Balyoz davası

196 sanıklı “Balyoz davası”na 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Davanın görüldüğü Silivri Ceza İnfaz Kurumları yerleşkesinde Ergenekon sanıkları da iki yıldır tutuklu bulunuyor. 5-7 Mart 2003 tarihlerinde İstanbul’da 1. Ordu Komutanlığı’nda yapılan “seminer”in gerçekte bir darbeye hazırlık çalışması olduğuna ilişkin iddialar Taraf gazetesinin 20 Ocak 2010 tarihli manşetiyle gündeme gelmişti. “Balyoz Harekât Planı”yla hükümeti ortadan kaldırmaya çalışmakla suçlanan eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan başta emekli ve görevdeki pek çok subay sivil mahkemede yargılanacaklar.
12 Mart’ta Madanoğlu davası gibi “cunta” faaliyetlerinden 40 yıl sonra ilk kez bir darbe girişimi yargılanıyor. Davanın sanıkları arasında emekli kuvvet komutanları Özden Örnek ve İbrahim Fırtına ile 2010 Ağustos Şûrası’nda terfileri durdurulduktan sonra açığa alınan generaller de bulunuyor.
Balyoz davası, aylardır çeşitli yönleriyle tartışılıyor. Çetin Doğan iki kez tutuklandıktan sonra salıverildi. Tutuksuz yargılanıyor. Hakkındaki iddiaları reddediyor. 2003’teki seminerin asla bir darbe hazırlığı olmadığını savunuyor. Cami bombalama, uçak düşürme gibi suçlamaların yer aldığı 11 nolu CD’nin “sahte” olduğu öne sürülüyor. 1000 sayfalık iddianame ve eklerindeki kimi olayların tarih, yer ve isimleriyle ilgili yanlışların “darbe” senaryosunun sonradan yazılmış olabileceğine ilişkin kuşkuları akla getiriyor.
Dava başlarken, mahkeme başkanının değişmiş olması da polemiklere yol açtı.
Mademki “darbe teşebbüsü” ilk kez sivil yargının konusu oluyor; somut delillerle mahkemeler bu sınavdan adalete gölge düşürmeyecek şekilde geçebilmelidir.
Ergenekon’da olduğu gibi davalar uzadıkça, mahkemeler “siyasi” nitelik kazanmaktadır.
2003-2004’lü yıllar, AKP’nin iktidarda tutunmaya çalışırken, “Türkiye elden gidiyor, İslam’a kayıyor, bir şeyler yapın” diyen çevrelerin de askerleri kışkırttığı tarihler.
Özden Örnek’in günlüklerinde, Mustafa Balbay’ın notlarında o döneme ilişkin çarpıcı bilgiler var: Sarıkız, Ayışığı gibi “adı konulmuş” darbe planları, muhtıralar, bildiriler, “Birinci ordudan darbe ihbarları alıyoruz” şeklinde istihbarat raporları, askerlerin çok sevdiği “milli mutabakat hükümeti” listeleri.
Ergenekon soruşturması açılmasa, bunların çoğu “deşifre” olmayacaktı.
ABD’nin Irak işgali öncesinde “kuzey cephesi”ni Türkiye’den açmaya çalıştığı sırada Meclis’te reddedilen tezkere 1 Mart 2003 tarihli. Birinci Ordu’daki seminer ise 2-4 Mart tarihli. Böylesine olağanüstü günlerde Trakya’da harekât planları yapmak tuhaf değil mi? Savaş Kuzey Irak sınırında patlıyor ama “geri bölge” emniyeti İstanbul’da alınıyor!
Balyoz’da gerçekte ne olduğunu ortaya çıkarmak artık yargının işi. Umarız dava çabuk sonuçlanır ve darbe teşebbüsleri açısından “önleyici” olur!