Aranıyor

Bir sorumlu aranıyor! Suriye ateşiyle düşürülen F-4 pilotları Yüzbaşı Gökhan Ertan ve Teğmen Hasan Hüseyin’in bedenleri Akdeniz’in derinliklerinden çıkarılarak Malatya’da düzenlenen törenle toprağa verildi.
Uzmanlar, ekran başında enkaz fotoğraflarına bakarak uçağın “füzeyle mi, uçaksavarla mı düşürüldüğünü” tartışıyor.
Suriye’nin sorumluluğu açısından bu tartışma faydalı olabilir ama sonuçta iki pilotumuz hayatlarını kaybettiler.
Uçağın hayli alçak bir irtifada “sınır ihlalini” göze alarak Suriye gibi “iç çatışma” yaşayan ülkenin hava savunma sistemlerine yakalanacak önemdeki görevi acaba neydi? Bu görev uğruna şehit olan pilotlarla ilgili “emir komuta” sorumluluğu kimdeydi?
Bugüne dek savunulduğu şekliyle uçak, uluslararası hava sahasında Türkiye’nin radar sistemini test ediyorsa Suriye tarafından neden vurulmuştur?
Esad, uçağın daha önce İsrail uçaklarının Suriye hava sahasını ihlal ettikleri koridoru kullandığını öne sürmekte.
İki ülke arasındaki gerilim “düşmanlık” seviyesine tırmanmasa, uçağın radara yakalandığı an asker yetkililer arasında kurulacak iletişim ölümcül sonucu önleyebilirdi.
Suriye Devlet Başkanı, Cumhuriyet’e demecinde Genelkurmay Başkanlığı’ndaki değişiklikten sonra askeri ateşeler düzeyinde bile diyalogun kesildiğini savunmakta.
Uçağın enkazı çıkarıldığına göre Ankara’nın da olay konusunda daha somut değerlendirme ve bilgileri kamuoyuyla paylaşması gerekiyor.
2 pilotun ölümüne neden olan askeri uçağı Suriye “bilerek” düşürdü ancak F-4’ün o bölgedeki bu ölümcül saldırıya hedef olmasında sorumluluğu olan askeri ve siyasi -diplomatik- yetkililerin de çıkıp bir şeyler söylemesinin zamanı gelmedi mi?
Evet, bir sorumlu aranıyor!
Samsun’daki selde TOKİ’nin “Fransız balkonlu” konutlarının zemin katında iki çocuğu ve eski kocası boğularak ölen Selma Baş’ın kaybettiklerinin, toplam 10 kişinin hayatlarını kim geri getirecek?
Ne Çevre ne Şehircilik hiçbir bakanın hatası yoktu.
Dere yatağına konut inşa edilmişti.
Mert nehrinin taşkınlarından çevreyi koruyacak bent yıkılmıştı.
DSİ ile TOKİ topu birbirlerine atıyorlar.
Zonguldak Çaycuma’da çöken köprüde 15 yurttaşımızı yitireli kaç ay aç oldu?
Başbakan, Ayamama Deresi taştığında “Derelerin intikamı” demişti.
Karadeniz’in yaylaları, dere yatakları dağ taş konut doldu. İnsanları yutuyor.
Bakanlar, bürokratlar özür bile dilemiyorlar.
En trajik olanı da Erzurum Palandöken’de tahta korkuluklara çarparak ölen Aslı Nemutlu hakkındaki bilirkişi raporunda “cinayet gibi” kaza nedeniyle milli kayakçının suçlanması.
Sahi bu ülkede 17 bin kişinin öldüğü Marmara depreminde tek müteahhit olarak cezaevine giren Veli Göçer’den başka kusurlu bulunanı hatırlayan var mı?
Bir sorumlu aranıyor!