APnin Eveti

Brükselde geçen hafta, Sosyalist, Yeşiller ve Liberal grupların Türkiye konusundaki olumlu yaklaşımlarını gördükten sonra Hıristiyan Demokratlar dışında, müzakerelerin başlaması önünde engel kalmadığını yazmıştık. Dünkü oylama bu açıdan sürpriz olmadı. Karar, sembolik de olsa zirveye 2 gün kala 407 parlamenterin Türkiyeden yana oy kullanmaları nedeniyle liderler zirvesine de pozitif yansıyacaktır.Yüzlerce değişiklik ve gizli oylama önergesi arasında Türkiyeye tam üyelik yerine imtiyazlı ortaklık isteğinin reddedilmesi de Avrupa kamuoylarından çekinen liderlere güçlü bir halk iradesi sunmaktadır. Gizli oylamayı protesto eden Türkiye yanlısı parlamenterlerin evet dövizleri kaldırması da moral bir gösteri olmuştur.Türkiyenin bu tür forumlarda yıllarca nasıl hırpalandığını bilenler açısından gelinen aşama hayli önemlidir.Avrupa Parlamentosu Başkanı Josep Borrellin, Türkiye raportörü Camiel Eurlings ile birlikte düzenlediği basın toplantısındaki sözleri kararın siyasi önemini vurgulamaktadır: "Oylama sonuçları iki şeyi göstermektedir. Parlamento, müzakerelerin geciktirilmeden başlamasını istemektedir. Karar aynı zamanda bir B planı istenmediğini ortaya koymaktadır."Brükselde artık son perde açılıyor.Dün AB uzmanı CPS Danışmanlık Yöneticisi Tulu Gümüştekinle konuştuk. Ülkelerin tutumunu tek tek irdeleyen bir rapor hazırlamış, liderler zirvesi sonucundan umutlu görünüyordu:"17 Aralık yaklaştıkça, Fransa ve Avusturyanın başını çektiği hayır cephesinin işi zorlaşacağa benziyor. Ne var ki, 17 Aralık 2004 tarihinde Türkiye istediği sonucu alırsa, yani kesin ve ikinci bir karar gerektirmeyecek bir müzakere tarihi (2005 sonbaharı), Kıbrıs sorununun yeni bir adımı bu tarihten önce gerektirmemesi, müzakerelerin tam üyelik hedefine yönelik olması gibi açıklanan üç vazgeçilmezi elde ederse, Avrupadaki dengelerin Türkiye lehine değişmesi şaşırtıcı olmayacaktır."Ankara kulislerinde de ihtiyatlı iyimserlik havası esiyor.Kuşkusuz Brükselden çıkacak müzakerelere başlanması kararı kadar, gelecekte üyeliğin içini boşaltacak ve özel statü anlamına gelecek kısıtlamaların niteliği de önem taşıyacak.Müzakerelerin hangi şartlarda kimin tarafından yürütüleceği de soru işareti. Baş müzakereci olarak Dışişleri Bakanı Abdullah Gülden söz ediliyor. Ancak Gülün bakanlığı bırakmayacağı, Başbakan Erdoğanın siyasi danışmanı Ömer Çelikin bu göreve hazırlandığı kulislerde konuşuluyor. dsazak@milliyet.com.tr Avrupa Parlamentosu, Türkiyeye tam üyelik perspektifi sağlayan raporu 262ye karşı 407 oyla kabul ederek 17 Aralık zirvesinde tarihi kararı verecek liderlere güçlü bir destek (evet) mesajı gönderdi.