Babacan ve ekonomi

TRT’de pazar günleri yayımlanan Politik Açılım’ın bu haftaki konuğu Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’dı. Yunanistan’ın bütçe açıkları ve borç stoku nedeniyle düştüğü zorluğun AB’ye dolayısıyla Türkiye’ye etkileri, IMF anlaşmasının hâlâ gündemde olup olmadığı, bankaların gelecekte karşılaşacakları riskleri önleme adına, mevduat sınırlamasına gidilip gidilmeyeceği konusunda hükümetin ne düşündüğünü Babacan’dan öğrendik.
Önce bankacılıkla ilgili düzenleme beklentisine değinelim: Ali Babacan, “Obama formülü”ne sıcak bakıyor. Bankalar Birliği Başkanı Ersin Özince’nin kısa dönemli sermaye girişleri üzerinden vergi alınmasını öngören -Kemal Derviş’in de savunduğu- Tobin vergisine ise karşı. Babacan, bir kriz anında konulacak vergi ne denli yüksek olursa olsun, yabancı yatırımcının o miktarı ödeyip çıkacağını, Tobin vergisinin pratikte sıcak paraya karşı işe yaramayacağını savunuyor.
İngiltere’de Başbakan Gordon Brown’un 2009 krizinden sonra uygulamaya koyduğu verginin ise kamunun üzerine yıkılan borçların bir kısım maliyetinin bankalardan çıkarılması gibi bir ihtiyaçtan kaynaklandığına işaret ediyor, Babacan.
ABD’de Obama’nın yapmaya çalıştığı da, küresel şirketlerin ve bankaların zararının bütçeden karşılanarak yurttaşların vergilerinden sağlanan hazine kaynaklarının “şişman kediler”e gitmemesi. Banka mevduatları toplam mevduatın yüzde 10’unu aşamayacak!
G-20 zirvesinde tartışılan “bankaların batacak kadar büyümesine sınır getirilmesi” düşüncesini Babacan da seslendirdi.
TRT’de, “Bugünden yarına hemen sınır getirelim demiyorum ama Türkiye’de de bankaları olası risklerden korumak için mevduat toplamayı mutlaka denetime almalıyız” şeklinde konuştu. 5 banka yüzde 10 sınırını aşıyor. IMF ile anlaşmanın da “kredi ihtiyacına” bağlı olarak yapılacağına dönük sinyaller aldık.
Türkiye’nin bu yıl 100 milyar dolara yakın iç ve dış borç ödemesinin en az maliyetle çevrilebilmesi için Merkez Bankası’ndaki 70-75 milyar dolarlık rezervi tamamlayacak miktarda kredinin IMF anlaşmasıyla sağlanabileceğini söyledi Babacan:
“İçeriye borçlanmak yerine IMF’ye borçlanacağız. IMF’den gelebilecek her 1 milyar dolar 1.5 milyar Türk lirası olarak iç piyasaya kaynak olarak bırakılacak. Bu para ya sanayiciye, ya ihracatçıya kredi olacak dolayısıyla ciddi miktarda kaynak Türk özel sektörümüzün hizmetine sunulmuş olacak.”
Babacan IMF anlaşmasını “kriz lobisi”nin istediğine yönelik görüşleri ise “komplo teorisi” olarak nitelendirdi. Tek kişiye iş yaratmanın bile her türlü kur hesabından önce geldiğini söyledi. İşsizlik Türkiye’nin en büyük sorunu. Üretemeyen, istihdam yaratamayan bir ekonominin makro göstergeler ne olursa olsun seçimde iktidara ağır bedeller ödeteceği de bir gerçek. 2010 bu açıdan altın değerinde!