ANAP'ın içi

ANAP'ın içi


18 Nisan'da büyük oy kaybına uğrayan partilerdeki sarsıntılar dinmiyor.
Depremin en şiddetlisi CHP'de yaşandı.
Baykal gitti, Öymen geldi. Tarihinde ilk kez Meclis dışında kalan partiyi canlandırabilmek için, "seferberlik" başlatıldı.
Kolay değil... CHP, aynı kulvardaki rakibi öteki "sol" partinin "iktidar"ına muhalefet ederek güç kazanmaya çalışacak. Ecevit'in uzun soluklu stratejisinin, 1990'larda yönetimi eski liderlerden devralan "ikinci kuşağı" bitirdiği unutulmasın!
Merkez sağdaki liderlerin yanılgısı da Bülent Bey'i hafife almak olmadı mı?
Yalım Erez gelirse, "tasfiye oluruz" kaygısıyla seçim öncesi Ecevit'i başbakanlık koltuğuna buyur edenler, DSP'ye birinci parti olma kapısını açtılar.
Sağdaki kadrolar hala, 18 Nisan "şok"unu yaşıyor.
Ancak, gol atmak da beceri ister.
28 Şubat'taki penaltıyı, Mesut Yılmaz boş kaleye gönderebildi mi?
Atamayana atarlar misali Ecevit, "genç" liderlerin hatasını affetmedi. Veteranların nasıl oynadığını, herkese gösterdi.
Tribündekiler, Yüce Divan'a gitmemek için birbirini aklayan liderlerin zaten farkındaydılar, dolayısıyla "dürüstlük" alkış da aldı, oy da... Halkın bu mesajını yeterince algılamayanlar, koltuklarını korumaya çalışsalar da, yeni yapılanma olmadıkça bu partileri ayağa kaldırmak zor.
Özetle...
CHP gibi, DYP ve ANAP'ta da seçim sonrası hesaplaşma kaçınılmaz görünüyor.
Kamuoyu son günlerde daha çok, Doğru Yol'daki kongre mücadelesi ve Fazilet'teki istifalarla meşgul gözüktüğü için ANAP gündem dışı kalıyor. Oysa, koalisyon ortaklığına rağmen bu partide de kazan kaynıyor. ANAP'ın, Cindoruk'un DTP'si gibi iktidarda eriyeceğini düşünenler, partiye sahip çıkılması ve "83 ruhu"nun canlandırılması yönünde harekete geçiyorlar. Tatil dönüşü Meclis Grubu'nda parti içi muhalefetin sesi daha fazla duyulacak.
Mesut Yılmaz'ı eleştirenlere göre, ANAP'ın bu hükümete "yama olması" hataydı ve Yüce Divan'da aklanarak, 2000'de Çankaya'ya çıkma planı bu yanlışı doğurdu. Muhalefet; böyle giderse, ANAP'ın hükümetteki konumunun gözden geçirilmesini isteyebilir. Kabinedeki bazı isimlere ve KİT'lere yapılan atamalara da tepki var.
Keçeciler'in başına gelenler ise kulislerde hala konuşuluyor.
Koalisyonun çatısı oluşturulurken ANAP'ın başbakan yardımcısı olarak ilan edilen Keçeciler, Afrika'ya yaptığı yolculuk dönüşü koltuğun Cumhur Ersümer'e gittiğini gördü. Burkina Faso'nun başkenti Ovagadogou ziyareti, deneyimli bakana, böyle zamanlarda insanın kendi başkentinde, Ankara'da olmasının önemini kavratmış olmalı. Devlet Bakanı Keçeciler'in, "Burkina Faso darbesi"ni içine sindiremediği ancak "istifa" yerine, Meclis'teki "kabine" sıralarına oturmayarak daha gösterişli bir "protesto" yolu seçtiği anlatılıyor.
İktidar, en iyi yapıştırıcı!
ANAP kongresinin "seçimden önce" yapılmış olması da bir şans ama Doğru Yol'da Çiller giderse, Yılmaz zor kalır. Merkez sağın yeniden yapılanması sürecinde ANAP'ta da "arayış" başlar.




Yazara E-Posta: d.sazak@milliyet.com.tr