AYDINLAR

Silvan’da yüreklere düşen ateş aydın ve sanatçıları harekete geçirdi. ‘Türküleri değil silahları susturalım!’
13 askerin PKK saldırısında hayatını kaybettiği gece İstanbul’daki caz konserinde Kürtçe söylediği için protesto edilen sanatçı Aynur Doğan’a destek için yürüyecek sanatçılar.
‘Barışalım Yeter’ diyecekler.
Aynur’la dayanışma toplantısında her zamanki gibi doğru mesajlar verdi, aydınlar:
“Barışın dilini daha sık kullanmamız gerekiyor. Bu Ahmet Kaya’nın ya da Aynur Doğan’ın meselesi olmaktan çoktan çıkmıştır. Halkları birbirine hedef gösteren, ırkçılık üzerinden siyaset yapanları uyarmak istiyoruz. Ateşle oynuyorsunuz. Bu ateş sizi de yakar” dediler.
Kardeş Türküler’den Sezen Aksu’ya, Gülten Kaya’dan Lale Mansur’a geniş bir katılım.
‘Türküleri değil silahları susturalım!’
Bir avuç sanatçının değil, milyonlarca insanın, sıradan yurttaşların ortak özlemini yansıtıyor bu slogan.
Şemdinli’de ‘iyi çocuklar’ ortalığı karıştırmaya başladığından bu yana ‘barış’ için seferber oldu aydınlar.
Habur girişlerinde umutlar tavan yapmıştı.
12 Haziran silahların susması için büyük bir fırsattı. Bir ayda nerelere sürüklendik!
BDP’den bağımsız milletvekili seçilen Sırrı Süreyya Önder, Radikal’de Silvan’ın ateşini şöyle yorumlamıştı:
“Ormanın nasıl yandığını ya da kimin yaktığını hiç merak etmedim. O ormanda kavrulan 20 gence mani olamayanlardan birisi olmanın utancı bana yetti.”
Dün yine bir aydınlar bildirisi yayımlandı.
Oya Baydar’dan Çiğdem Mater’e, Orhan Alkaya’dan Mithat Sancar’a, Ahmet Tulgar’dan Mesut Yeğen’e, Baskın Oran’dan Şevval Sam’a pek çok tanıdık isim var metinde. Onlar da, ‘Silvan’da neler yaşandığının, gençlerin neden, nasıl öldüğünün açıklanması’ için Meclis Araştırması açılmasını istemişler.
TBMM’de bir komisyon kurulmasının ‘barış’a katkı sağlayacağını düşünüyorlar. Komisyonun, ‘tanık ifadelerine, otopsi sonuçlarına, askeri telsiz görüşme kayıtlarına, bölgedeki uçak ve helikopter seyirlerine başvurarak gerçeği ortaya çıkarmasını’ istiyorlar.
Aydınlar bildirisinde AKP’nin tutumuna, 3 partinin ‘güvenlik’ eksenli ortak deklarasyonuna eleştiriler var.
Oysa Meclis’te ‘dördüncü bir parti’ daha var: BDP.
Aydın ve sanatçıların muhtemelen büyük çoğunluğunun oy verdiği ‘bağımsızlar’ı temsil eden BDP’nin ‘barış’a en çok ihtiyaç duyulduğu bir dönemde ‘yemin boykotu’ yaparak Meclis’e girmeyişlerini sorgulayan tek bir satır bile yok bildiride. ‘Özerklik’ eleştirisi ve PKK vurgusu da eksik. Siyaset ‘barışı inşa’ etmek üzerine yapılırsa eğer, BDP’ye verilmiş oyların Meclis’te temsil edilmiyor olması demokratik araçların ‘kadük’ edilmesi anlamına gelmiyor mu?
Aydınlar boşa giden oylarının hesabını da sormayacaklar mı?
Silvan için Meclis’te kurulması istenen komisyona BDP üye vermeyecek mi?
Bildirilerin ‘ekleri’ nerede?