde hiçbir dönemde bir futbolcunun takımdan ayrılma kararı, televizyonlarda iki saat süren kesintisiz canlı yayına konu olmamıştı.
Alex iyi bir futbolcu olmanın ötesinde bir “medya fenomeni” olarak da tarihe geçti.
Televizyonların Alex’e kilitlendiği sürede Türkiye Suriye’ye girse, ekrandaki yayın akışı kesilmez, haber “son dakika” anonsunun ötesine geçmezdi!
Fenerbahçe, Alex’i bu şekilde göndermemeliydi.
Uzaktan mahalle komşusu olduğumuz için Alex’i maç olmayan günlerde eşi ve çocuklarıyla geldiği kafede izlerdim. Son derece mütevazı, ailesiyle ve arkadaş çevresiyle olmayı seven, “star”lığını sergileme ihtiyacı duymayan bir kişilik olarak gözlemledim Alex’i.
Fenerbahçe’yle sözleşmesini feshettikten sonra etrafındaki sevgi selini de abartmadı.
“Alex hatırası” çektirmek isteyenlerin hiçbirini kırmayarak, daha çok çocuklar ve gençlerle fotoğraf çektirdi.
8 yılda şampiyonluklar yaşamış bir takımın kaptanı olarak 170 maçta 340 gol atmış bir futbolcuydu. Türkiye’deki bu parlak kariyer, Hagi gibi birkaç yabancı futbolcuyu akla getirebilir. Alex, hiç tartışmasız Türkiye’ye gelen en disiplinli profesyonel sporcular arasında anılacak.
Bir Beşiktaşlı olarak Fenerbahçe’nin Alex’i göndermesini yadırgıyorum.
Zamansız bu gidiş, çocuklarını da okul arkadaşlarından ayırdı.
Alex’in Fenerbahçe’den gidişi “jübile”yle olmalıydı.
Futbolda işler iyi gitmiyor.
Geçen yıl lige düşen “şike” gölgesinin takımlar üzerindeki olumsuz etkisi devam ediyor.
Milli Takım’ın 2014 Dünya Kupası elemelerinde 3 maçtan ikisini kaybetmesi bu aşınmanın sonucu.
Kulüpler gibi Milli Takım da teknik direktörlerin oyuncu tercihlerinden kaynaklanan inatlaşmaların, “iç çekişmelerin” girdabına sürükleniyor. Oysa Abdullah Avcı ile umutlu bir başlangıç yapılmıştı.
Galatasaray’ın UEFA şampiyonluğu, Avrupa ve Dünya kupalarındaki üçüncülükler mazi oldu.
Futbolda dibe vurduk!